Ahmet TAKAN
29 Temmuz 2020

Seçim 2024’e kalır mı?..


Ayasofya…

Başkentin klasik salısında dün gündem değişmedi. Bomba kulis bilgisini sona saklayacağım…

Ayasofya’yı sadece iç politikaya yönelik bir hamle olarak değerlendirmeyin. Sadece, Erdoğan ve etrafının saltanatlarını kurtarmak için giriştiği oy avcılığı macerası olarak hiç bakmayın… Ekonomik boyutları var, dış politik boyutları var… Osmanlıcılık hayallerinden de öte… Neler var neleer!..

Önceki güne (Pazartesi) dönelim;

Satır satır yorumlamayacağım AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu sonrasında yaptığı “Ayasofya” manşetli uzuun konuşmayı. Baştan sona ümmetçilik kokuyordu. Ayasofya’nın vakfiyeye aykırı şekilde müze yapıldığını söylemeye devam ediyor. “Sıradan bir müze” ifadesini kullanarak ATATÜRK’ü ve kararı kötülemeye devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanı kılıklı adamın çok tepki alan “lanet” içerikli hutbesine rağmen İstanbul’u İngilizlerin işgalinden kurtaran ATATÜRK’e dua yok ufacık da olsa bir teşekkür yok. Camiler, siyasal İslamcıların, gizli ajandadaki hedeflerinin genel merkezi oldu!.. Hem de devletin güvenlik güçlerine çevre koruması görevi verilerek!.. Camiye gidip Tanrı’ya karşı kulluk göreviniz yerine getirirken, ellerinizi semaya açıp yalvarırken, geçmişlerinize dua ederken üniformalı polis gücünü gerecekseniz karşınızda. Ne içinse?..

Yine önceki gün; Devlet Bahçeli’nin yazılı açıklaması… Hem nalına hem de mıhına denecek türden. ATATÜRK’e sahip çıkıyor gibi yapıyor ama işin özünde, Diyanet İşleri Başkanı kılıklı adamın sözlerinin bağlamından koparıldığını iddia ederek onu bir nevi ipten alıyor.

Bahçeli, yazılı açıklamasında ATATÜRK düşmanlarına meydan okuyor gibi yapıyor ama –bırakın en ufak adli ve idari soruşturmayı-AKP iktidarlarında ayyuka çıkan ATATÜRK düşmanlarının nasıl korunduğunu en üst düzeyde ziyaretler yapılıp nasıl ağırlandıklarını her nedense hatırlamıyor!.. Hem dib başkanı kılıklı adam, konuşmasının tek satırını bile Erdoğan’a danışmadan hutbeye çıkabilir mi?..

Halbuki, Ayasofya şovunun hemen ardından Bahçeli’nin gerekli ve acil durumlarda hep can simidi olarak kullandığı işi bitince de yol verdiği Yenimahalle’ye yakınlığı ile bilinen eski yardımcısı Şefkat Çetin, Twitter üzerinden çok sert bir açıklama yapmıştı. Aktif siyaset döneminde bile pek az resmi açıklama yapan, göz önünde konuşmayı hiç sevmeyen Şefkat Çetin, ATATÜRK’e lanet okuyanlara ve onlara göz yumanları FETÖ’cülükle suçluyordu.

Ankara’nın derinliklerinde çok garip işler oluyor!..

★★★

Ayasofya’yı tartışırken gözlerden de neler kaçıyor neleer;

Önce kısa bir süre önce Cumhuriyet Gazetesi’nde okuduğum haber;

Merkez Bankası İstanbul’a taşınmaya başladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ana birimleri İstanbul’a taşınıyor. Bundan böyle merakla beklenen faiz kararları Ankara’nın yanı sıra İstanbul’da da alınabilecek.

İstanbul Finans Merkezi kapsamında ekonomi yönetimlerinin İstanbul’a taşınması uzun süredir konuşuluyordu. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da bir adım attı ve ana birimlerini İstanbul’a taşımaya başladı.

Edinilen bilgilere göre bankanın iletişim ve dış ilişkiler, piyasalar, bankacılık ve finansal kuruluşlar, araştırma ve para politikası genel müdürlükleri tam kadro olarak İstanbul’a taşındı. İstanbul’a gelen personel sayısının 400’ü geçtiği belirtiliyor. Diğer yandan başkan ve başkan yardımcıları hem Ankara hem İstanbul ofislerinde çalışıyor.

BloombergHT’de yer alan habere göre, Ankara’da idare merkezinde de İstanbul’da da Para Politikası Kurulu toplantıları yapabilecek teknik ve donanıma sahip olan banka koşullara göre hangisi daha uygun olacaksa iki tarafta da toplantıları yapabilecek durumda. Merakla beklenen faiz kararları Ankara’nın yanı sıra İstanbul’da da alınabilecek.”

Ayasofya bir daha ibadete açıldı. Merkez Bankası İstanbul’a taşındı…. Geriye ne kaldı?..

Arap alfabesine geri dönülür. İstanbul başkent olur. Hilafet ilan edilir!..

Gözden kaçan çook önemli bir gelişme daha;

Yalanlamadığı için doğru kabul ediyorum. Türkiye- Umman deniz üssü için anlaştı. Umman’ın stratejik önemini merak edenler açsın baksın!.. Ancak, benim merak ettiğim esas husus, nasıl olurda İngiltere yörüngesinden hiç çıkmayan Umman ile böyle bir anlaşma yapılabildi. Türkiye’nin uluslararası arenada mevzi kazanmasına karşı değil her zaman destek olurum. Bilenler bilir… Ama kafamı kurcalıyor işte!.. İngilizler “olur” vermeden bu iş olmaz. Üstüne üstlük, dünyada İngilizlerden daha fazla ATATÜRK’ten nefret eden olabilir mi?.. Günün birinde “İngiltere’den para geliyor” haberlerini de duyarsanız sakın ola hiç şaşkınlık içine girmeyin!..

★★★

Gelişmelere gerçekçi açıdan bakarsak; ekonomik ve siyasi darboğazda yakalanan AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan’ın dış dünyaya Ayasofya karşılığında taviz vermemesi neredeyse imkansız görünüyor. ABD hemen açıklamayı patlattı, “Osman Kavala’yı serbest bırakın” diye. Bu iş rahip Bronson gibi olursa şaşırmam. Sırada herhalde Ekümenik Patriğin resmen kabul edilmesi var!..

Beklentinin tam aksine Ayasofya şovunun ardından siyasi kulislerde “erken”, baskın” seçim konuşulmuyor. “Bu yıl kasım ayı seçim olur olmazsa en geç 2021 mart veya haziran ayı olur” iddiaları bile yerini sessizliğe bıraktı. Şimdi verelim bomba kulis bilgisini;

Hani bir süredir iktidar çevreleri ve irili ufaklı ortakları gündemde dolaştırıp duruyor ya; “Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görev süresinin uzatılması için mutlaka bir formül bulunsun“ diye… Hah işte!.. İddia o ki; “Seçimler 2024’e kalır”..

Nasıl?.. Anayasa açık;

“78. Madde

D- Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin seçimlerinin geriye bırakılması ve ara seçimleri

Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.

Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.”

Ya sonrası? Allah kerim!.. Anayasayı tartışır dururuz. Sonrada işi YSK’nın tarafsız (!) üyeleri, kökten halleder!..

Boşuna çıkmadı o adam kılıçla hutbeye!..

“Bana Ankara’nın deriin bir fotoğrafını çeker misin” derseniz;

Tayyip Erdoğan, devletin kılcal damarlarının bir bölümünü ele geçirdi. Bir bölümünü de yanına alarak iş birliği içinde…

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Seçim 2024’e kalır mı?..
Ahmet TAKAN