CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yakın zamana kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan, şimdi de Adalet Bakanı olarak görev yapan Akın Gürlek’in “tapular”ını açıkladı.
Tek tek fotoğraflarını gösterdiği tapulara göre beyefendinin sadece kendi ismine kayıtlı 12 mülkü varmış...
Toplam değerleri 325 milyon liraymış...
Ayrıca 4 tane de sattığı konut varmış... Bunları 126 milyon liraya satmış...
Yani toplamda 452 milyon liralık gayrimenkulu ya da satılmış gayrimenkulu varmış...
★★★
Peki nasıl edindi bunca serveti?
Özgür Özel elbette bunu sorguladı:
“Hakim ve savcı olarak görev yaptığı 19 yıl boyunca bütün maaşlarını Türkiye’deki en yüksek maaştan alsa...
Bir ekmek, bir şişe su bile almadan biriktirse... Eline geçecek paranın toplamı 45 milyon lira. 19 yıllık maaşıyla 190 yılda alamayacağı kadar gayrimenkul almış. Bitmedi. Aktivizm devam ediyor. Konut aktivizmi. Senfoni Etiler, Boğaz manzaralı, muhteşem bir yer. Satış fiyatı 95 milyon 542 bin lira... Bununla ilgili işlem, biz bu işlerin üzerine gittik diye durdu.”
★★★
Özgür Özel aklımıza takılabilecek soruları da yanıtladı:
“Akın Gürlek’in aileden, emekli babadan kalan bir mirası yok. Bir memur maaşıyla, yalnızca taşınmaz olarak bu servet nasıl yapıldı? Satışlardan elde edilen gelirler nerede? Akın Bey’in eşinin üzerindeki herhangi bir tapu kaydından bahsetmedik. Bu konudaki hassasiyetimizi biliyorsunuz.”
★★★
Adalet Bakanı Gürlek, bir saat sonra bu iddialara yanıt verdi ve o tapuları, “Özgür Özel’in eline tutuşturulan kağıtlar” olarak nitelendirdi.
“Terörle mücadele eden bir kişi” olarak kendisinin hedef haline getirildiğini söyledi.
Ama, “Hayır; bu evler bana ait değil” demedi.
Özgür Özel’i yargıya havale edeceğini, hakkında tazminat ve ceza davaları açacağını söyledi.
Hangi yargıya?
Doğrudan hakim ve savcıları kendisinin atadığı yargıya!
★★★
Görünen o ki gelinen noktada “tapular”la “tabular” savaşıyor!
“Ne tabusu?” diyorsanız?
“Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı” tabusu...
Bakalım bu kutsal kavramlar mı kazanacak, yoksa tapular mı?
Bekleyip göreceğiz...
‘Keşke’li bir gün!
Bugün 18 Mart 2026... Emperyalist donanmalarının bozguna uğradığı ve kös kös ülkelerine dönmek zorunda kaldığı Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü...
Boğaz tabyalarında savaşan Mehmetçiklerden, 250 kiloluk top mermisini sırtlayıp namluya süren Seyit Onbaşıya...
Nusrat Mayın Gemisi Komutanı Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’den şanlı 57. Alay’ın şehit komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey’e...
Cevat ve Esat paşalardan Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa’ya kadar Çanakkale’yi geçilmez kılan bütün kahramanların aziz hatıralarının önünde saygıyla eğiliyoruz.
Keşke, onların gurur duyabileceği bir nesil olabilseydik ve ülkemizi savaşarak ele geçiremeyen emperyalistlerin, ellerini kollarını sallayarak söz sahibi olmalarına seyirci kalmasaydık!
GÜNÜN SORUSU
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk davasının duruşmalarına CHP milletvekilleri Mahmut Tanal, Turan Taşkın Özer ve Ali Mahir Başarır’ın alınmamasına karar vermiş... Sorum bu kararı alanlara:
Kararı hangi yasa maddesine dayanarak aldınız? Yasak koyduğunuz vekilleri, hangi kriterlere göre seçtiniz?
Polis intiharları!
Ankara’da Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı’nda görev yapan 34 yaşındaki emniyet amiri Birson Ergene, boş bir arazinin içindeki aracında ölmüş olarak bulundu.
Yaşanan olay, son dönemde artış gösteren polis intiharlarını yeniden gündeme taşıdı.
İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Son iki buçuk ayda 14, 2024’te 73, 2025’te 93 polisimiz canına kıydı. Son 9 yılda intihar eden polislerimizin sayısı 713’ü buldu. Gelin Meclis’te komisyon kuralım, araştıralım, önlem alalım dedik, AKP’yle MHP’lilerin oylarıyla reddedildi” dedi.
★★★
Başka hiçbir meslekte böylesine salgın hale gelmiş “intihar” olayları yok...
Elbette bu “salgın”ın nedenleri araştırılmalı: gencecik insanlar hayattan kopma noktasına nasıl ve neden geliyor belirlenmeli...
Ama ben bellerinde silah taşıyan ve kendilerine bile zarar verebilecek kadar “kontrolsüz” hale gelen bu insanların yapabileceklerinden endişeliyim...
Eğer her yıl 100’e yakın polisimiz intihar ediyorsa...
Ve intihar ettikleri zamana kadar biz “asayiş”i ruhsal sorunları olan bu polislerle sağlamaya çalışıyorsak... İşte bu da başlı başına bir tehlike...
Siyasilerden bir fayda olmayacağı ortada...
Umarım Emniyet Genel Müdürü, bu “sessiz isyanlar”ın araştırılması ve zor durumdaki memurlara el uzatılması için harekete geçer...