Türkiye Irak sınırına çok yakın olan İran’ın, Mahabad şehrinde PJAK’ın, YRK adlı silahlı gücü Doğu Kürdistan Birliklerine bağlı sözde dört gerilla öldürüldü. 

Hani İran kazanmıştı hani bölücü Kürt grupları eline silah almamıştı hani ABD yenilmişti! İran’da iç savaşı çoktan başladı!

İran içindeki kargaşa bizi ne ilgilendirir diyebilirsiniz ancak ölenler Muş, Erivan, Tatvan ve Cudi doğumlu ise ilgilendirir diye düşünüyorum! Üstelik taziye çadırı da İstanbul’un göbeğinde bağcılarda açılıyorsa!

Hal böyle olunca İran’daki Devrim Muhafızlarının kırıntıları, elbette Suriye, Ürdün ve Barzani bölgesindeki PJAK ve Komala’nın silahlı kamplarına saldırı da bulunacaktır. Ancak Devrim Muhafızlarının İran’ı parçalanmasını önlemeye ne yazık ki gücü yetmeyecek… 

Diğer yandan terörü bitirmek amaçlı yürütülen yeni açılımda sanki Türkiye’nin üniter yapısını güvencede tutan ilk dört madde, 42. ve 66. Madde’nin bir yeni anayasa ile değişmesinin istenmediği gibi açıklamalar yapılıyor.

Oysaki tüm bu açıklamaların amacı gerçeği örtmekten başka bir şey değildir. Darka Mazi Haber Ajansı’ndaki 18 Temmuz 2026 tarihli habere bakmak yeterlidir. (https://darkamazi.site/archives/1038724 ) 

Habere göre DEM Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un şu cümlesi aslında her şeyi özetliyor. “Anayasa’nın ilk 4 maddesinin değişmemesi demek yüz yıllık sömürgeci sistem ve politikaların devamı demektir.” Haberin tamamına bakarsanız gerçeği daha net görürsünüz…

İran’a dönersek içeride karmaşa devam ediyor. İran rejimin en temel güçlerinden olan Devrim muhafızları başta olmak üzere kamu yöneticileri arasındaki BOP karşıtları ile Pezeşkiyan gibi BOP’a hizmet edenler arasında mücadele çok sert sürüyor. Hatta bazı televizyon kanallarında İran devlet aklı, İran devlet ordusu ile Devrim Muhafızları arasında sorun olduğunu dillendiren BOP görevlileri de bunu dillendirmeye başladı. 

Aslında İran kendi içinde bir bütün olabilseydi ABD’nin BOP’ta güçleri ve İran’a komşu ülkelerdeki iktidarların da BOP’taki görevlileri açığa çıkacaktı ancak bu mümkün olmadı. 

Dün Irak ve Suriye’nin fosfor bombası kullandığı ve nükleer silah sahibi olduğu yalanı gibi algı operasyonları, bugün İran halkının gerçeği görmesini engelliyor. Yakında dün Irak ve Suriye’de olduğu gibi İran’da da uçuşa yasak bölge ilan edilirse hiç şaşmayın! Bölgede uçuşa yasaklı bölge İran’la da sınırlı kalmayacaktır. Ne yazık ki göreceğiz…

Türkiye’nin üniter yapısının tapusu olan ve 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın yıl dönümünden bir gün önce bu tehlikeyi sizlerle paylaşmasam olmazdı! Yüz yıl önce vatanımızı etnik ve dinsel temelde parçalamak isteyen emperyalizm bugün de aynı amaçta yoluna devam ediyor.

Sonuç olarak bugün Lozan’ı imzalayan rejim değiştirilmiş şimdi de anayasa değişikliği ile üniter yapısı da değiştirilmek isteniyor. Yerel yönetimler üzerinden sürdürülen bu çalışmada ise BOP dışında bir tehlike arayamayalım ve birbirimizi hiç tehlike olarak görmeyelim.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere bu vatan için canını ve kanını veren tüm şehit ve gazilerimizi minnetle anıyorum…