İnsanlar konuşabildikleri için canlılar arasında en iyi iletişim kuran varlıklar olarak kabul edilir. Oysa insanlar arasında iletişim sanıldığı kadar basit değildir.

Sanki doğru cümleyi kurarsan ve yeterince açık anlatırsan, karşı taraf da aynı açıklıkta anlar zannedersin. Oysa doğru cümleyi kurmak çoğu zaman yetmez.

İnsan, karşısındakini anlattığı kadar değil, anlayabildiği kadar kavrar. Yani mesele sadece ne söylediğin değil, karşındakinin neyi alabilecek durumda olduğudur.

Aynı cümleyi on kişiye söylersin ve on farklı anlam ortaya çıkar. Çünkü herkes aynı yerden bakmaz.

Kimi yaşadıklarıyla dinler, kimi önyargılarıyla, kimi de korkularıyla. Bazıları yalnızca duymak istediğini alır ve gerisini duymaz.

Yani anlam söylenenle değil, algılananla şekillenir. Bu yüzden en net ifade bile, yanlış bir zihinle karşılaştığında bambaşka bir şeye dönüşebilir.

★★★

Sen ne kadar sade konuşursan konuş, karşı tarafın zihninde o cümle kendi kalıplarına göre eğilip bükülür. Bu yüzden bir ifadenin açık ve net olması, herkes tarafından aynı şekilde ve doğru anlaşılacağı anlamına gelmez.

Bunun bir nedeni, insanların büyük bir kısmının anlamak için değil, kendi düşüncesini korumak için dinlemesidir.

Örneğin, bir şey anlatırken karşındaki kişinin seni dikkatle dinlediğini sanırsın ama aslında o kendi içinde cevap hazırlıyordur.

Sen konuşmayı bitirirsin, o hazır olduğu yerden devam eder. Ve genelde söylediğinle değil, söylemediğinle tartışır. Çünkü kafasındaki sen, gerçek senden farklıdır.

★★★

Ayrıca herkes aynı derinlikte düşünemez. Bazı insanlar yüzeyde kalır. Basit olanı tercih eder. Karmaşık olanı reddeder.

Bu bir eksiklikten çok bir tercih gibi görünür ama aslında kişinin düşünme, analiz etme ve soyutlama kapasitesinin sınırıdır.

Ve bu sınır, dışarıdan zorlanarak genişletilemez. Bu yüzden ne kadar iyi anlatırsan anlat, bazı insanlar asla senle aynı noktaya gelemez.

İlişkilerde en çok hayal kırıklığı da buradan doğar. “Ben açıkça söyledim, neden anlamadı?” sorusu, aslında yanlış bir beklentinin sonucudur.

Çünkü mesele senin ne kadar açık olduğun değil, onun ne kadar açık olduğudur. Eğer karşı taraf kapalıysa, en net cümle bile içeri girmez.

★★★

Yani iletişimde ustalık sadece iyi anlatmak değildir. Kiminle konuştuğunu bilmektir. Kimin neyi alabileceğini görmektir.

Gerektiğinde susmak da bu ustalığın bir parçasıdır. Çünkü her şeyi herkese anlatamazsın. Anlatsan da her zaman karşılık bulmaz.

Dolayısıyla senin değerin de anlattığın kadar değil, karşı tarafın anlayabildiği kadardır.

Bu sert ve kabullenmesi zor bir gerçek. Ancak bu gerçeği kabul ettiğinde hem kendini daha az yıpratırsın hem de enerjini doğru insanlara yöneltirsin.

Herkes duyar ama herkes anlamaz.

Aradaki fark kelimelerde değil, zihindedir.