YENİ Parti büyük umuttu...

Milyonlarca emekli, işçi, işsiz, öğrenci, evli, bekar, kadın, erkek için tünelin ucunda görünen ışıktı.

Kurulalı 15 gün bile olmadığı halde ülkenin birinci partisiydi.

Nereye giderse gitsin, binlerce kişi bu partinin genç liderinin arkasında yürüyordu.

“Butlan” kararına karşı dik durmuşlar, kendilerine kurulan tuzağı erken fark etmişlerdi.

Haklarında atılan iftiralara, ince ince kurulan tuzaklara, gözaltılara, kumpaslara, tehditlere rağmen...

Küçüleceklerine büyüdüler.

Özgür Özel’in heyecanı hepimizin heyecanı oldu.

★★★

Bu arada o, PKK’lı teröristlerle çatışırken yaralanan, kollarını, bacaklarını kaybeden “er statüsündeki gaziler”i ziyaret etti.

Bir gazi gözlerinin içine baka baka, “Eğer bu çerçeve yasada şehit ailelerini ya da gazileri ağlatırsanız, size de hakkımızı helal etmeyiz!” dedi.

O da sadece iki sözcüklük bir yanıt verdi:

“Bana güvenin...”

★★★

Ne yalan söyleyeyim; ben de özellikle “butlan” kararından sonra kendisine güvenen, inanan, destekleyen milyonlardan biriydim.

“Galiba bu kez oluyor” diyordum...

“Galiba bu kez 24 yıllık bu baskı düzeni yerle bir oluyor.”

Ama olmadı...

O ne yaptı?

“Bana güvenin” dediği insanları hayal kırıklığına uğrattı.

“PKK’lılara af”tan ibaret olan “Çerçeve Yasa”ya kendisinin ve parti yöneticilerinin “Evet” oyu vereceğini açıkladı...

Partisinin diğer milletvekillerinin ise, illerindeki seçmenlerinin talebi doğrultusunda oy kullanacaklarını belirtti.

★★★

Oysa, Meclis’in kürsüsünde dakikalarca süren konuşmasında hem bu yasaya neden “Hayır” demeleri gerektiğini anlattı Özgür Özel!

Ne hikmetse onca gerekçeye rağmen, “barış” sözünün ipine sarılarak tıpkı DEM’liler gibi AKP-MHP-CHP ittifakına destek verdi!

“Barış”ın önünü açmak gibi “kutsal” bir mazeret uydurdu...

Ama “barış”ı kimin bozduğunu, 40 yıldır on binlerce insanı kimin neden öldürdüğünü anlatmadı.

★★★

Bir lider, sözüne güvenilen insandır.

Siyaset de cesaret işidir!

 “Bana güvenin” deyip, kendisinden “Hayır” oyu bekleyen milyonları “hayal kırıklığı”na uğratan Özgür Özel hem kendisine duyulan güveni zedeledi, hem de YENİ Parti’nin hızlı yükselişine darbe indirdi.

Milyonların kendisinden beklediği, “Bu yasa barış falan değil, af yasasıdır” sözlerini söyleyemedi.

“Terör örgütüyle barış olmaz” diye haykıramadı.

Tam tersine:

“Barış olmazsa evlatlarınız ölmeye devam eder” diyen tehditkar siyasetin sözcüsü oldu...

“Bayrağa sarılı tabutlar gelmesin diye evet diyeceğiz” balonuna sarıldı!

Ancak bunu söylerken bugüne kadar “bayrağa sarılı gelen tabutlar”ı unuttu.

★★★

Dedim ya... Özgür Özel, umuttu...

Herkes onun “deneyimli bir kaptan” olduğu konusunda görüş birliği içindeydi.

Ama o “kaptan” daha ilk fırtınada gemiyi karaya oturttu.

Sizi bilmem ama benim şu andaki ruh halim berbat!

Bildiğim tek şey var...

O da dün o konuşmanın yapıldığı saat 14:50’den sonra, YENİ geminin su almaya başladığı...

★★★

Butlan CHP’sinden ayrılıp kitlesel halde YENİ Parti’ye geçen, açılan bağış kampanyalarına para yağdıran insanlar bugün kendilerini, en az benim kadar karamsar, mutsuz, umutsuz ve boşlukta hissediyorsa...

Bu da tamamen, “Bana güvenin” diye dolanıp duran kaptanın eseri...

Demek ki insanın adının “Özgür” olması yetmiyormuş...

Emperyalist dayatmalara karşı dik durabilmesi için ruhunun da “özgür” olması gerekiyormuş!

GÜNÜN SORUSU

Dün Meclis Genel Kurulu’nda Çerçeve Yasa Tasarısı görüşülürken AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kürsüye çıkmamayı tercih etti. Sorum kendilerine:

Neden? Böyle bir yasayı savunmak zorunda kaldığınızın belgelenmesini mi istemediniz?

Polisin gözyaşları!

Uzun bir süredir özlük hakları için Güvenpark’ta eylem yapan er gaziler, Özgür Özel’in Meclis’teki konuşmasından hemen sonra Meclis’e yürümek istedi.

Ancak polis, bu yürüyüşe engel oldu.

Arbede sırasında kimi gazilerin protez bacakları havalarda uçuştu; kimileri de olmayan kollarıyla direnmeye çalıştı.

SÖZCÜ TV’den bu görüntüleri izlerken, yerde baygınlık geçiren bir gaziye bakıp ağlayan genç bir polis ilişti gözüme...

Hem kendisine verilen emri uygulayıp gazilerin Meclis’e yürüyüşüne karşı bedenini siper ediyordu; hem de ağlıyordu...

Çaresizliğin, vicdanla cüzdan arasına sıkışıp kalmanın gözyaşlarıydı bunlar!

Kim ne derse desin, bu halkın umududur o iki damla gözyaşı...

insan olmanın ve insan kalmanın belgesi; fakirliğe ve zulme isyandır!

★★★

Ağla çocuk ağla...

O yaşlar kuruyan kalbimize çok iyi geldi!