1962 versiyonu çok daha gerçekçidir! Persler ile Yunanlılar arasında yaşanan savaşı anlatan film, Yunanistan’da, gerçek mekanlarda çekilmişti. ABD’li, çizgi romancı ve yönetmen Frank Miller; 300 Spartalı’nın, bu versiyonunu daha çocukken izlediğini ve hayatının değiştiğini söyleyecekti.

Başrolde Richard Egean oynadığı film, o yıllarda soğuk savaş ile ilişkilendirilmişti. Daha ABD dönemi başlamamıştı. Kruşçev ile başlayan Sovyet emperyalizminin, dünyada egemen olmaya başladığı yıllardı! Kruşçev, Sovyetlerin kurucu iki önderi, Lenin ve Stalin’i yani rejimi eleştirerek yola çıkmıştı...

Gorbaçov ile başlayan, Reagan-Yeltsin iş birliği ile devam eden devrimden bu geri dönüş, Sovyetleri parçalanmaya götürecekti. Böylelikle dünya artık tek kutuplu bir döneme girecek ve bunu fırsat bilen ABD de bugünkü düzenini kuracaktı.

İkincisi ise 2007 yapımı. Başrolde Gerard Butler, Peter Mensah ve Lena Headey var. Kanada’da çekilen filmde, sanal gerçeklik teknolojisi kullanıldı. Frank Miller’in çizgi romanını, filme dönüştüren yönetmen ise Zack Snyder’dı. Hem de ABD emperyalizminin Ortadoğu politikalarına hizmet edecek şekilde! Bu film ile İran, tüm dünyaya tam bir terör devleti gibi gösterilecekti...

Filme İran’dan kınama gelecek hatta UNESCO’dan tepki istenecekti. ABD’nin egemen olduğu UNESCO’dan böyle bir tepki gelmesi ise mümkün değildi...

Aslında konu olan savaş, günümüzden binlerce yıl önce köleci toplumun egemen olduğu dönemde yaşanmıştı. Yunanistan toprakları ve bugünün Ege Denizi’nde yaşanan bir dizi savaş ile günümüze bakmak mümkün değildir. O gün köleci toplum dönemi, bugün ise emperyalizm dönemi yaşanıyor!

Sinema ne büyük bir güçtü! Sosyal medyanın, sinemanın tahtına göz dikmesi için daha zaman vardı. 2004’te Facebook ile başlayan yeni düzen herkesi adeta hipnotize edecekti! Twitter/X 2006, Instagram da 2010’da hayatımıza girecekti. Bugün hepsine birden medya diyoruz ve kim iyi kullanırsa o kazanıyor...

Emperyalizm, aklımız ve bilgimizle oynuyor! Bugün için İran’da yaşanan kargaşanın, medya ayağına bakmak yeterlidir. İran, iç kargaşayı başlatanlar ile mücadele için interneti kesmek zorunda kalmıştı. Ancak Musk’ın, Starlink uyduları devreye girerek internet sağlasa da İran, Starlink uydularını da engellemeyi başardı. Birkaç gündür İran’da internetin kademeli olarak devreye gireceği haberleri geliyor. Uluslararası internet erişimine ise sadece İran rejiminin onayladığı kişiler ulaşabilecek... 

Yeri gelmişken değinmeden geçmeyelim. İran’ın rejimi sadece dini hükümlere dayalı değil. İran aynı zamanda üniter bir devlet! Türkiye dahil, ABD çıkarlarına ters düşen her devlet, ABD için tehdittir. ABD’ye göre emperyalizme karşı mücadele edebilecek ulus devletler parçalanmalıdır! Yerine etnik veya dinsel temele dayalı şehir devletçikleri kurulmalıdır. 

Yaklaşık elli yıldır ambargo altındaki İran, bugün parçalanmanın eşiğindedir! 1990’lara kadar şeri hukuka dayalı rejimini bölgeye egemen kılmaya çalışsa da bu mümkün olmamıştır. Çünkü İran emperyalist bir devlet değildir! İran’ın rejimi ise İran halkını ilgilendirir ancak üniter yapısının parçalanması bizi daha çok ilgilendirir...

Sonuç olarak İran’ın bugünkü durumu yaşaması için medya ayağı çok iyi kullanılmıştır. Rejim aleyhtarı onlarca film, internet ve sosyal medya, kullanılan en önemli araçlardır. ABD emperyalizmi, eskiden topla tüfekle yaptığını bugün bu araçlar ile yapıyor. Beyinleri işgal edilen halklar da ülkelerini, altın tepside sunuyorlar...