BEŞİKTAŞ, Avrupa Ligi’nde farklı bir konsantrasyonla sahaya çıkıyor. Dün akşam sahada ayak basmadık yer bırakmayan, kora kor mücadele eden bir takım vardı. Sanki deplasmanda değil, kendi evinde oynuyor gibiydi.
SİYAH-beyazlılar ilk yarı son haftalardaki en iyi oyununu oynadı diyebiliriz. Teknik Direktör İtaliano bu maça da rotasyonlu bir kadro ile çıktı. Ama bu seferki tercihleri etkiliydi. Trossard’ı ortaya çekip, sol kanada Poku’yu koydu. Bu hamle Trossard’ın rakip kaledeki etkinliğini artırdı. Vlahovic’i yedek bırakıp, Celtic Park’ı yakından tanıyan Oh’u tercih etti.
EVET, İtaliano’nun bu maçta farklı bir planı olduğunu gördük. İlk yarıdaki oyuna bakarsak bu plan, gol dışında oynanan iyi futbolla doğru gibi duruyor.
✶✶✶
BEŞİKTAŞ ikinci yarıya çok daha iştahlı başladı. Bu istekli oyuna Trossard, Olaitan, Poku, Oh ve Cerny gibi isimler de katılınca ortaya seyir zevki yüksek bir futbol çıktı. Siyah-beyazlılar bu oyunun meyvesini 54. dakikada attığı golle aldı. Ama, kafama takılan bir şey var; Trossard varken neden Olaitan penaltının başına geçiyor?
✶✶✶
AVRUPA’DA oynadığın maçlarda bir an bile konsantrasyonunu kaybetmeyeceksin. Maç nereden nereye geldi. Kendi sahasında Beşiktaş’ın ataklarını savunan bir takımı kendi ellerinle maça ortak ediyorsun. Bu da yetmezmiş gibi maçı hediye ediyorsun. Maça iyi bir planla başlayıp, inanılmaz değişiklerle bütün iyi şeyleri yok ediyoruz.
Evet...
Vincenzo İtaliano, son maçlardaki değişiklikleriyle sınıfta kalıyor. Orta sahayı ayakta tutan tek isim olan Salih’i çıkarıp sakatlıktan dönen Orkun’u sokmak, orta sahayı rakibe teslim etmektir. Sahada oynanan oyun tamam iyi ama, artık bu tarz maçları kazanmayı başarmamız gerekiyor. Özellikle deplasmanda.
Yine deplasman yine hüsran...