Ender Mermerci...
Cemiyet hayatını takip edenlerin çok yakından bildiği bir isim.
Avusturya Lisesi’nde okurken sinema güzeli seçilen, sonra iş hayatına atılan, hosteslik gibi işler de yaptıktan sonra 19 yaşında iş insanı Mehmet Mermerci’yle evlenen Ender Mermerci, kızları Tansa, Yosun ve Derin ile sosyetenin en tanınmış simalarından. Vaniköy’deki Kazasker Necmeddin Efendi Yalısı’nda yaşıyor Ender Hanım. Magazin dergilerinden takip ettiğim kadarıyla evi tam bir müze.

Ender ve Derin Mermerci
Gece Muhabiri Samet Aday, kendisini yakalıyor ve emekli maaşlarıyla hayat pahalılığını soruyor.
Ender Hanım adeta isyan ediyor. Alışveriş yapmak istediğinde rakamlara şaşıp kaldığını söylüyor, vicdani bir yük taşıdığını belirtiyor, “Bazen kendi şoförümün dahi yüzüne bakamıyorum. Gelen faturalara bakınca sanki evde fabrika işletiyoruz sanırsınız. Bu gidişat hayra alamet değil” diyor.
Kısa bir süre önce de Esas Holding Yönetim Kurulu Başkanı, Forbes’un yayınladığı Türkiye’nin milyonerleri listesinde 34. sırada yer alan Ali Sabancı, “Ben geçinemiyorum” demişti.
Türkiye’nin zenginleri bile ekonomik krizden bu kadar şikayet etmeye başladıysa işimiz iş sahiden.
Emekli açlığa mahkum edilmiş.
Asgari ücretli sefalete...
Gençler geleceksiz, kadınlar işle ev arasında hayat savaşı veriyor.
Emek yoğun üretimin küçüldüğünü söylüyor veriler. Örneğin giyimde her dört banttan birinin artık çalışmadığı belirtiliyor.
İzmir Basmane’deki görüntüleri izlediniz mi?
Bir kap sıcak yemek için yüzlerce kişi nasıl kuyruğa giriyor.
Engelliler var aralarında, emekliler var...
Ömrünü sokakta geçirenler de var, kullanılmayan bir kamyonun kasasında da...
Çiftçi yeni yıla yine borç ve icrayla girmiş.
Öyle ki ineklerini dahi icradan satışa çıkarmışlar.
2026 için ekonomistler umut vermedi.
En zor yıllarımızdan biri olacağını söylediler.
En zengininden en yoksuluna şimdi herkes ekonomik buhrandan bahsediyor.
Sonumuz hayrolsun.

HALİKARNAS BALIKÇISI’NIN PEŞİ SIRA
Gazeteci-Yazar Yaşar Aksoy, Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı Ailesi adlı kapsamlı bir biyografi kaleme aldı. Cevat Şakir Kabaağaçlı’yla birlikte, bir kuşağın ve düşünce geleneğinin portresini çizen Aksoy, Bodrum’un tuzlu rüzgarlarında, Büyükada’nın salonlarında, Oxford’un taş duvarlarında yankılanan bir hayatın ardındaki ideolojik damarı gün yüzüne çıkarıyor. Halikarnas Balıkçısı’nın ‘Mavi Anadolu’ ülküsünü, Anadolu uygarlıklarının Batı düşüncesine armağan ettiği ışığı, insanı ve doğayı aynı potada birleştiren felsefesini belgeler, mektuplar, hatıratlar ve ilk kez yayımlanan özel arşivlerle aktarıyor. Bu kitap, Şakir Paşa Ailesi’nin iç dünyasından Türkiye’nin kültürel devrim tarihine uzanan bir yolculuk, sanatla, inançla, fikirle örülmüş bir hayatın, maviye çalan sonsuzluğun hikayesi.