Çocukken siyasetçileri “devlet” diye görür, içinde “dev” geçtiği için korkardım.
Gençliğimde çoğunun kendi kesesi için çalıştığına inandım.
Orta yaşlarımda sadece çıkarcı değil aynı zamanda kalleş olduklarını da düşünmeye başladım.
Şimdi ise...
Yakından tanıdığım birkaçı dışında benim için hepsi hiçbir işe yaramayan, kendi mesleklerinde dikiş tutturamadıkları için siyasete soyunan, hırslı ama cahil, söylediği söze kendisi bile inanmayan tutarsız kişiler!
★★★
Tek dertleri bir daha, yine ve yeniden seçilmek...
Bunlardan kurtulmanın yolu seçim sandığı değil; ne yapar eder, yine o sandığa girerler...
Tek yol var; gerçi o da bir sandık!
İki metre uzunluğunda, seksen santim genişliğinde, otuz beş santim derinliğinde... Hem de omuzlara alınıyor!
O sandığa girene kadar vazgeçmeleri mümkün değil!
★★★
Parti değiştirenlere bakıyorum:
Hiçbiri adam değil!
Hepsi seçmenini sattı.
İşte; o yüzden kalleş diyorum!
Ayrıca bir de vicdansızlar...
Tamam; yanılmış olabilirsin, herkes hata yapar...
Sağlam bildiğin parti çürük çıkmış olabilir...
Hepsini anlarım.
Basarsın istifayı, görev sürenin sonuna kadar bağımsız kalırsın!
Ama “pavyon gülü” gibi kucaktan kucağa dolaşmazsın!
Sütyenine takılan üç-beş yüz lirayla, piste fırlayıp kıvırmazsın!
Bunlarla mücadele de zor!
Kızıp suratlarına tükürsen mahkemeye koşar, bir de senden tazminat almaya çalışırlar...
★★★
Kadını, erkeği yoktur bunların...
Hepsi satılıktır!
Hepsi korkaktır!
Hepsi kalleştir!
Hepsi haindir!
Birlikte yola çıksanız, yolda terk ederler...
Denize girseniz, boğmaya kalkarlar!
Yemek yeseniz, tabağınızdan aşırırlar...
İktidar partisinin genel başkanı övünüyor ya “Bunlarla ailemizi büyütüyoruz” diye...
Asla güvenmesin...
Bunlar ilk kavşakta, onları da satar.
Aile, anne, baba, karı, koca, çocuk, torun dinlemez; kendi oturma organlarını kurtarmak için her türlü numarayı yaparlar!
★★★
Dedim ya çocukken siyasetçileri görünce korkardım.
Büyüdüm, çoğunun hiçbir şey olmadığını anladım.
Yine de tahammül ediyordum.
Ama şu son birkaç yılda yaşananlara bakıyorum da...
Meğer bunların yüzüne tükürme hissiyle dolup taşmayı da sığdıracakmışım ahir ömrüme!
Ne acı!
İşini bilen kadın!
İYİ Parti’den Meclis’e giren, sonra CHP’ye geçen İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, dün de AKP rozeti taktı.
Okurlarımdan Seniha Kayrak çıldırmış, mesaj atmış:
“Mustafa Bey, bu kadın çok değil daha bir yıl önce Ekrem İmamoğlu için Boğaziçi Köprüsü’nde ‘Free İmamoğlu’ pankartı açmıştı. Şimdi AKP’li oldu. Benim bu ülkede artık hiç kimseye güvenim kalmadı...”
Niye kızıyorsunuz, neyi anlamıyorsunuz Seniha Hanım?
Bu hanfendi, iş kadını...
Siyaseti de sizin-bizim için değil, “işi” için yapıyor.
Yani işini biliyor!
Meclise girme hırsı onu İYİ Parti’ye yönlendirdi.
Vicdanı CHP’ye geçmesini söyledi.
Şimdi de cüzdanını düşünüyor olmalı ki iktidar partisine geçti...
★★★
Sahi siz Türkiye’deki siyaseti ve siyasetçi geçinenleri hala ciddiye mi alıyorsunuz?
GÜNÜN SORUSU
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin dünkü grup toplantısında, yeni katılanlarla övündü ve “AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz” dedi.
Sorum kendisine:
Ailenizi büyütmek için bugüne kadar hangi belediye başkanının ve milletvekilinin nasıl “ikna edildiğini” de tek tek açıklayacak mısınız?
On gün sonra!
Vücut, karbonhidrat depolarını ve yağ dokusunu tüketme noktasına gelir.
Su içmeye devam edilse bile kas güçsüzlüğü başlar.
Tansiyon düşer.
Bayılma hissi sıklaşır.
Ayağa kalkmak bile zorlaşır.
Gıda alınmadığı için bağırsaklarda ciddi sorunlar görülür, karın ağrıları şiddetlenir.
Baş ve sırt ağrıları dayanılmaz hale gelir.
Böbrek yetmezliği riski artar.
Açlık grevi yapanlar, onuncu günde bunları yaşar.
★★★
Özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenlerin Ankara’da başlattıkları açlık grevinde bugün onuncu gün...
Seslerini duyurmak için geldikleri Ankara’da polis şiddetinin ve iktidar vefasızlığının her türlüsünü yaşadılar.
Sonunda kendi canlarını ortaya koymaya karar verdiler.
Bu pırıl pırıl çocuklar, ölüme her gün bir adım daha yaklaşıyorlar...
En ilginci de ne biliyor musunuz?
Açlık grevinde bile kitap okuyorlar...
Ölüme beş kala, bilgi depolaması!
★★★
Ne diyeyim; bu insanları bu hale getirenler, onların yaşadıklarının bin katını yaşasın!