Günlerdir polisin, 41 büyük kabzımala ve dağıtıcıya yaptığı operasyonu konuşuyoruz.

Dün baktım, muhalif medya dahil bütün kanallar ve gazeteler bu operasyona alkış tutuyor...

Neden?

Çünkü sebze ve meyvedeki fiyat artışının ancak böyle engellenebileceğine inanmışlar.

★★★

Bu adamların, üreticiden 10 liraya aldıkları sebze ve meyveyi 20 liraya alınmış gibi göstererek 40 liraya sattıklarını...

Soruşturmaya konu olan tüm diğer suçları da işlediklerini kabul edelim.

Sorulması gereken soru şu:

Neden şimdi?

Eğer suçsa, bu suç onlarca yıldır işlenmiyor mu?

Domatesin, biberin, patlıcanın, kirazın, elmanın...

Üreticinın sattığının on katına pazarlarda, manavlarda satıldığını yüce devletimiz ilk kez mi duydu?

Yoksa bir savcı... Ya da Adalet Bakanı ilk kez mi pazara çıktı?

Elbette hayır...

Sadece seçim takvimi başladı!

İktidar da yeniden seçilmek için en büyük engelin “mutfaktaki yangın” olduğunu nihayet anladı.

Bu yüzden de yıllardır göz yumduğu bu soygunun, talanın, yalanın üzerine gidiyormuş gibi yapma ihtiyacı hissetti.

Hayat pahalılığının sorumluluğundan kurtulmak, suçu başkalarına atmak istedi. Binlerce polis de bunun için, esrar kaçakçısı yakalar gibi kabzımalların yakasına yapıştı.

★★★

Peki; bu operasyonlardan sonra sebze meyve fiyatları biraz olsun düşer mi?

Mutfaktaki yangın bu sayede söner mi?

Bilmiyorum... Bekleyip göreceğiz!

Düşerse... O zaman onlarca yıldır bu suçu görmezden gelen, suçluların üzerine gitmeyen bürokrasiden, savcılardan ve siyasetçilerden de hesap sorulmalı.

Hiçbir şey değişmezse...

O durumda da bugün bu operasyonu yapanlar, emri “kim”den aldıklarını açıklamalı!

Yanıt geldi ama...

Dünkü “Köpek Muamelesi” başlıklı yazımda Kalyon PV’nin bazı işçilere, köpeklere takılan takip çiplerinden takmalarını eleştirmiştim.

Sağolsunlar, şirket yetkilileri duyarsız kalmadı ve uzun bir açıklama gönderdi.

Özetle diyorlar ki:

“Evet, bazı işçilere bu çiplerden takıyoruz. Bunu işçi sağlığı ve güvenliği, üretim güvenliği ve yetkisiz alanlara erişimin önlenmesi amacıyla yapıyoruz. Sistem aracılığıyla çalışanların mesai saatleri içerisinde nerede ve ne kadar süreyle bulunduklarına ilişkin sürekli bir konum takibi yapılmamaktadır. Söz konusu uygulamanın çalışanların namaz, mola veya tuvalet sürelerini takip etmek amacıyla kullanılması söz konusu değildir.”

★★★

Yanıt hakkına duyduğum saygı gereği bu bilgileri paylaştım...

Peki; ikna oldum mu?

Kesinlikle hayır...

“Biz asla insanlara çip takmadık” denmediği sürece de ikna olmam.

Tekrar edeyim:

Hiçbir para babası, insanlara “köpek” muamelesi yapıp çip falan takamaz!

GÜNÜN SORUSU

Sorum teröristbaşı Apo’ya villa yapıldığını söyleyen, ancak daha sonra bunu “Villa değil, 250 metrekarelik bir ev” diye düzelten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye:

Hayatında bir kez bile karakola düşmeyen milyonlarca insan, kırk yıllık emeklerinin karşılığı olan emeklilik ikramiyesiyle 40 metrelik konut bile alamazken, devletin 40 bin kişinin katiline ‘250 metrekarelik ev’ yapması, Atatürk’ün ‘gaflet, dalalet ve hatta hıyanet’ tanımlamasının kapsamına girer mi, girmez mi?