Tarih çoğu zaman gürültüyle yazılır. Top sesleri, çarpışan ordular, yıkılan şehirler...… İnsanlık hafızasında savaşın sesi her zaman daha yüksek çıkmıştı.
Fakat aynı tarihin içinde, çoğu zaman fark edilmeyen sevginin fısıltısı da vardır. Sessizdir, gösterişsizdir ama kalıcıdır.
İnsanlık tarihine baktığımızda savaşların neredeyse kaçınılmaz bir döngü gibi tekrar ettiğini görürüz. İmparatorluklar yükselmiş, sınırlar değişmiş, haritalar yeniden çizilmiştir. Her çağ savaş için kendi gerekçelerini üretmiştir: güvenlik, inanç, ideoloji, çıkar...…
Ancak savaşın gerçek bilançosu çoğu zaman aynı kalmıştır. Kaybedilen hayatlar, yıkılan şehirler ve kuşaklar boyunca süren acı hatıralar.
★★★
Buna rağmen insanlık yalnızca savaşlardan ibaret değildir. Çünkü aynı tarih, savaşın ortasında doğan beklenmedik insanlık anlarıyla da doludur.
Birinci Dünya Savaşı’nda, 1914 Noel’inde Batı Cephesi’nde yaşanan o kısa ateşkes hâlâ hatırlanır. Alman ve İngiliz askerleri siperlerinden çıkıp birbirlerine sigara ikram etmiş, hatta birlikte futbol oynamışlardır.
Aynı savaşın başka bir cephesinde, Çanakkale’de de benzer sahneler yaşandı. Siperler arasındaki mesafenin bazen birkaç metreye kadar düştüğü o cephede, iki siper arasında yaralı kalan bir Anzak askeri günlerce alınamaz.
Sonunda bir Türk askeri siperinden çıkar, mermilerin arasından yürüyerek yaralı askeri sırtına alır ve Anzak siperine kadar taşır.
Ardından sessizce kendi hattına geri döner. Adı bilinmez, kim olduğu bilinmez ama o an savaşın ortasında insanlığın kısa bir an için öne çıktığını gösterir.
Yine aynı cephede, çatışmaların sustuğu kısa anlarda askerlerin birbirlerine sigara ya da konserve attıkları da anlatılır. 24 Mayıs 1915’te ise iki taraf kısa süreli ateşkes yaparak siperler arasındaki binlerce askerin cenazesini birlikte toplamış ve gömmüştür.
O gün birkaç saatliğine silahlar susmuş, askerler düşman değil, aynı kaderi paylaşan insanlar olduklarını hatırlamıştır.
Yıllar sonra Mustafa Kemal’in Anzak annelerine söylediği “Artık onlar bizim evlatlarımızdır” sözü, o savaşın ardında kalan insani tarafı belki de en iyi şekilde anlatır.
★★★
Savaşın kazananı olabilir; ama insanlığın kazananı nadiren olur.
Bugün de dünya farklı değil. Teknoloji değişti, silahlar büyüdü ama savaşın mantığı pek değişmedi.
İsrail’in ve Amerika’nın Ortadoğu’da yürüttüğü operasyonlara bakıldığında, bazen insan hayatının sanki bir bilgisayar oyunundaki rakamlardan ibaretmiş gibi değerlendirildiği hissine kapılıyorum.
Strateji, güvenlik, çıkar gibi kelimeler ekranlarda kolayca telaffuz ediliyor. Oysa o kararların her biri gerçek insanların hayatına dokunuyor.
Tarih bu tür güç gösterilerini çok gördü. Bugün güçlü görünenler, yarın tarih kitaplarında başka bir gözle anlatılacaktır. Çünkü savaşların kazananları değişir ama ölenlerin hikâyesi hep aynı kalır.
Ve ne yazık ki, bütün bu büyük stratejilerin arasında masum insanlar her zamanki gibi ölmeye devam edecekler.