Ekrem İmamoğlu’nu siyaset sahnesine kim sürmüştü? 

Özgür Özel, partideki hızlı yükselişini kime borçlu? 

Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır kimin keşfi? 

Umut Akdoğan’ın önünü kim açtı? 

Burhanettin Bulut’u ta Adana’dan keşfedip partinin önemli isimlerinden biri yapan kim? 

Gökhan Zeybek, Taşkın Özer, Özgür Karabat, Adnan Berker ve diğerleri... Onların yakasına CHP rozetini takan el, kime aitti?

***

Bu soruların yanıtı aynı: CHP Genel Başkanlığı’na 22 Mayıs 2010’da seçilen ve girdiği bütün seçimleri kaybettiği halde 8 Kasım 2023’e kadar görevde kalan Kemal Kılıçdaroğlu... 

Dile kolay; tam 13 yıl, 170 gün! 

Bütün önemli kararları, yukarıda isimlerini sıraladığım bu insanlarla birlikte aldı... 

Birlikte “Hak, Hukuk, Adalet Yürüyüşü” yaptılar. 

AKP’nin suçlamalarına birlikte göğüs gerdiler... 

Sabahlara kadar süren toplantılarda, uykusuz geceleri birlikte yaşadılar... 

Bu isimlerden biri bile, kendisine saygısızlık etmedi; hala da etmiyor! 

Fakat... Kemal Bey bu “en yakın çalışma arkadaşlarını” hırsızlıkla, rüşvetçilikle, pis işlere bulaşmakla suçluyor! 

Butlan olarak tekrar oturduğu koltukta, ilk iş olarak onları ihraç etmeye hazırlanıyor... 

Hepsinden “pislik” gibi söz edip, arınacaklarını söylüyor!

***

Bu kadro seni tam 13 yıl, 170 gün boyunca sırtında taşıdı Kemal Bey! 

Siyaseten saçmalamalarına... 

Ekmeleddin gibi ihanetlerine... 

Dokunulmazlıkları kaldırma gibi gafletlerine rağmen hep arkanda durdu! 

Son cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetmenden sonra da tabandan gelen baskıya dayanamayıp, seni taşımaktan vazgeçti... 

Sen misin vazgeçen? 

Hemen yapıştırıveriyorsun etiketi: 

“Pisliksiniz, hırsızsınız, rüşvetçisiniz!” 

***

Sözüm Kemal Bey’e değil... Görüyorum ki onun psikolojisi, öz oğlunu bile dinlemeyecek kadar bozulmuş... 

Sözüm, bugün birlikte yol yürüdüğü ve CHP’yi birlikte uçuruma sürükledikleri Gürsel Tekin’e, Barış Yarkadaş’a, Orhan Sarıbal’a, Bülent Kuşoğlu’na, Faik Öztrak’a, Yıldırım Kaya’ya, Berhan Şimşek’e, Oğuz Kaan Salıcı’ya, Akif Hamzaçebi’ye, Mehmet Tüm’e, Müslüm Sarı’ya: 

Biliyorum; çoğunuz emekliye ayrılmışken tekrar aktif siyasete dönmenin mutluluğunu yaşıyorsunuz... 

Kemal Bey’i de bizden çok daha iyi tanıyorsunuz! 

Ama ben yine de hatırlatayım: 

Siz siz olun beyler, asla ona güvenmeyin! 

Kendi elleriyle siyaset sahnesine sürdüğü insanları koltuk uğruna “satan”, pislik muamelesi yapan, partiyi onlardan “arındırmaktan” söz eden biri, yarın size ne yapmaz? 

***

“Yok biz halimizden memnunuz” dediğinizi biliyorum... Ne diyeyim, Allah akıl, fikir versin!

ONA ‘DOMBRA’ YAKIŞIR!


Kılıçdaroğlu’nun mahkeme atamasıyla CHP’ye dönmesinden sonra kendisine ilk “şarkılarımı kullanma” diyen, Grup Yorum ve Onur Akın olmuştu. 

Dün gelen haberlere göre onlara Zülfü Livaneli, Selda Bağcan, Suavi, Sabahat Akkiraz, Gülten Benli, Cahit Berkay ve Ali Altay da katılmış... 

Edip Akbayram’ın kızı Türkü Akbayram da bir açıklama yaparak, babasının şarkılarının Kemal Bey’in etkinliklerinde kullanılmasını istemediğini belirtmiş. 

***

 Kemal Bey üzülmesin o da İbrahim Tatlıses’in, Orhan Gencebay’ın, Bülent Ersoy’un, Yavuz Bingöl’ün şarkılarını kullanır. 

Eminim Saray, seve seve buna izin verir. 

Tabii; bu saatten sonra kendisine en çok yakışan şarkı da “Dombra”olur... Bir de Uğur Işılak’ı parti yönetimine alırsa; şarkı işi tamamdır! 

Şaka bir yana Kemal Bey’in düştüğü bu içler acısı durum, bütün siyasetçilere ders olmalı!

YAZ’IN MAKARNASI!

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın kızı Yaz Yıldırım, lüks bir lokantada yediği beyaz trüflü makarnaya 6 bin lira vermiş... Aziz Bey, hesap sormak için bir hışımla gittiği lokantadan, beyaz trüfün fiyatını öğrendikten sonra, ikna olarak çıkmış... 

Gerçekten merak ediyorum, bu “aile içi” bilgiyi medyaya kim, hangi amaçla sızdırdı? 

Acaba Aziz Bey, halkın yüzde 60’ının açlık sınırında olduğu, çocukların okullara beslenme çantası bile götüremediği bu ülkede, kişisel zenginliğinin insanların gözüne böylesine sokulmasını ne kadar doğru buluyor?

GÜNÜN SORUSU?

Özgür Özel’in eski şoförü Cemil Yüzer ile danışmanı Anıl Demir dün gözaltına alındı. 


Sorum ortaya: Sıra Özgür Özel’le tokalaşanlara, kendisine selam verenlere, umumi tuvalette tesadüfen yan yana gelenlere, telefon edenlere, mitinglerine katılanlara da gelirse... Bu saatten sonra şaşırır mısınız?