Osmanlıda 1860 sonrası vilayet sistemine geçilmişti. Yönetimin merkezi olan İstanbul başta olmak üzere Selanik, İzmir, Bağdat, Şam, Musul, Beyrut ve Cidde en büyük şehirlerdi.

I.Dünya Savaşı sonrası Osmanlı yenilince Mondros Mütarekesi ile işgalin kapısı açılmıştı. Osmanlının Anadoludaki büyük şehirleri olan İstanbul ve İzmir fiili olarak işgal edilmeye başlanmıştı.

Anadoludaki “işgale karşı” olan tüm güçler çareler aramaya başladı. İngiliz emperyalizminin amacını gören gerek İttihat Terakki gerek ise Hürriyet İtilaf içindeki bazı gruplar çıkış yolu arıyordu. İngilizlere karşı hepsinin sarıldığı ilk şey ise Wilson İlkeleri idi!

Kasım 1918’de kendini kongre kararı ile kapatan İttihat Terakki, Teceddüd Fırkası adı ile yoluna devam etme kararı almıştı. Enver, Talat ve Cemal Paşa kongrenin hemen ardından ülkeyi terk edince parti doğal olarak dağılacaktı!

Aralık 1918’e gelindiğinde İzmir, İstanbul sonrası Anadoludaki en önemli şehirdi. Bir yandan İtalyanların bir yandan da Yunanlıların istediği bugünün Ege Bölgesi, çok hareketli idi. İngiliz emperyalizmi destekli Rum çeteleri, katliama başlamış, işgale zemin hazırlıyordu!

İzmir’deki gelişmeler iktidardaki Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin önde gelen ismi Dr. Hacı Hasan Zade Ethem Bey ile İttihat Terakki’nin İzmir sorumlusu Celal Bayar’ı bir araya getirecekti. Ethem Bey’in isteği üzerine Ferit Eczacıbaşı, bu görüşmeyi ayarladı.

Başta İzmir’in işgaline karşı olan bu iki kişi, sonrasında İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurmaya karar verecekti. Vatanın ve milletin savunulmasından başka bir şartta anlaşmamışlardı. Ancak ilk toplantıda Tokadizade Şekip Bey’in Wilson İlkeleri’nde ısrar etmesi üzerine, İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. (Mustafa Kemal Paşa bu dağınıklığa ve şaşkınlığa, Sivas Kongresi’nde son verecekti!)

Bugünden bakarak o günün şartlarını değerlendirmek mümkün değildir. O günün şartlarında hiçbirinin aklına “Ya istiklal ya ölüm” gelmiyordu! Hürriyet İtilaf, bu girişime “İttihatçılık ve Bolşeviklik” diye saldıracaktı! 13 Mart 1919’da toplanan cemiyete, Tevfik Paşa hükümeti adına, Ahmet Dino, Moralı Zade Halit Bey ve Cami Bey katılmıştı.

Abidin Dino’nun büyük amcası olan Ahmet Dino, İtalyanlar ile işbirliğini savunacaktı. Toplantı sonrası alınan kararlara bakıldığında, Ege Bölgesi Türk nüfusunun çoğunluğu esasına dayanarak Wilson İlkelerinin 12.maddesi gereği işgal edilemeyeceği yazılıydı!

Tüm bunlara rağmen İngiliz işbirlikçisi Damat Ferit Hükümetinin isteği ve İngiliz emperyalizminin çıkarları doğrultusunda karar alınmadığı için, Hürriyet İtilaf Partisi kongreden çekilecekti!

İşin aslı, Mustafa Kemal Paşa dışında, işgal ve Hürriyet İtilaf karşıtı kim var ise, Wilson İlkeleri’ne sarılmıştı! O günün Türkiye solu da Lenin’in değil etnik ve dinsel yapıda devlet kurmayı savunan Sultan Galiyev’in peşinden gidecekti! Mustafa Suphi de bu yanlış düğmeyi ilikleyerek Türkiye’ye çok ciddi zarar verecekti.

O günlerde vatan ve millet için kafa yoran hemen hemen herkes millet kavramını, etnik yapıya dayandığını zannediyor ve sadece işgale karşı olmayı ve bulunduğu yerde etnik temelde bir devlet kurmayı vatanseverlik sayıyordu. Bu yanlışlığı gören Mustafa Kemal Paşa ise milletin tanımını etnik yapıya dayandırmayacaktı. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” diyerek eşi benzeri olmayan bir tanım yapacaktı. Bugün de herkesin sarılması gereken tanım budur...