Size bir soru: Bir ABD, İngiliz, Alman, Fransız, İtalyan hatta Rus yük gemisi Karadeniz’in Bulgaristan’a ait karasularında saldırıya uğrasaydı...
Gemideki 10 ABD’li, İngiliz, Alman, Fransız, İtalyan veya Rus mürettebatın tamamı ölseydi...
Bugün dünyada kızılca kıyamet kopar mıydı, kopmaz mıydı?
Hem de nasıl kopardı!
Trump donanmasını Karadeniz’e gönderir, ABD Savunma Bakanlığı bölgedeki tüm olası şüphelileri tehdit ederdi.
Bütün devletler, öldürülen vatandaşlarının hesabını sormak için harekete geçerdi.
★★★
Peki... “Ölenlerin çoğu Türk’tü. Gemi de bir Türk firmasına aitti” desem...
Şaşırır mısınız?
Bırakın kıyameti koparmayı, Türk Dışişleri Bakanlığı, Alfa Watan isimli gemide ölen mürettebatın adlarını bile açıklamadı.
İktidarıyla, muhalefetiyle, Meclis’iyle Ankara bu felakete resmen kayıtsız kaldı.
Televizyonlar iki dakikalık bir haber dahi yapmadı.
Gazeteler iç sayfalarına üç-dört sütunluk bir haber koymakla yetindi.
★★★
Üstelik bu olay, ilk de değil...
Ağustos ayından bu yana uluslararası sularda saldırıya uğrayan beşinci ticari gemimiz bu...
Ölen denizcilerin sayısı toplamda biri kaptan olmak üzere 15’e ulaştı.
Haberiniz var mı?
Duydunuz mu?
Diyelim ki duydunuz; bunun hesabını soran tek bir Türk siyasetçiye rastladınız mı?
Hayır!
★★★
Saldırılar İHA’larla gerçekleştiriliyor.
Rusya ve Ukrayna birbirini suçluyor.
Ankara ise... Umursamıyor!
Çünkü onların koltuk derdi var.
Cumhurbaşkanını yeniden seçtirmek gibi bir gündemleri var.
Başlarında, suç üstündeyken yakalandıkları fon belası var...
Kırk bin kişinin katiline villa yapmak gibi bir işleri var!
Peki; ya batan gemilerimiz, ölen denizcilerimiz?
Onlar için kuru bir “Allah rahmet eylesin” bile yok...
Çünkü isimleri yok, yaşları yok, kimlikleri yok.
Hepsi bir sayıdan ibaret....
★★★
Bırakın bu denizcileri, bir sandaldaki on kedi ya da köpek Karadeniz’de öldürülseydi... Bugün bütün dünya onları konuşuyor olurdu.
Bizim ölülerimiz kimsenin umurunda değil...
Çünkü Türkler!
Bir devlet adına bundan büyük ayıp olur mu?
Köpekler ve taşlar...
Bu ülkede adalet mekanizması iyice garipleşti.
Çalmak, çırpmak, dolandırmak, tacizci olmak suç değil, bunları haberleştirmek suç!
Yani gazetecilik suç!
Fonculardan arkası güçlü olanlar ifade vermeye bile ”lütfen” giderken... Bu soygunun boyutlarını ortaya çıkaran gazeteciler İsmail Saymaz, Murat Ağırel, Şaban Sevinç ve Sözcü muhabiri Mustafa Balcı hakkında ‘dezenformasyon’ suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.
Sevinç ve Balcı hakkında ayrıca gözaltı kararı verildi.
★★★
Teşbihte hata olmaz:
Bu, köpekleri serbest bırakıp taşları bağlamaktır.
Elbette bu da suçtur!
Annesi istemiş!
Aylar önce verdiği bir demeçte, “AKP’ye geçerse annem beni evlatlıktan reddeder, eşim de boşar” diyen İzmir Şehremini Cemil Tugay, bu partiye geçtikten sonra “AK Parti’ye geçmemi annem ve eşim istedi” dedi.
Bir insan kendi kendisini ancak böyle yalanlar...
Ya önce söyledikleri yalandı ya da bugün yalan söylüyor.
Ve ne acıdır ki bu “yalancı çoban” hala 4.5 milyon nüfuslu bir kenti yönetiyor.
İşte; bu da demokrasinin zayıf noktası!
GÜNÜN SORUSU
Eski Aile Bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya “fon skandalı”nda masumsa neden partiyle tüm ilişkisi kesildi?
Masum değilse, aynı haltı yiyen 85 kişi tutukluyken o ve eşi neden serbest?