Ülke gündemi o kadar değişken ki; günlerce özel yayınlar yaptığımız jet meselesi de unutuldu. 

Libya Genelkurmay Başkanı’nı ağırlamıştık ülkemizde, dönüş için Esenboğa’dan kalkan uçak kısa süre sonra Haymana’da çakılmıştı. 

O uçağın kiralık özel jet olduğu anlaşılmış ve sorular peşi sıra gelmişti. Hep tarifeli uçakla ve güvenlik önlemleriyle gelen Libyalı heyet bu kez neden özel jet tercih etmişti?

Karakutu incelemesi için artık İngiltere’den gelecek yanıtları bekliyoruz. Kazanın nedenini anlamayı ümit ettiğimiz unsurlardan ses kaydının ise arızalı olduğu açıklandı. Güvenlik kaynakları karakutunun da hasar aldığını doğruluyor.

Şimdi gelelim son gelişmelere... Dün önemli bir sorgulamanın yapıldığını öğrendik. T24’ten Tolga Şardan imzalı habere göre; MİT, uçağı Türkiye’ye getiren ekipte yer alan ancak her nedense dönüşte ekibe dahil olmayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vatandaşı hostesi sorguladı. 

Cevap alma süreci ve araştırma devam edecek, MİT önemli delillere ulaşacaktır. 

Ben başka bir özel gelişmeyi duyuracağım.

Önceki günlerde Fransa Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Dairesi bir baskına imza attı. Bu jeti kiralayan özel şirketin yine aynı tip Falcon uçaklarından birinde insansız hava aracı ele geçirildi. 

Operasyon ve incelemenin adresi Lyon-Bron Havalimanı olunca Lyon Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. 

Harmony Jets, Malta merkezli özel bir havacılık kurumu olmasına karşın eski Fransız pilot Pierre-Olivier Edouard tarafından yönetiliyor. Bu yüzden soruşturmada Fransa’nın nasıl bir yaklaşım sergileyeceğini yakından takip etmek gerekiyor. Edouard’ın Lyon yerel basınına yansıyan kısıtlı bir demeci var, “Şirketimle ilgili bir soruşturmadan haberdar değilim, Avrupa hükümetleriyle yakın çalışıyoruz” demiş. 

İddiaya göre; adli makamlar, ele geçirilen bir İHA olunca firmaya, BM Güvenlik Konseyi’nin Libya’ya yönelik silah ambargosunu ihlal ettiği suçlamasında bulunacak.

Zira bu firmaya bağlı jetlerin daha önce Libya’nın öteki tarafını kontrol eden Hafter’in bölgesine, BM’ye göre “şüpheli biçimde” seyahat ettiğini biliyoruz. Paralı asker taşındığına ilişkin suçlamalar vardı... Hatta tam da bu yüzden Libya’nın bizle yakın çalışan tarafı yani hayatını kaybeden Genelkurmay kadrosunun neden bu firmaya güvendiği tartışma konusu olmuştu. 

Şimdi bir İHA soruşturması geçirecekler...

Lyon’daki soruşturmadan, topraklarımızdaki şüpheli jet kazasına dair bir emare çıkacak mı bakalım...

KÖŞENİN GÖZÜ

Halep bölgesi. 1908.

Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahalleleri ile tekrar konuştuğumuz Halep bölgesinin tarihçesinde bu fotoğraf pek hatırlanmaz. 

Sınırımıza 45-50 km mesafedeki yerleşim yerleri, Suriye’de savaş gündemi olmadığında da ticari hatlardan biri oldu.

Hem bu fotoğrafa konu Hicaz demiryolu projesi hem de sonraları... Adana-Halep-Nusaybin ticari hatları bayrağımız temelinde ve tarihçesiyle okunmalı...

Bugün terör örgütüne yakın unsurların konuşlanmaya çalıştığı noktalar, İsrail tehdidi ve provokasyon girişimleriyle birlikte bakılması gereken stratejik tarihi hatlar aynı zamanda.

Tabi aynı zamanda Halep’in son Türk kumandanı Atatürk’ün verdiği hayati mücadeleyi ve ona karşı dönemin Arap çetelerinin İngilizlerle bir olup neler yapmaya kalktıklarını da es geçmeden...

Hatay mirasını unutmadan...

KÖŞENİN SÖZÜ

“Su içtiğin kuyuya tükürme.” - Kırgız atasözü.