Televizyonlarda izlemişsinizdir:

Yer, Fakıuşağı Mahallesi’ndeki Osmaniye Anadolu Lisesi’ydi.

Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ikinci ayağı olan Alan Yeterlilik Testi (AYT) yapılacaktı...

Sınav saati yaklaştığında tüm öğrenciler belgelerini göstererek tek tek içeri girdi.

Tam bahçede öğrenci kalmamıştı ki beyaz atletli uzun saçlı bir kız öğrencinin büyük bir gayretle kapıya doğru koştuğu görüldü.

★★★

Ama o da ne?

O ana kadar kapıda sakin sakin bekleyen öğretmen birden hareketlendi ve genç kızdan kaçarcasına arkasını dönüp içeri girdi.

Cam kapıyı arkasından çekip kızın suratına kapattı.

Videodan tekrar tekrar izleyip saniye tuttum:

Sadece üç saniye yüzünden genç kızın sınava girme hakkı elinden alındı.

Genç kız bir kaç kez “Lütfen açın kapıyı” diye ricada bulundu. Ama kapının iç tarafındakiler oralı bile olmadı.

En sonunda kapı biraz aralandı ve aynı öğretmen, “Geç kaldın. Seni içeri alamayız” gibi bir şeyler söyledi.

★★★

Kızcağız önce taş kesildi... Ne yapacağını bilemedi.

Sonra arkasını dönüp kendisini şaşkınlıkla ve heyecanla izleyen annesine baktı, ağlamaya başladı.

Bütün bunlar kapıda bekleyen yüzlerce öğrenci yakınının gözlerinin önünde oldu.

Allahları var; yaşananlara tanıklık eden veliler, kapının açılması için “Aç, aç, aç” diye tezahürata başladı.

Ama bu, kapıdakilerin umrunda bile olmadı...

Herkes yukarıda anlattıklarımı ekranlardan izledi.

★★★

Ne ilginçtir ki kimsenin aklına, “O kız atletli ve başı açık değil de tesettürlü olsaydı o görevliler yine o kadar çevikçe hareket edip o kapıyı kapatabilir miydi?” diye sormak gelmedi.

Şimdi, buradan ben soruyorum:

Evet, o kız başörtülü olsaydı, aynı görevliler “üç saniye” gecikme yüzünden o kapıyı yine suratına kapatır mıydı?

Kesinlikle hayır!

Korkarlardı.

Değil üç saniye, beş dakika bile beklerlerdi.

Ki; doğrusu da o olurdu.

Üç saniyelik ya da birkaç dakikalık gecikmeye hoşgörü gösterir, hayatının baharındaki bir gencin bir yılını çalmazlardı.

★★★

Amacım insanları “örtülü”,“örtüsüz” diye ayırmak değil...

Sadece “ayıranları, bölenleri” deşifre etmek...

O kız başörtülü olsaydı ve kapı yine telaşla yüzüne kapatılsaydı, aynı öğretmen dinci ve yandaş medya tarafından yerden yere vurulmaz mıydı?

İktidar tarafından açığa alınmaz mıydı?

★★★

Bu soruların hepsinin yanıtı “Evet...”

Ne yazık ki kötü insanlar olduk.

Vicdanımızı, hoşgörümüzü, şefkatimizi yitirdik.

Evet; belki bir genç kız bu kötülük yüzünden bir yılını kaybetti ama...

Biz çok daha fazlasını kaybettik!

Bu tür kayırmalarla ve dışlamalarla bizi ikiye böldüler.

Yaşama sevincimizi ve kıvancımızı öldürdüler.

Az şey mi?

Yürüyüş Partisi

İlk günden bu yana yazıyorum:

Butlan gölgesinin düştüğü bugünün CHP’sinden, uzunca bir süre kimseye bir yarar gelmez...

Bu yüzden hemen yeni bir parti kurulmalı!

Görünen o ki Özgür Özel ve arkadaşları, “Felaket Senaryosu” olarak adlandırdıkları bu formülü hayata geçirmeye nihayet karar vermiş...

Adı da dün yayılan kulis bilgilerine göre, “Yürüyüş Partisi” olacakmış...

Yine de Özgür Özel bugün yapacağı Meclis Grubu toplantısında son bir kez çağrıda bulunup bir an önce olağanüstü kurultay isteyecekmiş...

Partileri; amblemleri, kadroları, binaları, paraları, hatta ideolojileri deği; halkın desteği iktidara taşır.

Bu saatten sonra halkın “hain” ilan ettiği kişilerle aynı çatı altında olmak bile, bir süre sonra “ihanet” olarak görülür.

Bu yüzden oyalanmayı bırakın da...

Özgür Bey’in her toplantı sonrasında yaptığı çağrıdaki gibi...

Yürüyün arkadaşlar...

İster Yürüyüş Partisi’nde, isterseniz başka bir yerde...

Yürüyün. Yeter ki durmayın!

Arkanızdaki milyonları “adressiz ve çaresiz” bırakmayın!

Helal mi, haram mı?

CHP’den seçilen Haymana Belediye Başkanı da dün yakasına AKP rozeti takmış...

Bu adam 2024 yerel seçimlerinde Haymana’da kullanılan 19 bin 384 geçerli oyun 9 bin 599’unu, yani yüzde 49.52’sini alarak başkan seçilmişti.

Şimdi CHP’ye oy veren 9 bin 599 kişiyi “sattı” ve onların iradesinin tersine, ilçenin yönetimini AKP’ye taşıdı.

Onu seçenlere soruyorum:

Hakkınızı kendisine helal ediyor musunuz?

Bir soru da AKP yönetimine.

Sandıkta alamadığınız bu oyları “bir kişiyi” alarak devşirmeyi “helal kazanç” olarak görüyor musunuz?

GÜNÜN SORUSU

İngiltere’de son dört yılda dördüncü başbakan da dün istifa etti.

Gerekçe, halka kulak vermemek ve ekonomik kriz! Sorum size: Bu ingilizler ne komik adamlar, değil mi?