Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in, Beştepe’de Mehter Marşı ile karşılanması hem Türkiye hem de Yunanistan ekranlarında gündemin ilk sırasında yer aldı!
Oysaki NATO Zirvesi’ne katılan tüm liderler Mehter Marşı ile karşılanmıştı! Sizce NATO Zirvesi’ne katılan Avrupa ülkelerinin hafızasında feodal döneme ait Osmanlı ve Mehter Marşı mı yoksa İngiliz emperyalizmi Osmanlıyı parçalarken karşılarına dikilen Kemalist Müdafaa-i Hukuk hareketi mi vardır?
Emperyalist ülkeler, feodal dönemde Viyana kapılarına dayanan Osmanlıyı çoktan unuttular! Ancak parçaladıkları Osmanlı içinden başlatılan bağımsızlık hareketi olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk’a unutmazlar!
O nedenle Atatürk’e ve kurduğu cumhuriyete yüz yıldır işbirlikçiler eli ile saldırmaya devam ediyorlar! Tam bağımsızlık ilkesinden rejimine kadar her şeyi değiştiriyorlar! Hal böyle olunca yüzyıl önce emperyalizmin başı olan İngiltere ile bugünün başı ABD, feodal dönemdeki Mehter Marşı’ndan rahatsız olmaz.
Onları ürküten Mehter Takımından önce onlarca marş ve Kurtuluş Savaşı dönemine ait türkülerimiz vardır! En başta o dönem emperyalizmin başı olan İngiltere ve maşası Yunanlıların hafızasında yer alan marş, İstiklal Marşı’dır! Ardından Harbiye Marşı, Gündoğdu Marşı, Ankara’nın taşına bak ve kahramanlık türlüleri ardı sıra gelir!
Bu ülkede açılım saçılım döneminde İstiklal Marşı dahil devletin isminin ve rejiminin değiştirilmesi konuşulmadı mı? Hatta son günlerde umut hakkı adı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını BOP kapsamında parçalamak için kurulan KCK ele başının serbest bırakılarak terörün sonlandırılması konuşulmuyor mu?
Elbette KCK, kökü bu topraklarda olmayan, 1928’de İngiliz emperyalizmi tarafından kurulan ve BOP’ta görevli olan İhvan-ı Müslimin liderinin emrindedir! Bunu sakın unutmayın… Gelin şimdi geçen haftanın önemli başlıklarına göz atalım.
NATO Ankara Zirvesi’nde, BOP başkan yardımcılarından Suriye’yi parçalayan Colani’ye de yeni bir görev verildi. Hani basında Trump, Suriye’yi 'terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkardı haberi var ya o haberden bahsediyorum. Haberin altındaki gerçek ise Hizbullah’ın Lübnan’da kalan kırıntılarını Suriye’nin bölücüleri temizleyecek demekten başka bir şey değildir.
7 Temmuz’da İsrail Hayom gazetesinde, İsrail Mısır arasındaki 35 milyar dolarlık doğalgaz anlaşmasının önemli bir boru hattının daha tamamlandığı haberi yer aldı. Eylül 2025’de basında yer alan habere göre İsrail, doğalgaz karşılığında, Mısır’dan Sina yarımadasındaki askeri güçlerini çekmesini talep etmişti ancak Mısır bu konuda cevapsız kalmıştı. Bölgede İsrail Mısır arasında 2020’den beri doğalgaz akışı var. İsrail doğu Akdeniz’den çıkardığı doğalgazı Mısır’a satıyor petrol ihtiyacını ise Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden karşılıyor.
Gerçi bu projenin en büyük ortağı ve dünyanın en önde gelen ABD şirketi Chevron olduğuna göre Mısır’ın İsrail’in taleplerine sessiz kaldığı anlaşılıyor. Burada esas kazanan ABD ve BOP başkan yardımcısı İsrail.
Mısır bu gidişle Arap baharında durdurduğu parçalanmayı durduramayacak gibi gözüküyor. İşte BOP başkan yardımcısı İsrail de yarın bir gün ABD emperyalizminin emri altında parçalanacak Mısır’ı garanti gördüğü için gaz satıyor yoksa İsrail Mısır’a çöpünü bile vermez!
NATO Zirvesi ile gözden kaçan en önemli bir iki haberle bugünü sonlandıralım. 22 Haziran 2026’da “Hani büyük uzlaşıydı!” başlıklı yazımda ABD ile İran arasında bir anlaşmanın mümkün olmadığını, İran’ın elindeki uranyumu almadan durmayacağını yazmıştım.
Ayrıca bu sözde ateşkesin sadece Ali Hamaney’in cenaze töreni ve antiemperyalist İran halkının gazını almak için yapıldığını da eklemiştim. Cenaze töreni sonrası ABD’nin yaptığı saldırılar bunun göstergesidir. Ali Hamaney’in cenaze töreninde, işbirlikçi Pezeşkiyan’a “yağcılara ölüm” sloganı ile saldıran birkaç grup dışındaki İran halkı ne yazık ki tehlikeyi hala göremiyor.
10 Temmuz’da da uluslararası basında, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in, ABD Başkanı Trump’ı Kazakistan’a davet ettiği haberi yer aldı! Ne de olsa Kazakistan İbrahim Anlaşmalarını imzalamış neden davet etmesin. Tabi ki emrine girdiği ABD emperyalizmini en iyi şekilde ağırlamak ve memnun etmekten hiç çekinmeyecektir. Eminim Trump’ın menüde en çok hoşuna gidecek şey de “kımız” olacaktır!
Ancak 9 Temmuz’daki en önemli başlık ise Avrupa Parlamentosu’ndan geldi. Avrupa Parlamentosu, Kıbrıs’ın statüsü ile ilgili siyasi ve hukuki tartışmayı bu kez kadınlar ve kız çocuklarının yaşadığı hak ihlalleri üzerinden açtı. Parlamentonun kabul ettiği karar, 1974’te yaşananların toplumsal cinsiyet boyutuna odaklanırken, Türkiye’yi aslında Kıbrıs barış harekâtında tecavüzcülük ile suçluyor!
Strazburg’daki Genel Kurul’da kabul edilen karar, 575 milletvekilinin desteğini aldı ve Kıbrıslı Rum Avrupa Parlamentosu üyelerinin tamamı lehte oy kullandı. Avrupa Parlamentosu’nun bu kararı için “Kıbrıs’ta gizlenen gerçek! Adada kaç devlet var?” başlıklı videoma bakın!
Sonuç olarak Türkiye kamuoyuna başarı imiş gibi servis edilen NATO Ankara zirvesi yaşanırken yüzyıl önce emperyalizmi yenen Atatürk Cumhuriyetinin tüm dış politikası yok edildi.
Haklı savaş ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti dış politikası bugün haksız savaşlara destek verir hale geterildi…