Zannediyorum; son bir buçuk aydır iç siyasi kulisleri bıçak gibi kesip sınırımızın hemen ötesine odaklanmamın sebebi anlaşılmaya başlandı.

“Halep’in dışı, ‘süreç’ eksenli ortaya konan meselenin içi” derken de bunu kastediyordum zira.

Artık meselenin çok boyutlu ve işlevsel olduğu ortaya çıktığına göre daha net yazabilirim. ABD-İsrail destekli YPG’ye karşı SDG’nin içerisindeki Arap aşiretler beklenen hamleyi yaptı ve yöresel bir tutum aldı. 

Eş zamanlı Şara yönetimi ilerledi, elbette sınır berisinden resmi ve fiili desteklerimizle...

Geçtiğimiz 10-15 yılda kimi ağır faturaları önümüze koyan dış politikada bir süredir tutturduğumuz doğru rota ve ivmelenme de meyvelerini verdi. Sınır hassasiyetimiz konusunda lehimize gelişmeleri üretmeye devam edince hayati sonuçlar aldık.

YPG’nin zayıflatılması, Fırat’ın doğusuna itilmesi, orada da iki cephe arasına kontak kesimi...

Hepsi 29 saatte gerçekleşti. 

Şimdi içeriye yansımalarını görmek lazım... 

Zira anlatılan “süreç” İsrail tehdidiyle başlamış, terör örgütü PKK’nın YPG’nin ayak diretmesiyle uzamıştı.

Şimdi eşiğin atlanmasının önündeki bariyer kalktı, hızlanma muhtemel.

Bu aşamada YPG içindeki yabancı teröristlerin sınır dışı edilirken nerelere gittiklerini kontrol etmek, boşaltılması muhtemel IŞİD hapishanelerine dikkat etmek, sınırımızda provokatif eylem girişimlerini boşa çıkarmak gerekiyor.

Hapishane meselesi

Yılın son yazısının başlığı “IŞİD’in kolu kamplardan mı?” başlığını taşıyordu. Yalova saldırısından önce dikkat çektiğim istihbarat raporlarını hatırlatmış, şehit vermemize neden olan hücrelerin arka planına odaklanmıştım.

Israrla tekrar alıntılamam gerekiyor zira YPG dün itibarıyla, IŞİD’lilerin kaldığı hapishanelerin kontrollerinden çıktığı yönünde teyide muhtaç bilgiler yaymaya başladı. Elbette bir amacı olsa gerek...

2 Şubat 2025, bölgeden gelen ilk haberdi...

 “Suriye’de YPG’nin kontrolündeki bölgede, aralarında yabancıların da bulunduğu 4.500 IŞİD üyesi olduğu düşünülüyor. IŞİD’in uyuyan hücrelerinin kampta aktif olduğu düşünülüyor.”

Devamı da geldi, mesela 27 Mayıs 2025’in raporu... 

“Terör örgütü YPG ile Şam yönetimi, El Hol kampında tutulan IŞİD bağlantılı Suriyelilerin tahliyesi konusunda anlaşmaya vardı. Kamptaki Suriyelilerin hükümet kontrolündeki bölgelere dönmesi için ortak mekanizma kurulacak.” 

Ve final... 28 Aralık 2025. 

“Irak hükümeti, El-Hol Kampı’nda tutulan vatandaşlarını tahliye etme sürecine hız verdi. Bakanlık, yarın 230 ailenin daha ülkeye getirileceğini ve 2026 yılına kadar kampta hiçbir Iraklının kalmamasının hedeflendiğini açıkladı.”

Ve şimdi buna benzer IŞİD’li teröristlerin kaldığı kamp ve cezaevlerinden firar ve isyan iddialı haberler gelmeye başladı. 

Entegrasyonuyla, yeni göç tehdidiyle bu noktalardan gözümüzü bir saniye bile ayırmamamız gerekiyor. 

Yeni Şam yönetimi içerisinde bu hapishanelere “entegrasyona uyumlu ve sempatik” bakanlara da aldanmamak kaydıyla...

KÖŞENİN GÖZÜ

Geçtiğimiz yıl bugün, 20 Ocak 2025.

İkinci kez ABD Başkanı olan Donald Trump, ABD Kongresindeki törenle yemin ederek ülkeyi kararnamelerle yönetme çağını başlatmıştı. Kararnameleri vergi tarifeleri izlemiş sonra göç yasaları gelmişti.

Şimdi ise Venezuela’ya saldırı sonrası Grönland’dan başlayarak yeni planlar...

Sadece bir yılda...

KÖŞENİN SÖZÜ

“Yerinde duran bir şey, geriye gidiyor demektir.” - Mustafa Kemal Atatürk.