Adı Elizabeth Jean Carroll... ABD’li gazeteci... Tam 26 yıl boyunca ünlü kadın dergisi Elle’de köşe yazarlığı yaptı.
“En uzun süre köşe yazarlığı” yapan kadın gazeteci olarak ABD medyasının tarihine geçti.
Bugün itibarıyla 83 yaşında.
Bundan 30 yıl önce yani 1996’nın ilkbaharında, bugün ABD Başkanı olan Donald Trump’ın tecavüzüne uğradı.
Olay, New York Manhattan’daki Bergdorf Goodman isimli lüks giyim mağazasının iç çamaşırı bölümünde meydana geldi.
Dikkat edin, “tecavüze uğradığı iddia ediliyor” demiyorum; kesin bir dille yazıyorum!
Çünkü ABD mahkemeleri, yıllar süren yargılamaya dün son noktayı koydu ve kararı kesinleştirdi:
Bu yüzden de Trump’ın faiziyle birlikte 5.8 milyon dolar tazminat ödemesine karar verdi.
★★★
Diyeceksiniz ki, “Bize ne elalemin sapığından? Onu, başkan seçen ABD halkı düşünsün!”
Ne yazık ki iş o kadar basit değil...
Adı sadece bu tecavüzle değil, Epstein soruşturması başta olmak üzere çok sayıda “cinsel suç”la anılan bu adam, sık sık ülkemizi aşağılıyor!
Kah Cumhurbaşkanı’na hakaret ediyor, kah bize rejim dayatıyor!
Dünkü yazımda, Ankara’da bir kez daha gündeme getirdiği Rahip Branson konusundaki sözlerini eleştirmiştim...
Ama adamın küstahlıkları saymakla da yazmakla
bitmiyor!
Her fırsatta, Erdoğan için aynı şeyleri söylüyor:
“İyi adam, bana itaat ediyor. Türkiye, birçok ülkeden daha sadık müttefik... Tamamen bize sadık... Erdoğan İran savaşı esnasında bize çok yardımcı oldu. Ben olmasaydım, Türkiye İran’ın yanında savaşa girerdi...”
★★★
Bu sözleri bizim ülkemizde... Hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünde söyledi.
Ne acıdır ki Recep Tayyip Erdoğan’dan en küçük bir itiraz gelmedi.
Ancak, sıradan bir vatandaş olarak ben kabul etmiyorum ve soruyorum:
Erdoğan, neden bu sapık adama ve ABD’ye bu kadar sadık?
Sadakatini kanıtlamak için ne yaptı?
Türkiye gerçekten İran’ın yanında savaşa mı girecekti?
Bu kararı kim, ne zaman aldı?
Bu konuda tek yetkili olan Meclis’in haberi oldu mu?
★★★
Sözü uzatmaya gerek yok:
Türkiye hiçbir zaman bu kadar küçük düşürülmemişti.
Neredesiniz milliyetçiler?
Ağızlarını açtıklarında mangalda kül bırakmayan milliyetçiler...
Elli yıldır “vatan-millet” diye ortalığı inleten ülkücüler...
Neredesiniz?
Sapığın biri geldi, bizim ülkemizde bize hakaret etti... Sadece cumhurbaşkanını değil, bütün bir ülkeyi ABD’nin emir eri gibi gösteren nutuklar attı.
ABD’ye ve kendisine sadakatimizden, itaatimizden söz etti.
Neredesiniz Devlet Bey...
Ülkü Ocakları, Alperenler, MHP örgütleri, Büyük Birlik Partililer, Zafer Partililer, Anahtar Partililer neredesiniz?
★★★
Beğenmediğiniz, dışladığınız, hatta “vatan haini” ilan ettiğiniz solcular bile özgürlüklerini kaybetme pahasına yollara döküldü de sizden “çıt” çıkmadı...
Bu tecavüzcü sapık, milyarlarca insanın gözünün önünde, üstelik bizim başkentimizde bizi “emir eri” durumuna düşürdü, Allah rızası için çıkıp iki cümle kurmadınız...
Sizin milliyetçiliğiniz, sizin öfkeniz, şiddetiniz, celaliniz sadece bizim solculara mı geçerli?
Onlara karşı bozkurtsunuz da... Emperyalistler, eli kanlı katiller hem devletimizi, hem milletimizi aşağılarken neden süt dökmüş kedi oluyorsunuz?
★★★
Meydanlarda kahramanlık türküleri söylemekle, bu ülkenin yurtsever gençlerini dövmekle milliyetçi olunmuyor...
Vatan, millet emperyalistler tarafından aşağılanırken de görmek istiyoruz sizi....
Uuuuuuuuuuuuuuuuuuu...
Neredesiniz?
En büyük sorun!
NATO Zirvesi için Ankara’ya gelen Alman gazeteci ve içerik üreticisi David Matei, Türkiye’deki en büyük sorunun internet altyapısı ve bağlantı hızının yavaşlığı olduğunu söylemiş...
Tutuklu gazeteciler, NATO toplantısı için yapılan gözaltılar, çığırından çıkan yoksulluk, ülkenin birinci partisine yönelik yargı operasyonları...
Bunların hiçbiri “sorun” değil...
En büyük sorun, “internetin yavaş olması...”
★★★
Sevgili genç meslektaşım, hazır o kadar yoldan gelmişsin, aç gözünü de biraz etrafına bak...
Sence biz Türklerin gerçekten en büyük sorunu, internet mi?
Bu kadar kötü bir gazeteci misin, yoksa bizim yandaşlardan birinden bol sıfırlı bir transfer ya da temsilcilik teklifi mi aldın?
GÜNÜN SORUSU?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi’ne katılan liderlere, isimlerinin kazılı olduğu birer tabanca
ile mermilerini hediye etmiş...
Sorum kendisine:
“Dünyanın en büyük silah üreticilerine ev sahipliği yapan ülkelerin liderlerine eski model revolver tabanca hediye etmekle, neyi amaçladınız?