Devlet Bahçeli, “Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir” dedi.
Çok doğru söyledi.
Peki; bu sözleri sadece iktidar yandaşı olmayanlar için mi geçerli?
Ne demek mi istiyorum?
Üç örnek vereceğim:
★★★
Bir: Yandaş bir gazetecinin Gezi eylemleri sırasında yaptığı, “Kabataş’ta üzerleri çıplak 70-100 kişilik bir grup, başörtülü bir kadına ve bebeğine saldırdı. Üzerlerine işedi” haberinin tamamen uydurma olduğu ortaya çıktı.
İki: Yine yandaş gazeteler aynı eylemcilerin Dolmabahçe Camii’nde içki içtiklerini iddia etti. Bizzat cami imamı bu iddiayı yalanladı.
Üç: Cem Küçük adlı yandaş İBB’nin Florya’daki sosyal tesislerinde parke altında 2 milyon dolar bulunduğunu söyledi. Yalan olduğu ortaya çıkınca da “Arada yalan olabilir (söylenebilir)” diyerek yavuz hırsızlığa soyundu.
Polis, bu yalan haberleri yapan gazetecileri yaka paça gözaltına aldı mı?
Mahkeme “halkı yanıltıcı haber yapmak” suçundan içeri attı mı?
★★★
Yandaş, bile bile yalan yazınca, söyleyince Devlet Bey bir kez bile itiraz etmiyor. Ama iktidara boyun eğmeyen bir gazeteci, yazmadığı haber yüzünden tutuklanınca, “Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir” diye ahkam kesiyor...
Pes vallahi!
★★★
Kendisine bir de sorum var:
Tamam; “Basın özgürlüğü, suç işleme özgürlüğü değildir” de...
“Milletvekili dokunulmazlığı, altın kaçakçılığı yapma özgürlüğü müdür?”
Değilse...
Altın kaçakçılığı yaptıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan milletvekilleriniz Hasan Basri Sönmez’i, İsmail Akgül’ü ve Mustafa Demir’i neden partiden ihraç etmekle yetindiniz?
Neden milletvekilliklerinin düşürülmesi için harekete geçmediniz?
★★★
Yoksa “yargılanma ve tutuklanma özgürlüğü”, sadece muhaliflere ait bir özgürlük (!) mü?
‘Şak’ diye beraat!
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin ceza davasında dün ilginç bir gelişme yaşandı.
Savcı Bey, Ekrem İmamoğlu, Özgür Çelik ve Rıza Akpolat’ın da aralarında bulunduğu dokuz sanığın cezalandırılmasını talep etti.
Ama...
İlk günden beri sanıklar arasında bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın beraatini istedi.
Gerekçe olarak da “suç işlediğine dair bir delil bulunmaması”nı gösterdi...
Savcı Bey, tüm sevdiklerinin üzerine yemin ederek söylesin:
Cemil Tugay AKP’ye geçmeseydi, yine de beraatini ister miydi?
★★★
Tamam üzerinizde baskı var ama...
Hiç olmazsa birkaç ay bekleyin kardeşim!
Halkı bu kadar da aptal yerine koymayın.
Vatan millet meselesi!
İYİ Parti Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, partisinin politikasının tersine, yeni açılım sürecine destek verdiğini açıklamış. Sonra da eklemiş:
“İYİ Parti’ye geçerken bile ‘Ne mutlu Türküm diyene’ dememişimdir. ‘Türkiye milliyetçisiyim’ demişimdir! Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu da derhal istifasını istemiş...
Benim bildiğim kadar milletin, milliyetçisi olunur.
“Türkiye”, vatanımızın adıdır! Vatanın milliyetçisi değil, vatanseveri olunur.
Sahi; Ahmet Bey:
Bir daha düşünün, siz nesiniz?
GÜNÜN SORUSU
Anayasa Mahkemesi, YENİ Parti’nin adının değişmesine gerek olmadığına karar vermiş... Sorum Özgür Özel’e:
Başarılarla “eski”yin ama... Gelip geçici değilseniz, örneğin 20-30 yıl sonra bu ad garip kaçmayacak mı?