Bir ara seçim teklifini andırıyordu ama oldukça sınırlı bir öneriydi. İstanbul özelinde bir teklif geldi CHP lideri Özgür Özel’den.
“Gel İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bütün belediye meclis üyelerini istifa ettirerek İBB seçimlerini yenilemeye karar verelim” dedi.
Bir yanda süren operasyonlar, tutuklamalar diğer yanda anketler, mitingler... Hepsi sepetin içinde, siyasetin dinamikleri halinde seyrediliyor.
Hepsinden bir çıkarım yapıyor kamuoyu, sokağın sandığa etkisinden ziyade daha dolambaçlı analizler kasılıyor. Duruşma salonundan cep gerçeğine, mitinglerden anket sonuçlarına dek bir örgü halinde değerlendirmeler yapılıyor.
Bu çıkarımların ne derece sağlıklı yapılabildiği kuşkulu. Üstelik her “iki siyasi mahalle” açısından da. Kaldı ki mevzubahis aslında iki mahalle değil, çok mahalle.
Ortada bir seçim teklifi olduğuna göre hatırlatılması gerekenler de var.
İlk kez 2023 seçimleri öncesinde yazmıştım o kulisi, sapına kadar doğru olduğu için en ufak düzeltmeyle dahi karşılaşmamıştı...
Hatırlatayım.
Tarih 13 Ocak 2022.
“Erken yapılacak olan başka bir seçim mi?” şeklindeki soruyu başlığa taşıyarak yazmıştım.
Ve eklemiştim:
“Çok konuşulmayan bir ihtimal daha var... Erken yerel seçim. Yasal zamanı 2024’te değil, 2023’te... Hem Cumhurbaşkanlığı, hem genel, hem de yerel seçimin aynı tarihte yapılabilmesi için Meclis’te aşılması gereken bir engel bulunuyor. Anayasada yerel seçimlerin “5 yılda bir yapılması” hükmü yer aldığından, değişiklik şart. Bunun yapılabilmesi için Meclis’te 367 milletvekilinin oyu gerekiyor.”
O günlerde iktidar içindeki bir gruptan masaya bu teklife getirenler “CHP İmamoğlu-Yavaş tartışmasına gömülür” tahmini de ortaya koymuşlardı. Malum, gerek bile kalmadı çünkü adaylık Kılıçdaroğlu ile çevresinde şekillendi. O yüzden anlaşılan Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu teklifin yüzüne bile bakmamıştı.
Şimdi İstanbul özelindeki CHP teklifinin ciddiye alınıp kabul görmeyeceğini biliyoruz. Ama AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset biçimi hep kontra yaptı bugüne kadar...
Bakarsınız bir an gelir, Türkiye 2027 yaz aylarında sadece genel seçime gideceğini düşünürken yerel seçim sandığı da eklenir. Her şey anketlere, anketler ekonomiye bağlı, ekonomi seçime, seçim ise kimi değişikliklere bağlı...
Burası da Türkiye.
Ezberi bozmak 101
Ülkemizin siyasi ezberlerinin ya yanlış anlatıldığı ya da yanlış tanındığı bir gerçek.
Çevresinde bir tane bile AK Partili arkadaşı olmayan sokaktan oy analizi yapabiliyor, hayatında MHP’li kimseyle selamlaşmamış biri ülkücü camiadan çıkarımda bulunabiliyor. CHP’lileri görmezden gelenler de ha keza oy geçişleri için tahmin satabiliyor.
Makul olanı yitirdiğimiz, kutuplaştırmadan en çok mesleğimizin etkilendiği günlerden geçtiğimiz, partici basın mensupluğunu da bir tezat kabul etmeyip sindirdiğimiz için normal...
Kağıt üstünde artı eksi hesaplarıyla sandık tahmini yapmayı yorumculuk zanneden eskide takılı kalmış figürlerin rağbet görmesi de işin tuzu biberi.
Böyle olunca insanın içinden ne mesleğe dair konuşmak ne etikten bahsedebilmek ne de sorgulamanın kıymetini hatırlatmak geliyor...
Yine de işimizi doğru bildiğimiz şekliyle yapmak, tarihte karşılık bulacaktır. Not düşmüş olalım, yıllardır olduğu gibi.
KÖŞENİN GÖZÜ

Ülkemizde en son 1999’da genel ve yerel seçim sandığı aynı gün kuruldu.
Hatta 1968’de yerel seçimlerle birlikte Cumhuriyet Senatosu için 24 ilde yapılan kısmi birleşik seçim dikkate alınmazsa, yerel ve genel seçimlerin bir arada yapıldığı tek seçimdir.
Herhangi bir konuda “Bir daha olmaz” diyenleri daimi yanıltan Türkiye’de şimdiden bir hatırlatmış olalım...
KÖŞENİN SÖZÜ
“Korkak olduğunu bilmeyen herkes cesurdur.” - Alman atasözü.