Gazeteciler ne zaman Meclis’te yaşanan bir kavgayı, skandalı, küfürleşmeyi hatta sahtekarlığı kamuoyunun gündemine taşısa Meclis Başkanı fırça çekiyor:

Meclis’in saygınlığını zedelemeyin!

İyi de Numan Bey...

Bir kere olsun birbirlerine yumruk atanlara, kafa göz yaranlara, sahtekarlık yapanlara, stajyer kızlara sarkanlara aynı uyarıda bulundun mu?

Çoğu senin partinden olan ama yasa, tüzük, yönetmelik tanımayan bu adamlar için gerekeni yaptın mı?

★★★

Biz yazmaktan bıktık; Meclis’teki AKP’li milletvekilleri “oy sahtekarlığı” yapmaktan bıkmadı.

Eskiden kimseye çaktırmamaya çalışarak birer-ikişer yaparlardı; şimdi rezaletin dibine topluca vuruyorlar!

Önceki gün Meclis’te yapılan yoklamada tam 76 AKP’linin Genel Kurul Salonu’nda olmadıkları halde “varmış gibi” sahte yoklama pusulası düzenlediği anlaşıldı.

İktidar sıralarında oturan bazı milletvekillerinin, salonda bulunmayan arkadaşları pusula doldurdukları ortaya çıktı.

★★★

Sahtekarlığın ortaya çıkmış; en azından kır bacağını, eğ boynunu otur değil mi?

Hayır bunlar “yavuz hırsız” ya... Yedikleri halt yetmezmiş gibi bir de bu utanç verici girişimi ortaya çıkaran muhalefet partilerine küfür ve hakaret ettiler.

Sonuçta oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, isimleri tek tek okuyarak yoklama yaptı da acı gerçek belgelendi!

Adlarına oy pusulası verilen 76 AKP’li milletvekilinin salonda fiziksel olarak bulunmadığı tutanaklara geçti.

★★★

Bunun adı “Yasama hırsızlığı”dır.

Muhalefete sesleniyorum:

Bu hırsızların isimlerini ve temsil ettikleri illeri tek tek açıklayın.

Açıklayın ki aldıkları yüzlerce bin liralık maaşları hak etmeyen bu adamları sokakta görünce hesap soralım!

Saray komedyeni!

“Taş fırın erkeği” diye ün yapan daha sonra da Devlet Tiyatroları’na Genel Müdür olan Tamer Karadağlı, AKP İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir’le birlikte, partinin kalesi Bağcılar’a gitmiş ve esnafı ziyaret etmiş...

Yani siyasetin emrine girmiş!

“Parti yüzü” olmuş...

Siyahları çekerek, kara gözlüğü takarak, en kasıntı haline bürünerek, yani göğsünü öne çıkarıp kollarını da yana açarak “Bakın sokaktayız” demeye getirmiş...

★★★

Sanatsal anlamda tüm saygınlığını yitiren ve “AKP elemanı”na dönüşen bu arkadaş, madem parti propagandası yapmaya bu kadar gönüllü, o zaman kendisini Kadıköy’de, Beşiktaş’ta, Bakırköy’de, Şişli’de, Sarıyer’de, Kartal’da, Maltepe’de ve Üsküdar’da da görmek istiyoruz.

Örneğin Caddebostan sahilinde bir bankta oturup simit yiyebilir mi?

★★★

Sanatçı tarafsız olmaz... Aydınlıktan, emekten, çağdaşlıktan, adaletten, özgürlüklerden, demokrasiden yana taraftır sanatçı!

Ama “bağımlı sanatçı” olmaz...

Bağımsızlığını kaybederse, işte böyle saray komedyeni olur, çıkar!

Yine mi Gül?

Yıllardır kendisine tahsis edilen Maslak Kasrı’nda saray hayatına devam eden AKP’nin ilk cumhurbaşkanı Abdullah Gül,

Gelişen 8 Ülke (D-8) Ekonomik İşbirliği Teşkilatının 29’uncu kuruluş yıl dönümü törenine katılmış...

Toplantı sonrasında Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’la birlikte çektirdiği fotoğraf, “Önümüzdeki seçimlerde tekrar cumhurbaşkanlığına aday olacak” diye yorumlanmış...

★★★

Yalan yok:

Ben tamamı Necmettin Erbakan’ın mirasını bölüşen bu partilere hiçbir zaman güvenmedim, yine güvenmiyorum.

Zamanı geldiğinde de bugün muhalifmiş gibi yaptıkları AKP’yle kol kola gireceklerine adım gibi eminim.

Şimdi gelelim asıl konuya:

Abdullah Gül üçüncü aday olarak seçime girse kime yarar?

İktidar adayı Erdoğan’ın mı oylarını böler, yoksa muhalefetin adayının mı?

Eğer yukarıda adlarını saydığım partiler, bugünkü iktidardan gerçekten kurtulmak istiyorlarsa; bıraksınlar Erdoğan’dan çok da farkı olmayan Abdullah Gül’ü...

Muhalefetin oylarını asla ve asla bölmesinler!

GÜNÜN SORUSU?

Kadıköy Rıhtımı’ndaki dolgu alanına yapılması planlanan dev cami ve
yeraltı otoparkı projesiyle
ilgili mahkeme süreci
henüz sona ermedi. Yani yargı son kararını
söylemedi.. Ancak ne hikmetse önceki gece yarısı birden bire inşaat hazırlıklarına başlandı. Sorum ortaya:

Siz hala gönül rahatlığıyla “Burası muz cumhuriyeti değil” diyebiliyor musunuz?