Ayazağa başta olmak üzere İstanbul’u, Kocaeli’yi, Sakarya’yı, Antalya’yı sular seller götürdü.
Sokaklar dere oldu. Bu yazının yazıldığı saate kadar üç vatandaşımızı kaybettik.
Evler yıkıldı.
Araçlar amfibileşti... Hem karada, hem suda gider hale geldi.
Selin acımadığı her yer çok değerli ama en popüleri kuşkusuz Ayazağa...
★★★
Sarıyer Belediyesi’nin “Yaşam Rehberi”ne göre Ayazağa’nın tarihi yaklaşık 300 yıl öncesine uzanıyor.
Daha otuz yıl önce, çevresi ormanlarla kaplıydı.
Şeytan Deresi ile Ayazağa Deresi arasındaki vadide kurulmuş küçücük bir köydü.
1940’ların sonunda sadece 70 haneliydi.
Köy ahalisi geçimini bahçecilikten ama ağırlıklı olarak mandacılıktan sağlıyordu.
Yoksul insanlar manda besliyor, sütünü satıp geçimini sağlıyordu.
★★★
Sonra İstanbul büyüdü.
1960’lardan itibaren sanayi ve gecekondulaşma başladı. 2000’lerde ise sahneye lüks konut projeleri, siteler, iş merkezleri çıktı.
Ayazağa, birden bire büyük sermayenin gözdesine dönüştü.
Orman, betona...
Dere, imar planına...
Köy, ranta...
Mis gibi manda sütü de yeşil dolarlara teslim edildi!
★★★
Peki, bu dönüşüm hangi siyasi iktidar iş başındayken gerçekleşti?
Yanıt net:
AKP iktidarı döneminde...
Özellikle 2000’lerden sonra, İstanbul’un kuzeyindeki yapılaşma ve büyük gayrimenkul projeleri hız kazandı.
Ayazağa da bu dönüşümün dışında kalmadı.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2016’da, Ayazağa Gecekondu Önleme Bölgesi Planı’nı onayladı.
Her şey böyle başladı.
Çünkü amaç sözüm ona gecekondulaşmayı önlemekti ama...
Asıl amacı herkes biliyordu:
Bu bereketli alanı “gökdelenler cehennemi”ne dönüştürmek...
★★★
Plan, Danıştay tarafından 2021’de iptal edildi.
Bakanlık yılmadı; bir daha onayladı...
Sonra Danıştay bir kez daha iptal etti...
Etti de ne oldu?
Bakanlık son olarak tam bir yıl önce 18 Eylül 2025’te yeniden onayladı.
Bu arada geçen zaman diliminde Ayazağa “beton denizi”ne dönüştü.
★★★
Bir zamanlar mandaların dolaştığı vadilerde bugün milyonluk konutlar yükseliyorsa, bunun faturasını sadece yağmura kesemezsiniz!
Çünkü yağmurun imar affı, siyasi parti üyeliği falan yok.
Dere, seçimde kime oy verildiğine göre akmıyor.
Bir zamanlar bölgenin simgesi olan mandalar, rüşvet yemiyor!
Bölgeyi mahveden imar kararlarını sadece siyasi iktidarlar alıyor.
O halde hesap vermek de onlara düşüyor:
Ayazağa’da “dokunulmaması gereken hangi alanlar” yapılaşmaya açıldı?
Hangi planlarla, bölgeye ne kadar nüfus yoğunluğu getirildi?
Dere yatakları ve yağmur suyu kanalları için hangi önlemler alındı?
Belgeleri açıklayın.
Sorumluları ortaya çıkarın.
★★★
Kentler, ormanları önce betonlaştırıp sonra yurttaşa şemsiye dağıtmakla yönetilmez!
Son 20 yılda yapılan sadece bu...
Ne manda bıraktılar, ne de onun yuva yapacağı söğüt dalı...
Söğütleri kesip yerine gökdelen diktiler...
Mandaları da kakaç yapıp afiyetle yediler!
Sonuçta hepsi para denizi içinde yüzerken...
Bize de sokaklarında boğulduğumuz bir cehennem bıraktılar!
★★★
Son cümleyi siz yazın...
Ben yazarsam patronumun tüm şirketlerine kayyum atanması tehlikesi var!
Ondan şey edemiyorum!
GÜNÜN SORUSU
Sorum ormanlara gökdelen diken ve buna izin veren bütün insafsızlara:
Sizin yediğiniz haltların hesabını bugün insanlar canlarıyla ödedi... Vicdanınız olmadığını biliyorum da... Çocuklarınızdan da mı utanmıyorsunuz?