ABD'de artan yaşam maliyetleri, milyonlarca tüketiciyi günlük harcamalarını kredi kartlarıyla karşılamaya yöneltiyor. Ancak yükselen faiz oranları ve kontrolsüz harcamalar, kredi kartı borçlarının hızla büyümesine neden oluyor. Kâr amacı gütmeyen Family Credit Management kuruluşunun Başkanı Michael McAuliffe, ABD'de kredi kartı borçlarının neden arttığını, tüketicilerin bu borç yükünden nasıl kurtulabileceğini ve ödeme güçlüğü yaşayanları bekleyen riskleri anlattı.

ABD'DE KREDİ KARTI BORÇLARI REKOR SEVİYEDE

Broadcast Retirement Network'ten Jeffrey Snyder'ın sorularını yanıtlayan McAuliffe, ABD'de kredi kartı borçlarının rekor seviyelere ulaştığını söyledi. McAuliffe'e göre borçların büyümesindeki temel sorunlardan biri, tüketicilerin kredi kartı harcamalarını ve toplam borçlarını düzenli olarak takip etmemesi.

Yüksek enflasyonun günlük harcamaları artırdığına dikkat çeken McAuliffe, aylık 300-400 dolarlık kredi kartı harcamasının 10 ayın sonunda yaklaşık 4 bin dolarlık borca dönüşebileceğini belirtti.

Uzman, birçok tüketicinin borcunun ne kadar hızlı arttığını ancak ciddi bir seviyeye ulaştığında fark ettiğini ifade etti.

ASGARİ ÖDEME KREDİ KARTI BORCUNU NEDEN ARTIRIYOR?

Kredi kartı borçlarının büyümesinde yüksek faiz oranları önemli rol oynuyor. McAuliffe, tüketicilerin her ay düzenli ödeme yapmalarına rağmen kredi kartlarıyla yeni harcamalar gerçekleştirmeye devam ettiğini söyledi.

Bu durumda yapılan ödemeler, karta eklenen yeni harcamaları karşılamaya yetmeyebiliyor. Yüksek faiz oranları da borcun zamanla katlanmasına neden oluyor.

Programda, ABD'de kredi kartı faiz oranlarının genellikle yüzde 20'li seviyelerde seyrettiğine dikkat çekildi. Yalnızca asgari ödeme yaparak yeni harcamalara devam etmenin borçtan kurtulmayı zorlaştırdığı vurgulandı.

KREDİ KARTINI KAPATMAK MI, KULLANMAYI BIRAKMAK MI?

Kredi kartı borcundan kurtulmak isteyen tüketicilerin öncelikle harcama alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor.

McAuliffe, kredi kartlarının tamamen kapatılmasını önermediklerini ancak mevcut borçlar ödenene kadar yeni harcamaların mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini belirtti.

Uzman, borç ödeme sürecinde en yüksek faiz oranına sahip kredi kartına öncelik verilmesini önerdi. Zorunlu aylık harcamalar karşılandıktan sonra elde kalan paranın yüksek faizli borcun kapatılmasına yönlendirilmesi, toplam faiz yükünün azaltılmasına yardımcı olabiliyor.

Kredi kartı kullanımının zamanla bir alışkanlığa dönüşebildiğini belirten McAuliffe, borç yönetiminin yalnızca finansal değil, aynı zamanda davranışsal bir değişim gerektirdiğini ifade etti.

McAuliffe ayrıca benzin, market ve benzeri günlük ihtiyaçlar için düşük limitli bir kredi kartı kullanılabileceğini, ancak bu kartın borcunun her ay tamamen ödenmesi gerektiğini söyledi.

KREDİ KARTI FAİZLERİ TEK HANELİ SEVİYELERE İNDİRİLEBİLİYOR

Kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılması ve faiz oranlarının düşürülmesi de McAuliffe'in üzerinde durduğu konular arasında yer aldı.

Family Credit Management tarafından yürütülen kâr amacı gütmeyen borç yönetimi programlarında, kredi kartı şirketleriyle tüketiciler adına görüşmeler yapılıyor. Bu görüşmelerde borçların ödenebilir hâle getirilmesi, faiz oranlarının düşürülmesi ve gecikmiş hesapların yeniden düzenli ödeme sürecine alınması hedefleniyor.

McAuliffe, program kapsamında kredi kartı borçlarına uygulanan ortalama faiz oranlarının tek haneli seviyelere indirilebildiğini açıkladı. Programa katılan müşterilerin büyük bölümünün borçlarını beş yıl veya daha kısa sürede kapattığını belirtti.

Bazı durumlarda gecikmiş hesapların yeniden düzenli hâle getirilebildiğini ve ek ücretlerin durdurulabildiğini de sözlerine ekledi.

KREDİ KARTI BORCU ÖDENMEZSE NE OLUR?

Kredi kartı borçlarının ödenmemesi, yalnızca faiz yükünün artmasına değil, kredi notunun da düşmesine neden olabiliyor.

McAuliffe, ABD'de kredi geçmişi ve kredi notunun yalnızca yeni kredi başvurularında değil, işverenlerin değerlendirmelerinde, kamu hizmetlerinden yararlanma ve konut kiralama süreçlerinde de dikkate alınabildiğini hatırlattı.

Kredi kartı ödemelerinin aksatılması kredi notunun kısa sürede düşmesine yol açabilirken, yeniden yükselmesi çok daha uzun zaman alabiliyor. Uzman ayrıca ödeme güçlüğü yaşayan tüketicilerin kredi kartı limitlerinin düşürülebileceğini veya kartlarının kullanıma kapatılabileceğini belirtti.

BANKALAR KREDİ KARTI BORCU İÇİN DAVA AÇABİLİYOR

ABD'de kredi kartı borçlarının tahsili için hukuki yollara başvurulması da borçlular açısından önemli riskler arasında bulunuyor.

McAuliffe, teminatsız borçlara ilişkin davaların arttığını ve alacaklıların geçmiş yıllara kıyasla hukuki süreçleri daha sık başlattığını söyledi.

Yaklaşık 30 yıllık mesleki deneyimine değinen uzman, kredi kuruluşlarının özellikle borcun tahsil edilebileceğini düşündükleri borçlulara karşı dava açma eğiliminde olduğunu ifade etti.

ABD'deki hukuki süreçlerde mahkeme kararı sonrasında borçlunun ücretinden kesinti yapılması da gündeme gelebiliyor. McAuliffe, bu aşamaya gelindiğinde bazı kişilerin kişisel iflas başvurusunu değerlendirmek zorunda kalabildiğini belirtti. Ancak kişisel iflasın krediye erişim ve gelecekteki finansal durum üzerinde ciddi sonuçları olabileceğini vurguladı.

BORÇ YAPILANDIRMASI MI, BORÇ UZLAŞMASI MI?

McAuliffe, borç yönetimi programları ile borç uzlaşması yöntemlerinin birbirinden farklı olduğuna dikkat çekti. Borç uzlaşmasının bazı tüketiciler için uygun olabileceğini ancak önemli riskler taşıdığını söyledi.

Özellikle alacaklılara ödeme yapılmasının durdurulmasının tüketicileri hukuki süreçlerle karşı karşıya bırakabileceğini belirten McAuliffe, bazı ticari borç çözüm şirketlerinin sunduğu yöntemlerin herkes için uygun olmadığını ifade etti. Uzman, tüketicilerin karar vermeden önce bu yöntemlerin olası sonuçlarını ve risklerini dikkatle değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.

ABD'deki kişisel iflas düzenlemelerine de değinen McAuliffe, yaklaşık 20 yıl önce yapılan yasal değişikliklerin iflas başvurusunu zorlaştırdığını söyledi.