Aile büyüklerinden kalan evlerin mirasçılar arasında paylaşılması her zaman kolay olmuyor. Özellikle kardeşlerden birinin yıllardır aynı evde yaşaması, diğer mirasçıların taşınmaz üzerindeki haklarını kullanmak istemesiyle anlaşmazlığa dönüşebiliyor.
Bir kişinin miras kalan evde oturuyor olması, tek başına o evin sahibi olduğu anlamına gelmiyor. Tapuda miras bırakan adına kayıtlı olan taşınmaz, mirasçılara miras hükümleri çerçevesinde geçiyor. Birden fazla mirasçı bulunması halinde paylaşım yapılıncaya kadar miras ortaklığı oluşuyor.
Bu nedenle evde yaşayan kardeşin diğer mirasçıların haklarını yok sayarak taşınmaz üzerinde tek başına karar vermesi mümkün değil. Evin satılması, kiraya verilmesi veya başka birine devredilmesi gibi işlemlerde mülkiyetin niteliği ve mirasçıların hakları dikkate alınmalı.
EVDE OTURAN KARDEŞİN HAKKI NE?
Evde yaşayan mirasçının taşınmazı kullanması, diğer mirasçıların mülkiyet hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Ancak evin kullanımına ilişkin değerlendirmede tarafların anlaşmaları, taşınmazın geçmişten beri nasıl kullanıldığı ve diğer mirasçıların bu kullanıma karşı çıkıp çıkmadığı gibi ayrıntılar önem taşıyor.
Diğer mirasçılar evin kullanım şekli konusunda anlaşma yapılmasını isteyebiliyor. Örneğin evde oturan kişinin giderleri üstlenmesi, diğer mirasçılara belirli bir ödeme yapması veya taşınmazın belirli bir süre sonra satışa çıkarılması kararlaştırılabiliyor.
Evde oturan mirasçının elektrik, su, doğalgaz, bakım ve onarım gibi giderleri karşılaması da paylaşım sırasında dikkate alınabilecek konular arasında bulunuyor. Ancak yapılan her masrafın otomatik olarak diğer mirasçılardan tahsil edilebileceği düşünülmemeli. Harcamanın niteliği, zorunlu olup olmadığı ve belgelenmesi önem taşıyor.
ANLAŞMA SAĞLANAMAZSA HUKUKİ YOLLAR AÇIK
Mirasçılar evin kim tarafından kullanılacağı veya nasıl paylaşılacağı konusunda uzlaşamazsa mirasın paylaşılmasını talep edebiliyor. Türk Medeni Kanunu'na göre mirasçılardan her biri, kanuni veya sözleşmesel bir engel bulunmadığı sürece mirasın paylaşılmasını isteyebiliyor.
Mahkeme, terekenin tamamını ve mirasçıların durumunu değerlendirerek taşınmazın aynen paylaşılmasının mümkün olup olmadığını inceleyebiliyor. Taşınmazın bir mirasçıya bırakılması ve diğer mirasçıların paylarının para ile denkleştirilmesi de seçenekler arasında yer alabiliyor.
Taşınmazın paylaşılması mümkün değilse satış yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi gündeme gelebiliyor. Bu durumda satıştan elde edilen bedel, miras payları dikkate alınarak dağıtılıyor. Ancak hangi hukuki yolun izleneceği, taşınmazın mülkiyet durumuna ve talebin kapsamına göre değişebiliyor.
Miras kalan evde uzun süredir oturan kardeş ile diğer mirasçıların öncelikle yazılı bir kullanım ve paylaşım anlaşması yapması, aile içi uyuşmazlıkların büyümesini önleyebilir.
Anlaşma sağlanamıyorsa tapu kayıtları ve mirasçılık belgesiyle hukuki değerlendirme yapılması gerekiyor.