Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, üniversiteyi akrabaları ile doldurduğunu itiraf etmiş...
Nedenini de “İnancım gereği” diye açıklamış...
“Beni eleştirenler, cuma namazlarına gitmedikleri için akrabaya yardım etmemin inanç gereği olduğunu anlamazlar” demiş...
Yaptığı paylaşımda, bu atamalardan rahatsız olanları tek tek tespit ettiğini de belirterek, yalnızca üniversite personelini değil, basın kuruluşlarını da hedef almış.
SÖZCÜ, Halk TV, YENİÇAĞ gibi medya organlarını “marjinal medya grupları” olarak nitelendirerek, bunları takip edenlere de hakaret etmiş:
“Hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan, işe yaramaz, ahmak ve dinsiz-imansız azınlık bir güruh!”
★★★
Dini, yediği haltlara kılıf yapan biriyle ilk kez karşılaşmıyoruz...
Her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu yapıp, sonra da kendilerine itiraz edenlere hakaret yağdıranları çok gördük...
Eminim ki bu yaptıklarının hesabını o da bir gün verecek...
Bu yüzden yaptığı hukuksuz işleri bugünün ya da geleceğin yargısına havale ediyorum...
Ama...
★★★
SÖZCÜ, Halk TV, YENİÇAĞ okurlarına ve izleyicilerine “Hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan, işe yaramaz, ahmak ve dinsiz-imansız azınlık bir güruh” demiş ya...
İşte; o lafları, o densizin boğazına tıkarım!
Sen kimsin haddini bilmeyen, saygısız yaratık?
İşe yaramaz da sensin, ahmak da...
İkide bir dini, imanı diline dolamayı, yasa dışı işlerine kılıf yapmayı da bırak...
Allah bu ülkeyi hatta bu dünyayı senin gibi “sahte dindarlar”dan ve “din tüccarları”ndan korusun!
Bizim okurumuza gelince...
Onlar ülkenin en seçkin, en aydın, en bilinçli, en yurtsever kitlesidir!
Varlıklarıyla yarınlar için en büyük umudumuz olan bu kitleden “güruh” diye söz etmek için insanın aklını peynir ekmekle yemiş olması gerekir.
★★★
Şırnak Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Yusuf Canik’i göreve davet ediyorum:
Milyonlarca gazete okurunu ve televizyon izleyicisini, siyasi görüşleri nedeniyle ötekileştiren ve hedef gösteren Prof. Dr. Abdurrahim Alkış adlı rektör, Türk Ceza Kanunu’nun 216. Maddesi’nde tanımlanan “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ile aşağılama” suçlarını işliyor...
Ölçememe merkezi!
Açık adı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi olan ÖSYM, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda sorulan bir sorunun yanıtını değiştirdi, bir soruyu da iptal etti...
Bu ne demek biliyor musunuz?
On binlerce öğrencinin sıralaması bir anda değişti!
Bu kurumun görevi üniversiteye geçiş veya kamu personeli alımı gibi merkezi sınavları organize etmek...
Doğru sorular sormak, sınav sonuçlarını objektif ve güvenilir bir şekilde hesaplamak...
Adayları, aldıkları puanlara ve tercihlerine göre üniversitelere veya kamu kurumlarına yerleştirmek...
Bu işler için ÖSYM’de çalışan personel sayısı bin kişi.
Ayrıca soru hazırlama, basım, güvenlik ve gözetmenlik gibi görevler için de ülke genelinde 1 milyona yakın geçici personel çalışıyor.
Kurumun 2026 yılı bütçesi tam 2 milyar 714 milyon 475 bin Türk Lirası...
★★★
Gelin görün ki ülkenin en güvenilir kurumlarının başında olması gereken ÖSYM, neredeyse yirmi yıldır “pis işler”le anılıyor...
Çalınan ya da sızdırılan sorular, iptal edilen sınavlar gırla gidiyor...
Yoksul milletin bütçesinden bu kadar para harcayacaksın ama... Bir sınavda sorulacak soruları bile doğru dürüst hazırlayamayacaksın...
Olacak iş değil!
Kısacası, bu kurumun yeniden yapılandırılmasının zamanı çoktan geldi de geçiyor!
Kavun değiller ki!
Butlan Kemal Bey, CHP Genel Sekreter Yardımcılığı’na Soner Çetin’i oturttu...
Kim bu arkadaş?
Özgür Özel ve ekibinin büyük bir zaferle çıktığı 31 Mart Yerel Seçimleri’nde Çukurova Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmediği için partisini karalayan, hatta “CHP ‘yi büyük bir hezimet bekliyor. Özgür Özel partiyi sandığa gömülecek” diyen kişi...
Dediği olmadı ya... Anlaşılan söylediği sözü yerine getirmek, yani CHP’yi sandığa gömmek için bu görevi kabul etti.
★★★
Bu tipleri görünce CHP’de yaşananlara üzülmekten vazgeçiyorum!
İyi ki butlan olayı oldu da bu arkadaşlar pıtırak gibi ortaya çıktı...
Yoksa kavun değiller ki diplerini koklayarak anlayalım!
GÜNÜN SORUSU
Soru İBB Davası’nın 59’uncu duruşma gününde savunma yapan Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’dan, davanın hakimlerine:
ABD’de bir zamanlar beyazların üstünlüğü ilkesi vardı. Bizim ülkemize şimdi ‘ak’ların üstünlüğü mü geldi? Neden yasalar önünde eşit değiliz?