Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, uzun yıllar SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı gibi farklı sigorta statülerinde çalışmış ve en son çalıştığı kurumun şartlarına göre emekli ilgilendiren milyonlarca kişiyi ilgilendiren önemli bir karara imza attı.

Kararı değerlendiren SGK Başuzmanı İsa Karakaş, yeni yaklaşımın çoklu sigorta statüsüne sahip kişiler için önemli bir esneklik getirebileceğini belirtti. Buna göre, farklı dönemlerde birden fazla sigorta statüsünde çalışmış olanlar, kendileri açısından daha avantajlı olan, yani daha yüksek emekli maaşı veya daha erken emeklilik imkânı sağlayan statülerin birleştirilmesini talep edebilecek.

MİLYONLARCA KİŞİYE EMEKLİLİK YOLU

Bugünkü yazısında kaleme aldığı köşe yazısında konuyu değerlendiren SGK Başuzmanı İsa Karakaş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının milyonlarca sigortalı açısından emsal niteliğinde olduğunun altını çizdi.

Karakaş, bir sigortalının SGK’dan emekli olmak istemesine rağmen, kurumun “son 7 yılda Bağ-Kur hizmetiniz ağırlıklı” gerekçesiyle Bağ-Kur şartlarına göre emekliliğe yönlendirilmesi üzerine başlayan hukuki süreci anlattı.

Karakaş yazısında şu ifadeleri kullandı:
 
" Davacı sigortalı; SSK bünyesinde 6730 gün, Emekli Sandığı’nda 450 gün ve Bağ-Kur kapsamında 2092 gün prime esas çalışma gerçekleştirdi. 28 Mart 2002 tarihinde emeklilik (tahsis) talebinde bulundu. SSK şartlarına göre 25 yıllık sigortalılık süresini ve 5000 prim gününü fazlasıyla doldurmuştu. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, "Son 7 yıllık hizmet süren Bağ-Kur ağırlıklı, o yüzden Bağ-Kur’dan emekli olmalısın ve 9000 günü tamamlamalısın" diyerek davacıyı bir yıl daha bekletti. Üstelik daha ağır şartlarla, daha düşük bir emekli aylığı bağladı.
 
Davacı ise Bağ-Kur hizmetleri hesaba katılmaksızın, sadece SSK ve Emekli Sandığı süreleri üzerinden SSK şartlarıyla yaşlılık aylığı bağlanmasını ve uğradığı zararın faiziyle tahsilini talep ederek yargı yoluna başvurdu. SGK ise "İşlemler mevzuata uygun, dava süre aşımından reddedilmeli" savunmasını yaptı."

İŞ MAHKEMESİ KABUL ETTİ, YARGITAY BOZDU

İş Mahkemesi’nin, “sigortalı hizmet birleştirilmesine zorlanamaz, hak sahibinin iradesine üstünlük tanınması esastır” gerekçesiyle davayı kabul ettiği belirtildi.

Mahkeme, davacıya 1 Nisan 2002 itibarıyla aylık bağlanmasına ve oluşan fark ile faizin ödenmesine hükmetti.

Kararın istinaf mahkemesince de onanmasının ardından dosyanın Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’ne gittiği ve dairenin kararı bozduğu ifade edildi.

Karakaş, "Daireye göre; davacı dava dilekçesinin sonuç kısmında sadece "SSK hizmetleri doğrultusunda emekli maaşı bağlanmasını" istemişti. Mahkemenin Emekli Sandığı (5434 sayılı Kanun) hizmetlerini de hesaba katarak bilirkişi raporu alması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki "taleple bağlılık" ilkesine aykırıydı. 10. Hukuk Dairesi, Emekli Sandığı günlerinin de dışarıda bırakılarak sadece SSK üzerinden hesaplama yapılması ve kurumun usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozdu.

İş Mahkemesi, Yargıtay’ın bu bozma kararına karşı direnerek âdeta bir hukuk dersi verdi. Mahkeme; dava dilekçesinin sadece sonuç kısmına bakılmaması gerektiğini, dilekçenin başlangıç ve açıklama kısmında "Bağ-Kur dışındaki Emekli Sandığı ve SSK süreleri gözetilerek aylık bağlanması" talebinin açıkça yer aldığını belirtti. Mahkeme, "Zararın neresinden dönülse kârdır ancak talebin özü zaten budur" diyerek ilk kararında ayak diredi ve direndi."
 
 
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU SON NOKTAYI KOYDU

SGK’nın direnme kararının temyiz edilmesinin ardından dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na geldiğini aktaran Karakaş, “Davacı, yalnızca kendisini mağdur eden Bağ-Kur hizmetlerinin birleştirilmemesini istemişti; Emekli Sandığı hizmetlerinin dışlanmasına yönelik bir talebi yoktu. Dava dilekçesinin bütünü incelendiğinde yerel mahkemenin talebi aşmadığı, aksine tam yerinde bir karar verdiği sonucuna varıldı. Netice olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, İş Mahkemesi’nin direnme kararını usul ve yasaya uygun bularak haklı buldu.” ifadeleriyle durumu özetledi.

EMEKLİLİKTE HUKUKSAL YENİ DÖNEM

Yazısında kararın emeklilik hukuku açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Karakaş, farklı sigorta statülerinde çalışmış vatandaşlar için yeni bir yaklaşımın ortaya çıktığını belirtti.

Karakaş, “Yıllarca farklı statülerde (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) çalışıp en son çalıştığı kurumun ağır şartlarına mahkûm edilen binlerce vatandaş için bu karar bir çıkış kapısıdır. Yargı bu kararla, ‘Kurumların dayatması değil, vatandaş lehine olan hak ve irade esastır’ demiştir. Birden fazla sigorta statüsü olanlar, artık kendileri için en avantajlı olan, en yüksek maaşı ve en erken emekliliği sağlayan statülerin birleştirilmesini talep edebilecek; istemedikleri statüleri ise sistem dışında bırakabilecektir.” ifadelerini kullandı.