Adam, 11 genç kadını işe alma vaadiyle cinsel ilişkiye zorlamış...
Yetmemiş, grup halinde cinsel ilişkiye girmiş...
İki kız kardeşle ilişki yaşamış...
Yaşı küçük kızlarla birlikte olmuş...
Bu kadınların büyük bölümü, daha sonra belediye iştiraklerinde işe alınmış...
★★★
Bunları söyleyen kim?
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fuhuşa teşvik ve aracılık” suçundan gözaltına alınan yedi kişi...
Suçladıkları kişi ise halen tutuklu bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek...
Adı birbirinden iğrenç başka iddialarda da geçiyor.
★★★
O da tüm bunlardan yırtmak için YENİ Parti yöneticilerini suçluyor.
Son yerel seçimlerde aday olmak için oğlu Gökhan Böcek aracılığıyla Özgür Özel’e 17 milyon Euro (yaklaşık 960 milyon lira) verdiğini iddia ediyor.
★★★
CHP’li butlancılarla YENİ Parti yöneticilerine soruyorum:
Bu adamı bulmak ve seçtirmek için çok mu uğraştınız?
Son seçimlerde ona oy verdirdiğiniz 706 bin 877 kişiye karşı hiçbir sorumluluğunuz yok mu?
En azından çıkıp kuru bir özür dilemeyi de düşünmüyor musunuz?
★★★
Ben bu yazıya koyacak başlık bulamadım...
Herkes kendi başlığını, kendisi atsın!
Tutukluyu yakaladılar!
Komedyen Deniz Göktaş, “Cumhurbaşkanına hakaret” ile “Halkın kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarından yaklaşık iki ay önce tutuklanmıştı.
Geçtiğimiz cuma günü İstanbul 61. Asliye Ceza Mahkemesi tahliyesine karar verdi.
Savcılar hemen devreye girdi.
Deniz daha tahliye edilmeden bu kez “suçu ve suçluyu övme suçu”ndan tutuklandı.
Ardından da İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama emri çıkarıldı.
Çıkarıldı ama Deniz zaten cezaevindeydi!
Sonra aynı mahkeme, aynı suçlamalarla Deniz’i yeniden tutukladı.
★★★
Olup biteni olabildiğince açık seçik yazmaya çalıştım ama yine de anlaması zor...
Çünkü dünyada böyle bir yargılama örneği daha yok!
Düşünün; cezaevinde tutuklusunuz... Ama mahkeme sizin hakkınızda yakalama kararı çıkarıyor.
Bu garip karar eminim Deniz’in mizahına epeyce katkıda bulunacak...
GÜNÜN SORUSU
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Teşkilatı yöneticileri, kuruluşlarının 200’üncü yıl dönümü nedeniyle İstiklal Caddesi’nde yürüyüp vatandaşlara karanfil dağıtmak istemiş... Ancak polis izin vermemiş... Sorum İstanbul Valisi’ne ve Emniyet Müdürü’ne:
Neden?
Ah be Şükran ablam!
Gazeteciliğe 1981’de başladım. Gündüz okula, gece Türk Haberler Ajansı’na gidiyordum. Derslerden fırsat buldukça da işçi-sendika haberleri yapıyordum.
12 Eylül yönetimi grev ve lokavtı yasaklamış, sendikaları kapatmıştı.
İşte; öyle bir dönemde bile işçiler haklarına sahip çıkmaya çalışıyordu.
İşçi hakları nedir, gazetecilik nasıl yapılır, Cumhuriyet yazarı sevgili ablam Şükran Soner’den öğrendim...
Yıllarca sadece bu alanda çalıştı.
Hep “emek” dedi, “işçi hakları” dedi.
On binlerce yazı yazdı, bine yakın konferansta, grevde, direnişte konuştu.
Ama ne yazık ki işçilerin yeniden güçlü ve etkin bir örgütlenmeyi sağladığını göremedi.
★★★
Dün öğrendim ki Şükran ablamızı kaybetmişiz...
Öğrettikleri ve ablalığı için teşekkür ediyorum.
Huzur içinde uyusun.