Dünyadaki bağımsız ülkelerdeki demokratikleşme ile yarı sömürge ve emperyalizmle iş birliği yapan iktidarların yönettiği ülkelerdeki demokratikleşmenin birbiri ile hiç ilgisi yoktur! Bağımsız ülkelerdeki demokratikleşme, sınıflar arası sosyal, siyasal ve ekonomik ayrımların en aza indirilmesi için verilen mücadeledir. 

Oysaki yarı sömürge ve emperyalizmle iş birliği yapan iktidarların hatta bu iktidarların bölgesel projelerde eşbaşkanlık yaptığı ülkelerde ise demokratikleşme, ülkedeki milleti meydana getiren etnik ve dinsel yapıların birbirinden ayrışması için yürütülmektedir! 

Delil mi istiyorsunuz kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’da BOP kapsamında parçalanan ülkelerdeki sözde demokratikleşme adı ile yürütülen 24 yıllık geçmişe bakın! BOP’ta görevli olanların KCK, Netanyahu, Colani ve son olarak İran’daki işbirlikçi Pezeşkiyan ile ilişkilerine bakın! ABD emperyalizminin başı olan Trump’ın, BOP’ta görevli olanlara yönelik sevgi sözlerinin başka bir açıklaması olabilir mi?

Örnek olarak sözde üniter yapısı korunan Yeni Suriye’nin eğitim politikalarına göz atalım. 23 Haziran’da, BOP’ta Kürdistan kurmakla görevli KCK’ya yakın Fırat Haber Ajansı’nın haberine birlikte bakalım.

Amerikan işbirlikçisi Suriye Geçici Hükümeti Eğitim Bakanlığı, Hatay’dan Federal Irak Devleti sınırına kadar eski Suriye’nin kuzeyindeki kukla devletçiğin, okullarında verdiği, diplomalara yönelik 1617/943 sayılı kararı yayımladı.

BAAS rejiminin Suriye’de düşmesinin ardından kurulan BOP hükümetinin 2024 tarihli 31 sayılı yasası gereği bu diplomaların tanındığı duyuruldu! BOP ve KCK ile bağlantılı tüm bölücü sitelerde haber, Suriye Eğitim Bakanlığı ile özerk yönetim arasında yapılan alınan karar diye veriliyor.

Hani Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlanmıştı hani Suriye bölünmeyecekti! Dil birliği parçalandıktan sonra bir ülke bütün kalır mı? O ülkenin milli marşı hangi dilde okunacak ya da etnik ve dinsel temelde parçalanan Suriye’de herkes kendi dilinde mi okuyacak? Bu gelişmeler etnik ve dinsel temelde federasyona geçilince ve milli marşı herkes kendi dilinde okuyacak demektir. Tabi özerk bölgenin kendi milli marşını da söylemesine kimse ses çıkarmayacaktır. 

Kimse kimseyi kandırmasın. Bir ülkede birden fazla dilde eğitim ve diploma veriliyorsa o ülkede toprak bütünlüğü ve millet birliği yoktur!

Diğer yandan etnik ve dinsel temelde değil yurttaşlık temelinde kurulan hele hele Türkiye gibi emperyalizme karşı verilen “haklı savaş” ile kurulan bir ulus devleti, parçalamak için BOP başkan yardımcılığını yürüten, KCK ele başına özgürlük mitingi yapılıyorsa ne dersiniz? Daha önce iki kez ertelenen bu miting Avrupa başta olmak üzere Ortadoğu’da, KCK’nın egemen olduğu her yerde yapıldı. 

Üstelik BOP’un karşısında olan muhalefet ise çıkmaza sokulmuşsa! Bir yarısı dışarından müdahale ile kendi içinde kavgalı hale getiriliyor ve parçalanması hedefleniyor. Bir yarısı da ülke için bayrak mitingi ile milleti bir arada tutmaya çalışıyor. En önemlisi de Türkiye’nin üniter yapısının bütünlüğü için tüm muhalefetin bir arada durması gereken günler yaşanıyor…

Dışarıdaki gelişmelerden ise hiç kimsenin haberi yok! Bu arada İran kazandı diyenlere de bir bilgilendirme yapma zorunluluğu hissediyorum. Bölücü KCK’nın Avrupa ayağı olan KNK, Avrupa Parlamentosu üyelerinin düzenlediği konferansta, İran’a demokratik öz yönetim daha doğrusu etnik ve dinsel temelde özerklik talep etti. Elbette KCK’nın İran ayağı PJAK da oradaydı!

Önemli bir gelişme de 7 Haziran’da gerçekleşen KNK’nin 24. Genel Kurulu’nda “Kürtlerin BM tarafından bir millet olarak tanınması, Kürt halkına BM'de üye olmayan gözlemci devlet statüsünün verilmesi” kararı alınmasıydı! Gün gelir bu karar BM’den de çıkar…

KCK ele başına özgürlük isteyenlerin “Çerçeve yasa, demokratik toplum yasası, genişletilmiş yerel demokrasi ve özgür yurttaş yasası” dillendirmesine de şaşmamak gerekir. Daha açık ne desinler ki!

Sonuç olarak tüm bunlar, BOP’un hızla ilerlediğinin göstergesidir. Bu şartlar altında 7 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO zirvesi de önemlidir. NATO’nun Rusya’yı hedef alan 2030 Bildirgesi ve Çin’in parçalanma döneminin başlangıcı olacak bu zirve, uzun yıllar konuşulacaktır.

24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması’nın yıldönümünü öncesi bu zirve ile BOP’ta görevlilerine güç verilerek, Türkiye’nin birliğinden yana olan muhalefetin de zayıflatılması hedeflenmiştir…