Adı Blok3...

Spotify’da 10 milyon dinlenmeye ulaşmış.

Demet Akalın ile aralarında bir tartışmaya şahit olduk. Akalın diyor ki, “Tamam, Blok3 güzel şarkılar yapıyor ama orada başka şeyler dönüyor.”

Akalın’ın iddiasına göre, Ebo yazın Akalın’ın eşi Okan Kurt’u arıyor ve “Ablayı 1 numaradan indireceğiz” diyor.

Ertesi gün de Demet Akalın’ın iddiasına göre bir numaradan iniyor.

Ben müzik listelerinden, sıralamalardan, burada hile olup olmadığından anlamam. Takıldığım nokta başka.

Asıl adı Hakan Aydın olan Blok3, bu açıklamaya cevap veriyor, “Annemden büyük, anneannemle yaşıt. Yakalayamaması normal. Kendisi benim teyzem sayılır. Global Spotify beni paylaşıyor ama bizim memlekette büyükler destek olmak yerine iftira atıyor.”

Tabii Demet Akalın durur mu, sosyal medya hesabından “Saygısız, terbiyesiz. Benim sizin gibi ne botum ne fake takipçim var. Otuz seneyi göreceksin sen, haa. Güldürme beni, utan!” deyiveriyor.

Yine sosyal medya memleketin her alanında olduğu gibi karpuz misali bu konuda da ikiye bölünüyor. Gençlerin üslubunu eleştirenler de var, Demet Akalın’ın devir değiştiğinden haberi olmadığını söyleyenler de...

Benim burada takıldığım iki şey var. Biri Demet Akalın’ın genç birine karşı hoşgörüsüz davranması ki, “Aferin” deyip geçebilirdi.

Diğer meseleyse asıl dert edindiğim.

Gençlerin kadınlara karşı takındığı “Annem yaşındasın, anneannem yaşındasın, teyzem sayılırsın” tavrı.

Hadi oradan demek istiyorum.

67 yaşındaki Madonna’ya da aynısını söyleyebilir misin mesela?

Ya da bir oyuncu çıkıp, 82 yaşındaki Catherine Deneuve’e bunu söyleyebilir mi?

Söyleyemez.

Sanat dediğimiz şeyin yaşla başla ilişkisi ancak tecrübeyle ifade edilebilir.

Demet Akalın’a ‘teyze’ dediğinde onu aşağıladığını mı sanıyorsun örneğin.

Öyle ya da böyle dünya kadar hayranı var, bu kadar vahşi bir sektörde 30 yıl ayakta kalabilmiş, şarkıları dilden dile dolaşmış.

Böyle hakaret edebilir misin?

Kimse hiçbir erkek sanatçıya “Amcam yaşındasın, dedem yaşındasın” demiyor. Kadınlara yaş üzerinden vurmak ‘yaşçılık’, bilinen ismiyle ‘ageism’dir.

Yaş temelli ayrımcılık, insanların atfedildikleri yaş kategorileri sebebiyle ayrımcılığa uğramasıdır.

Ama bizde buna çok rastlarız. Örneğin bizim ekranlarımızda yaş almış erkekler her konuda konuşabilir ama yaş almış kadınlar ekrana çıkarılmak için pek de tercih edilmez.

Özellikle CNN Int ya da BBC’de gördüğümüz yaş almış sunucular/gazeteciler haber programları yapmaya devam eder.

Bizdeyse hep genç insanlar ekrana çıkarılır.

50-55 yaşında sunucu/gazeteci kadın bile pek azdır.

Çünkü tecrübe bizde rafa kaldırılması gereken, küflendirilecek bir şeydir.

Liyakat değersizdir.

Vasatlaşmamızın temel sebeplerinden biri tecrübeye kıymet vermeyişimizdir.

Gençlere bunu öğretmek lazım, yaş almışlara da hoşgörüyü.

YENİDEN BAŞLAMANIN ROMANI

İzmir’den ayrılıp yollara düşen Yunus Ayvaz, çok geçmeden kendisini önce Kozak Yaylası’ndaki Dallas Kafe’de, ardından Sarıldım Çiftliği’nde bulur ve gözlerini alışık olmadığı bir dünyaya açar. Bu yeni dünyada Sarıldım Çiftliği, hem bereketi hem de gizemiyle ona türlü oyunlar oynar, zihnine yeni yeni fikirler uçuşturur. Yunus Ayvaz’ın kendini içinde bulduğu entrikalar, hesaplaşmalar ve taşıması zor yükler romanı çok geçmeden bambaşka bir yere götürür.

Ahmet Güntan’ın ‘Sarıldım Çiftliği’, içsel hesaplaşmalarla dolu; aşkın, suçluluk duygusunun, sessizliğin ve yeniden bir şeylere başlamanın romanı... Unutmak isteyenlerle hatırlamaktan korkanların kesiştiği bir yerde –Sarıldım Çiftliği’nde– yaşamın kırılgan dengelerini hatırlatan dokunaklı bir hikâye.