Bazen insan olmak nedir diye düşünüyorum.

Diğer canlılardan ne farkımız var? Doğup, büyüyor ve ölüyoruz. Sonuçta hepimiz birer biyolojik makinayız.

Bizi insan yapanın duygularımız, vicdanımız, aklımız ve irademiz olduğunu söylüyoruz. Peki bunlardan yoksun olanlara ne diyeceğiz?

Hayvan demeyeceğim çünkü havanlar çok saygı duyduğum canlılar. Kendilerine ait düzenleri var ve insanlar müdahale etmedikçe doğayla ahenk içinde yaşıyorlar.

İnsan formunda yaratılmış, duygulardan ve iradeden yoksun, olsa olsa “yaratık” denilebilir diye düşünüyorum.

Ve biz bu yaratıklarla beraber yaşamak zorundayız.

★★★

Neredeyse her gün bir kadın cinayeti, tecavüz, taciz ya da çocuk istismarı haberiyle karşılaşıyoruz.

Bir süre öfkeleniyoruz. Sonra başka bir olay oluyor ve onu konuşmaya başlıyoruz.

Peki suçlular?

Yakalanıyorlar, mahkemeye çıkıyorlar. Takım elbise giyip, boyun büküp “Yanlış yaptım, pişmanım... Şeytana uydum” diyerek bütün suçu şeytana atıyorlar.

Sonra ceza indirimlerini konuşuyoruz.

Oysa bazı suçlarda toplumun önceliği suçluyu yeniden topluma kazandırmak değil, toplumu suçludan korumak olmalı.

Çünkü hukuk yalnızca suç işlendikten sonra ceza vermek için yoktur. Suçu caydırmak ve insanların güven içinde yaşayabilmesini sağlamak için de vardır.

Kanun çıkarıp uygulamıyorsanız, verilen cezalar çeşitli indirimlerle etkisiz hâle geliyorsa, toplumda “Nasıl olsa bir şey olmaz” düşüncesi yerleşiyorsa en ağır cezayı vermenizin de fazla anlamı kalmaz.

Çünkü hukuk kâğıt üzerinde değil, uygulandığında hukuk olur.

Cezanın caydırıcılığı ortadan kalkarsa suçu işleyen cesaretlenir, mağdur korkar.

★★★

Özellikle çocuklara yönelik cinsel saldırı ve istismarda hiçbir mazeret, hiçbir bahane kabul görmemeli.

Çocuk çocuktur. Kanun çocukların evlenemeyeceğini, çocuklarla cinsel ilişkiye girilemeyeceğini söylüyorsa buna uymayanlar hak ettikleri cezayı almalıdır.

Bir kız çocuğunun adet görmesi onu kadın yapmaz. Bedeninin biyolojik olarak gelişmeye başlaması, zihinsel ve duygusal olarak da yetişkin olduğu anlamına gelmez.

Anne babanın rızası da bunu değiştirmez.

★★★

Çocuk yaşta evlilik dediğimiz şeyin ardında çoğu zaman bir çocuğun eğitiminin yarıda kalması, özgürlüğünün elinden alınması ve yetişkinlerin dünyasına zorla sokulması vardır.

Buna evlilik diyerek gerçeği değiştiremeyiz. Bu düpedüz tecavüzdür. Hem o çocuğun bedenine hem yaşamına hem de çocukluğuna...

Çocukları korumak anne babaların insafına, geleneklere ya da kişisel inançlara bırakılamaz. Devletin görevi çocuğun üstün yararını korumaktır.

Kendi kadınlarını ve çocuklarını koruyamayan bir toplum nasıl ilerleyebilir?

Bir toplumun medeniyeti en güçlüleriyle değil, en savunmasız olanları ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür. Kadınlarını, çocuklarını koruyamayan bir toplumun geleceğini koruması da mümkün değildir.