Bir süre önce CHP’den istifa edip AKP’ye geçen Söke Belediyesi’nin meclis üyeleri Hilal Kabasakal, Şakir Gülmez, Muharrem Özcan ve Necmettin Aka “tükürüklü protesto”ya uğramış...
Bu dörtlü, Yenikent Mahallesi’nde düzenlenen Türkiye-Yunanistan Halk Oyunları etkinliğine katılmış.
Mahalleli bir grup kadın Şakir Gülmez ve Muharrem Özcan’ın yanına giderek parti değiştirmelerini protesto etmiş...
“Biz sizi CHP’den aday olduğunuz için seçtik. Yazıklar olsun hepinize” diyen kadınlardan biri öfkesine hakim olamamış... Başına bir şey gelmesin diye adını yazmak istemediğim kadın, Özcan ile Gülmez’in yüzlerine doğru, “Tuuuu size...” diye tükürme hareketi yaptıktan sonra, “Utanmazlar! Hakkımızı helal etmiyoruz! Oylarımız haram olsun size” diye bağırmış...
Meclis üyeleri ne yapacaklarını şaşırmış ve arkalarına bile bakmadan gösteri alanını terk etmiş...
★★★
Söke Belediyesi’nin iştiraki LİMA A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olması karşılığında AKP’ye geçtiği öne sürülen Muharrem Özcan, daha sonra bir açıklama yapmış ve şunları söylemiş:
“Tükürme olayı ‘Tu size’ şeklinde söylemseldi. Yüzümüze tükürük gelmedi.”
Yüzsüzlüğün bu kadarına gerçekten pes... Adamın sevindiği şeye bakın!
Yüzüne tükürük gelmemiş...
★★★
Sizi bilmem ama ben bu protesto türünü sevdim:
Oylarınızı çalan, çıkar karşılığı başka partiye satan kimi bulursanız tükürün...
“Tuuu sanaaa!”
Ama dikkat edin; tükürüksüz tükürün!
Yoksa üzülür bizim dönekler... Üzülüp de dava açmaya falan kalkarlar!
Üzmeyin beyleri, hanımları.
Adam diyor ya, “Tükürme olayı söylemseldi, yüzümüze tükürük gelmedi” diye...
Siz de söylemsel tükürün,
“Tuuuuu” deyin, insan içine çıkamaz hale getirin yeter...
Madem onlar sizin oyunuzu çaldı, bu kadarcık protesto da hepinizin hakkı!
En azından rahatlarsınız!
İşçi attıran sendikacı!
Son iki ayda kamu kesiminde hem işçi hem de memur toplu sözleşmelerine tanıklık ettik.
Her ikisinde de toplu sözleşme yetkisi “sararmış işçi ve memur sendikaları”ndaydı.
O yüzden hem kamu işçileri, hem de memurlar iktidarın verdiği üç kuruşluk zamma razı olmak zorunda kaldı...
Şimdi sırada özel sektör var... Başta metal sektörü olmak üzere yüzbinlerce işçinin kaderi yeniden masaya yatırılacak.
Peki; bugünkü sendikacı tipiyle bu sözleşmeler çalışanların istediği şekilde bağıtlanabilir mi?
Kesinlikle hayır!
★★★
Çünkü sendikacı, işçi sınıfına önderlik eden işçidir.
İşçinin ekmeğini büyüten, onun çıkarlarını savunan, ülkesinin bağımsızlığından, ekonomik refahından, gelişiminden yana olandır.
Bizde ise sendikacıların önemli bir bölümü artık işçi falan değil, “sendika ağası...”
★★★
12 Eylül’den bu yana sendikaların çoğu, “sarı sendika” haline geldi.
Ne yapar bu sarı sendikalar?
İşçiden çok işverenin çıkarlarını kollar... Sermaye çevreleriyle iş birliği yaparak işçi haklarının alınmasına yönelik girişimleri engeller ve kısıtlar. Bunların başındakilerin çoğu da artık işçi falan değildir. Aralarında sendika genel başkanlığını 40 yıla yakın bir süredir yapanlar bile bulunur..
Toplu iş sözleşmelerinde patronun istediği orana imza atmak için işçiyi yok sayan, sözleşme sonrası tepki göstereni işten attıran, hakları artırmak yerine “İşveren nasıl istiyorsa öyle çalışacaksınız” diyen tipler, bunların çoğu...
İşçiden aidat, işverenden “rüşvet” alırlar!
Kendisini eleştiren üyelerine fena kızarlar; sosyal medyadan küfür bile ederler!
★★★
Bir örnek vereyim:
Eskişehir’de kurulu büyük bir bisküvi fabrikası var... Adını hepiniz biliyorsunuz, ürünlerini her gün yiyorsunuz.
Gıda iş kolunun en büyük sendikasının genel sekreteri, ücretlerden ve çalışma koşullarının kötülüğünden yakınan işçilere sahip çıkacağına, hakaretler yağdırdı...
Yetmedi; o bisküvi fabrikasının müdürü C.S.’yi de “İşten çıkarmaları sendikanıza soracaksınız” dediği için, işten attırdı.
Olağanüstü kongreler toplayarak sendikasının şube başkanlarını işverenin önerdiği isimlerden oluşturdu.
Bu arada servetine servet kattı. Peki; işçi lehine tek bir icraatı oldu mu?
Ne yazık ki hayır!
★★★
Kısacası; sendikacılık bu “sarışın”ların elinde olduğu sürece, işçinin kaderi öpülmektir...
Bu da böyle biline!
GÜNÜN SORUSU
Sorum dün Meclis’teki Açılım Komisyonu’nun toplantısında konuşan ve “Genel af zaruri hale geldi” diye ahkam kesen AKP’li eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’a:
Yani, “Kadın ve çocuk öldürenleri, katliam yapanları, tecavüzcüleri, hırsızları, dolandırıcıları, sahtekarları toptan serbest bırakalım; ülkedeki kaosu daha da büyütelim” mi diyorsunuz?