Önceki akşam milyonlarca kişi hep birlikte önce üzüldük...

Sonra çok sevindik...

Ardından kahrolduk... “Bitti” diye düşündük!

İnanması zor ama daha sonra bir kez daha sevinçten deliye döndük...

Bunlar voleybol kadın milli takımımızın İtalya ile oynadığı final maçının dört setinden sonraki duygularımızdı...

Fakat...

Öyle bir “karar seti” oynadık ki, sadece sahadaki kızlarımızın değil, hepimizin gözyaşları sel oldu aktı...

Atatürk’ün kızları bir kez daha Avrupa Şampiyonu oldu.

★★★

Dikkatinizi çekmiştir; yandaş medya gibi “Filenin Sultanları” demedim.

Çünkü onlar bunun yerine, “Atatürk’ün kızları” ya da “Cumhuriyetin kızları” olarak anılmak istiyor.

Feodal çağrışımları olan “sultan” sözcüğü yerine “Atatürk’ün Kızları” tanımlamasını seviyor.

Bu tanımın, Türk kadınının modern dünyadaki, sanattaki ve spordaki yerini ifade ettiğine inanıyor.

★★★

Haklılar... “Sultan”lar monarşide kaldı!

Hiçbir sultan elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz...

Yedikleri önlerinde, içtikleri yanlarındadır.

Bu kızlar ise sultan falan değil, bildiğiniz emekçi...

Söke söke kazanıyorlar her sayıyı; tarla çapalar gibi!

Elleri nasır tutana kadar savaşıyor, tütün toplar gibi!

Her yerleri yara bere içinde; ama hiçbiri aldırmıyor. Düğünde oynar gibi!

★★★

Bir de güzeller sormayın!

Makyajlarına özen gösteriyorlar, takıp takıştırıp çıkıyorlar her maça...

Sultanlar için olsa olsa kasır yaptırır babaları, ya da çeşme...

Bu kızlar devrim yapıyor.

Hem de kendi elleriyle!

Bir ulusun kadınlarının kaderini değiştiriyor.

2002’de başlayan ve halen devam eden “kadını eve kapatma” politikasını önce manşetle bileklerinde yumuşatıp...

Sonra muhteşem bir smaç gibi çakıyorlar tüm gericilerin kafasına...

★★★

“Okumayın” diyenlere inat, hepsi eğitimli.

Eve kapanmalarını isteyenleri çıldırtırcasına dünyanın dört bir yanına gidip zaferle dönüyorlar.

Erkeklerin yapamadığını yapıp, destan yazıyorlar...

Peki; ne zaman başladı bu başkaldırı?

AKP’nin iktidar olduğu 2002’de...

Onlar kızların önünü kesmek istedikçe bizim “cadılar” evden kaçtı...

★★★

2002’de sadece 15 bin 170 olan lisanslı kadın voleybolcu sayısı yirmi yıl sonra, yani 2022’de 230 bin 694’e yükseldi...

Bugün resmi veriler henüz açıklanmadı ama 400 bine yaklaştığı söyleniyor.

Sanmayın ki sadece voleybolda durum böyle...

Hayır...

AKP, “Kapanın” dedikçe kızlarımız duvarları zorluyor.

Ülkemizde 2002’de tüm branşlardaki lisanslı kadın sporcu sayımız 66 bin 709’ken, 2022’de 5 milyon 566 bin 196’ya ulaştı.

★★★

Peki; kadınlar en çok hangi branşı tercih ediyor?

Çoğunuz “Voleybol” dediniz, değil mi?

Hayır...

Bir “beyin sporu” olan santrancı...

2022 rakamlarıyla Türkiye’de 293 bin lisanslı kadın satranççı bulunuyor.

Kadınlar, lisanslı sporcu sayısı olarak voleybolda, cimnastikte, buz pateninde ve binicilikte erkekleri sollamış durumda.

★★★

Kısacası önceki akşam gözyaşları içinde tanıklık ettiğimiz “kadın devrimi” durup dururken gelmedi.

Baskıya, ötekileştirmeye, sindirmeye isyanla geldi.

AKP iktidarının kadını şiddete, erkek köleliğine, çağ dışılığa, ikinci sınıf vatandaşlığa mahkum eden zihniyetine ve politikalarına karşı yapılmış bir devrimdir bu...

Bunu gerçekleştiren tüm devrimci kadınları yürekten kutluyorum.

Helal olsun size Atatürk’ün kızları...

Bu isyan size çok yakıştı!

GÜNÜN SORUSU

Soru kendime:

En son ne zaman ağlamıştım?