Türkiye hangi gözle takip edildiğine bağlı olarak takip edilmesi zor veya kolay adlandırılabilecek bir ülke.
Maç metaforuyla anlatalım...
Tribünde sadece topun oynandığı kısma bakarsanız yapacağınız analiz başka, sahanın tamamına odaklanır sonuç çıkarmaya çalışırsanız bambaşka olur.
Ama gözleminize tribünleri de dahil ettiğinizde işte o zaman gerçek ve kapsayıcı bir yorum yapma imkanı elinize geçer.
Ülke siyaseti, dış politika, seçim bahsi...
Hepsinde uygulanacak gazetecilik formülü böylesine net. Bunu yapamayıp ya da tercihen yapmayıp dar bakış açısı sunanlar ise çoğunlukla daha çok rağbet görür bu topraklarda. Zira süslemeleri iyi yapar, yorumlarını biraz keskinleştirip parlatmayı becerirler.
Yanıldıkları gün ise suçlayacakları hep aynı şey olur; “dinamikler değişti”.
Evet, bu ülkede dinamikler sık aralıklarla değişkenlik gösterebilir ama maharet zaten bunu öngörmektedir. Sahanın, topun oynanmadığı bölümünde olan bitendir aslolan. Elbette tribünün olası refleksidir bakılması gereken...
20 Aralık 2024’te bir yazı yazdım, başlığı “Erdoğan’dan “Rüzgarı arkamıza aldık” talimatları” idi.
O günlerde Şam’a yürüyüşü henüz tamamlanmıştı Şara’nın ve Esad ülkeden ayrılalı 12 gün olmuştu. Dışişleri Bakanı Fidan, diplomatik temasların merkezindeyken MİT Başkanı İbrahim Kalın simge adres Emevi Camii’nde çoktan namaz kılmıştı.
İşte böylesi bir konjonktürde satırları oluşan o yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önüne gelen son anketi “kısmen” memnun edici bulduğu kulisini vermiştim.
Eklemiştim:
“Bu “rüzgar” ile birçok bakanlığa uzun vadeli projeleri olabildiğince erkene çekmeleri yönünde talimat gitmiş. Çevre Bakanlığı kaynakları bunu doğruluyor. Murat Kurum’un önümüzdeki dönemde yeniden “görünür” olabileceği konuşuluyor.”
Nitekim öyle oldu, Kurum’un merkezinde yer aldığı, son aylarda konuştuğumuz deprem konutları meselesi gibi...
Ve yazının finalinde, köşenin gözü bölümünde Trump’ın tekrar göreve dönüşüyle Suriye özelinde konuşulanları tam iki yıl önce şöyle aktarmıştım:
“Fidan’ın “Suriye YPG sorununu çözerse müdahale etmeyiz” cümlesini...
Trump’ın “Suriye’deki belirsizlikler konusunda anahtar Türkiye’nin elinde” vurgusunu...
Putin’in “Türkiye YPG sorununu çözmeli” çıkışını...
Aynı potada eritip bir sonuç çıkarmak, bugünden hayli zor görünüyor.
Güvenlik kaynaklarına göre; dış güçler terör örgütünün arkasından değil ama bizimle onların arasından çekiliyor olabilir. Yani bariyer kalkabilir.”
İki yıl sonra o bariyer kalktı, harita hızlıca değişti.
Son bir haftada olanlar tam da böyle gerçekleşti, takdir edersiniz ki...
Bugünlerde YPG odaklarından “ABD bizi sattı” tepkilerinin gelmesine neden olacak gelişmeleri o günlerde vurgulamıştım...
Dönelim tekrar yazının girişine...
Sahanın tamamına bakıldığında “kolay” olabiliyor çözümleme yapmak...
Gazetecinin, mesleğini yapmasını engelleyen bir bagajı yoksa, fotoğrafı çekmek kalabiliyor bazen geriye...
Şimdi anketlere iyi bakın, sürece iyi bakın...
Onu da yazmıştım desem, kızmazsınız değil mi?
7 Ocak 2025’teki “Kimse bu senaryoyu konuşmuyor” başlıklı yazı “silah bırakma çağrısına terör örgütü unsurlarından beklenen karşılık gelmezse” sorusunu şöyle tartışmaya açıyor ve kulisleri veriyordu:
“Konuştuğum Beştepe kaynakları; bu ihtimalin DEM Parti’yi bir tercihe zorlayacağını savunuyor. Onlara göre; bu “olumsuz” senaryoda, DEM Parti ya Öcalan’dan yana ya da Kandil’den yana saf tutmak zorunda kalacak ve haliyle İmralı seçilecek. MHP kaynakları da; böyle bir açmaz halinde bile DEM Parti’nin Türkiye partisi olması için önüne bu tarihi fırsatın geleceğini belirtiyor.”
Dün MHP lideri Bahçeli hangi soruları sordu:
“DEM Parti bir karar vermek durumundadır: PKK’nın kurucu önderinin yanında mı yoksa karşısında mıdır? Terörün yedeğinde mi duracak, yoksa terörsüz bir geleceğe hizmet mi edecektir? Silah ve şiddetin yanında mı yer alacak, yoksa siyaset ve demokrasinin erdemine bağlı mı kalacaktır?”
Şimdilik bu kadar...
KÖŞENİN GÖZÜ

Aidiyeti, geleceği, geçmişi hepsi bambaşka bir tartışma konusu...
Benim hatırlatmak istediğim; Şara’nın 5 Eylül 2021’de Colani adını kullanırken Independent Türkçe’ye verdiği röportajdan bir öngörüsü:
“Suriye’nin kuzeydoğusundaki YPG yönetiminin kaderi ABD’nin orada kalmasına bağlı. ABD Suriye’den çıktıktan sonra YPG de çıkmış olacak.”
Henüz kravatsız, HTŞ lideriyken...
5 yıl önceden...
KÖŞENİN SÖZÜ
“Tecrübe zalim bir öğretmendir; önce imtihan eder, sonra öğretir.” - Fransız atasözü.