İstanbul’da açık alanda içki tüketimine yönelik ‘yasa dışı yasaklar’ sürüyor.

Fatih’teki surların ardından bu kez de Üsküdar sahilinde polis drone’u, yani Türk Dil Kurumu’nun deyimiyle “uçan göz”le denetim yapıldı.

İçki tüketen kişiler uyarıldı.

Peki; açık alanlarda “alkol” tüketimi yasak mı?

★★★

Hayır!

Mevcut yasalara göre böyle bir yasak yok!

Saat sınırı var...

Yaş sınırı var!

Okul, cami gibi yerlere yakın olan işletmelerde içki servisi yasağı var...

Okul yurtlarında, sağlık kurumlarında, spor kulüplerinde, kıraathanelerde ve akaryakıt istasyonlarında satış yasağı var!

Reklam ve tanıtım yasağı var!

Ama “halka açık açık alanlarda (sahil, park, orman) alkol tüketimini yasaklayan” bir yasa hükmü yok!

Bazı valiliklerin zaman zaman “keyfi” olarak uyguladıkları yasakların tamamı da mahkemeler tarafından “kanuni dayanakları olmadığı” gerekçesiyle iptal edildi.

★★★

Peki; İstanbul Valililiği’nin bu drone’lu yasak uygulamasının dayanağı ne?

Kabahatler Kanunu’nun 35’inci maddesi...

Ama o madde de açık alanlarda içki içmeyi değil, “sarhoş olarak başkalarının huzurunu bozmayı” kabahat sayıyor.

★★★

Genç meslektaşım Damla Doğan Tuncel demiş ki:

“Bu ‘şeriatçı drone’, daha geçen sene iki kadın Fatih surlarında katledilirken neredeydi?”

Sevgili Damla’ya yanıt vereyim:

Demek ki katiller cinayetten önce alkol tüketmemiş...

Yoksa hemen yakalanırlardı!

Kim çöktü?

Melih Gökçek ve ailesi hakkında başlatılan suç örgütü soruşturmasından sonra, bu kez de Binali Yıldırım, hakkındaki bomba bir iddiayla gündemin ilk sıralarına oturdu.

Gazeteci Timur Soykan, eski Başbakan’ın 480 milyon Euro’luk 17 şirket ve 30 gemiden oluşan varlığını hatırlattı.

Sonra da kendisine, “Sen artık bu şirketleri bize vereceksin” denildiğini iddia etti.

Ayrıca bu şirketlere ait yurt dışındaki paraları Türkiye’ye getirmesi için de “zorlandığını” öne sürdü.

★★★

Soru basit:

İddialar doğruysa Binali Yıldırım’ın şirketlerine, gemilerine ve paralarına kim çöktü?

GÜNÜN SORUSU

Melih Gökçek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 4 Eylül Cuma günü saat 16.00’da “şüpheli” olarak ifade vermeye davet edildi... Sorum ortaya:

Muhalif belediye başkanları polis zoruyla ifadeye götürülürken, Melih Bey’e yapılan “randevulu davet” bile herkesin yasalar karşısında eşit olmadığının kanıtı değil mi?

İşte AKP siyaseti!

İzmir’e bağlı Menderes Belediyesi’nde yapılan Başkan Vekilliği seçimlerini “butlan CHP’si”nin iki meclis üyesinin oyuyla kazanan AKP’li Başkan Asuman Şen’in ilk işi kendisinden önceki belediye başkanının 2025 yılında hizmete soktuğu Kent Lokantası’nı kapatmak olmuş...

Böylece dar gelirlilerin dört çeşit yemeğe 90 liraya ulaşmasının önünü kesmiş...

★★★

Siyaset, bir “tercihler silsilesi”dir.

AKP’li Başkan, bu tercihiyle yoksuldan, dar gelirliden yana olmadığını gösterdi.

Sanmayın ki bu sadece onun tercihi!

Hayır...

Üyesi olduğu partinin politikası bu...

Onların çabası yoksulluğu yok etmek değil, görünür olmaktan çıkarıp perde arkasına gizlemek...

★★★

Peki; o lokantada her akşam 90 liraya yemek yiyen yüzlerce insan ne olacak?

“Amaaaan canım, ölsünler...”