İskoçya’nın Glasgow kentindeki Kelvingrove ve Hunterian müzeleri, etik kaygılar nedeniyle Mısır mumyalarına ait insan kalıntılarının sergilenme biçiminde değişikliğe gitti. Kelvingrove Müzesi, Rahip Nekht’in mumyalanmış bedenini sergiden kaldırırken Hunterian Müzesi, Lady Shep-En-Hor’un kalıntılarını ziyaretçilerin göremeyeceği şekilde özel bir kumaşla örttü.
BBC'nin haberine göre müzeler, kararların ölen kişilere karşı etik sorumlulukların yeniden değerlendirilmesi sonucunda alındığını açıkladı. Gelişme, Uluslararası Müzeler Konseyi’nin (ICOM) etik kurallarını güncelleyerek insan kalıntılarının doğal saygınlığının korunması gerektiğine dikkat çekmesinin ardından yaşandı.
KALINTILARIN SERGİLENMESİNE RIZA GÖSTERİLİP GÖSTERİLMEDİĞİ BİLİNMİYOR
Kelvingrove Müzesi’ni yöneten Glasgow Life, Rahip Nekht’in kalıntılarının bulunduğu boyalı tabutun sergiden kaldırılmasına gerekçe olarak, merhumun veya mirasçılarının sergilenmeye rıza gösterdiğine ilişkin bir bilginin bulunmamasını gösterdi.
MÖ 1985 ile 1797 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Nekht’in kalıntıları, 20’nci yüzyılın başlarında Orta Mısır’daki Beni Hasan bölgesinde yapılan kazılarda bulundu. Kalıntılar, 1923 yılında Glasgow şehrine bağışlandı.
Müze yönetimi, kararın çağdaş müzecilik anlayışını yansıttığını belirtti. Kurumun hazırladığı yeni insan kalıntıları politikası taslağında, bu tür kalıntıların yalnızca ölen kişinin veya uygun durumlarda mirasçılarının belgelenmiş ve bilgilendirilmiş onayının bulunması halinde sergilenmesi önerildi.
Glasgow Life yetkilileri, antik Mısır’a ait insan kalıntılarının sergiden kaldırılmasının, hayatını kaybeden kişilere daha saygılı bir yaklaşım olduğunu düşündüklerini ifade etti. Luksor’daki Krallar Vadisi’nden çıkarılan mumyalanmış bir erkek başı, sağ ayak ve sağ el de halkın göremeyeceği şekilde sergiden kaldırıldı.
LADY SHEP-EN-HOR’UN KALINTILARI ÖRTÜLDÜ
Glasgow Üniversitesi tarafından yönetilen Hunterian Müzesi ise Lady Shep-En-Hor’un kalıntılarını ziyaretçilerin göremeyeceği şekilde örtme kararı aldı. Müze, Mısır’a ait süslü lahdi sergilemeye devam edecek.
Müze yetkilileri, karar öncesinde Mısırbilimcilerden görüş alındığını ve değerlendirmeler sonucunda Lady Shep-En-Hor’un ölümünden sonra da mahremiyet hakkına sahip olduğu görüşünün benimsendiğini bildirdi.
Yaklaşık 1820’den bu yana büyük ölçüde kesintisiz biçimde sergilenen lahit, geç dönem Antik Mısır cenaze sanatının önemli örneklerinden biri olarak ziyaretçilere açık kalacak. Lady Shep-En-Hor’un kalıntıları ise hiçbir zaman tabutundan çıkarılmadı. Bununla birlikte, son 50 yılda kalıntılar üzerinde röntgen ve bilgisayarlı tomografi (BT) incelemeleri yapıldı.
Müze kayıtlarına göre, 19’uncu yüzyıldaki kazılarda farklı lahitlerden alınan insan kalıntılarının zaman zaman başka tabutlara yerleştirildiği biliniyor. Bu nedenle, tabutun içindeki kalıntıların gerçekten Lady Shep-En-Hor’a ait olup olmadığı konusunda geçmişte farklı görüşler ortaya atıldı.
MÜZELERİN YAKLAŞIMLARI FARKLILIK GÖSTERİYOR
İskoçya’daki müzelerde insan kalıntılarının sergilenmesine ilişkin ortak bir uygulama bulunmuyor. İskoçya Ulusal Müzeleri (NMS), koleksiyonlarındaki insan kalıntılarının sergilenme biçiminde şu aşamada herhangi bir değişiklik planlamadıklarını açıkladı.
NMS’nin koleksiyonlarında İskoçya’dan arkeolojik kalıntıların yanı sıra Mısır ve Peru’dan mumyalanmış insanlara ait örnekler de bulunuyor.
Müzelerin insan kalıntılarını sergileme ve iade etme konusundaki kararları, etik tartışmaların yanı sıra kalıntıların kökeni ve ilgili toplulukların talepleriyle de bağlantılı. Her iki Glasgow müzesi de bir ülke veya kurumdan iade talebi gelmesi halinde kalıntıların geri verilmesi konusunu değerlendireceklerini bildirdi.
ICOM: TEK BİR DOĞRU KARAR YOK
Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM), haziran ayında güncellediği etik kurallarında müzelerin insan kalıntılarının doğal saygınlığını koruması ve bunların önemine saygı gösterilmesini sağlaması gerektiğini belirtti. Kurallar, kararların mümkün olduğunda kalıntıların köken aldığı topluluklarla iş birliği içinde alınmasını da tavsiye ediyor.
ICOM Etik Komitesi’nde görev yapan Profesör Steph Scholten, etik kuralların müzelere yol gösterdiğini ancak her durumda uygulanabilecek tek bir karar öngörmediğini söyledi.
Scholten, etik ilkelerin insan kalıntılarının sergilenmesine ilişkin konuların dikkatle değerlendirilmesini gerektirdiğini belirterek, bütün kalıntıların sergiden kaldırılmasının zorunlu olmadığını vurguladı. Kelvingrove ve Hunterian müzelerinin de kendi değerlendirmeleri sonucunda farklı uygulamaları tercih ettiğini ifade etti.