Hani gazetelerde başlığına kanıp okuduğumuz yazılar vardır. “Genç kalmanın 5 anahtarı”, “Eşinizi mutlu etmenin 10 sırrı”, “Vazgeçilmez olmanın 7 yolu”...
Her seferinde kendimi tutamayıp, acaba bilmediğim ne var diye heyecanla okuyorum. Sonu hep hayal kırıklığı. Sır mır yok ortada. Hep bildiğimiz şeyler, aynı klişe laflar...
Dengeli beslenin, kendinize zaman ayırın, birbirinizi dinleyin...
Bunları dedem bile biliyor atık.
★★★
Bence insan ilişkilerini kesin kurallara bağlamak anlamsız. Hele gönül işlerini herkes için geçerli bir formülle çözmek imkânsız. Birinin hoşuna giden davranış, diğerini kapıdan döndürebiliyor.
İşte yine kendimi tutamayıp ilişkiler hakkında bir yazı okudum.
Hemen cevap verme. İlk sen arama. Fazla gülme. Biraz gizemli ol. Arada ortadan kaybol. Seni merak etsin.
Bir ilişkiye mi başlıyor yoksa bir savaşa mı giriyorsunuz, belli değil. Ben hoşlanmadığım veya sevmediğim kişilere böyle davranıyorum. Sevdiğime de sevmiyormuş gibi davranacaksam o ilişkide ne işim var!
★★★
Gelelim meşhur “kaçan kovalanır” meselesine.
2020 tarihli bir araştırmada, zor elde edilir görünen kişilerin bazı koşullarda daha çekici bulunduğu görülmüş. Ancak araştırmacılar önemli bir ayrım yapıyor. Karşınızdakine ilgisiz ya da kibirli görünürseniz bu tutum ters tepebiliyor. Yani kaçınca mutlaka kovalanacağınızın garantisi yok.
Siz gizem yarattığınızı düşünürken karşınızdaki “İstemiyor herhalde” deyip sizden uzaklaşabilir.
Sonra da arkadaşlarınıza “Birdenbire uzaklaştı” diye anlatırsınız. E, siz de yaklaşmasın diye epey uğraştınız zaten!
Ben hoşlandığım biri mesajıma cevap vermiyorsa belki meşguldür, belki de gerçekten konuşmak istemiyordur diye düşünürüm. Cevap verememesinin makul bir nedeni varsa ortada bir problem yok.
Ama benimle görüşmek istemeyen birinin yakasına neden yapışayım? “Aman, ne gizemli bir insan!” diye âşık mı olacağım? Yolu açık olsun.
★★★
Bir de kadınların ciddi ve gururlu görünen erkekleri, erkeklerin ise gülümseyen kadınları beğendiği iddiası var. Oysa ben bunun tam tersine de şahit oldum.
Bir başka iddia da iki dakika göz göze bakınca aranızda duygular oluşacağı... Ancak buradaki önemli kelime “karşılıklı”.
Filmlerdeki uzun bakışma sahneleri bize bunu anlatmaya çalışıyor olabilir.
Belki de bizim erkekler onun için otobüste, metroda gözlerini dikip uzun uzun bakıyorlar. Ama bizimkiler ineceğiniz durağa kadar bakmayı sürdürdüklerinden süre iki dakikayı epey aşıyor. Belki de doz aşımından kaybediyorlar.
★★★
Aslında ilişkilerde hepimiz anlaşılmak istiyoruz ama kendimizi saklamamız öğütleniyor. Yakınlık istiyoruz ama mesafe koymamız söyleniyor. Güven bekliyoruz ama birbirimizi merakta bırakmaya çalışıyoruz.
Sonra da ilişkiler neden bu kadar yorucu diye düşünüyoruz.
Bana kalırsa en doğrusu doğal olmak. Çünkü herkes eninde sonunda özüne dönüyor. Yapılan bir iki taktikle günü kurtarmak bir ilişkiyi sağlam temellere oturtmak için ne yeterli ne de iyi bir yöntem.
Yine de insan “Aşkın 5 sırrı” başlığını görünce açıp okuyası geliyor.