FİGEN ÖZTÜRK/ KORKUSUZ- Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, 20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü kapsamında kemik sağlığının korunması, erken tanı ve kırık riskinin azaltılması hakkında önemli bilgiler paylaştı:

Osteoporoz, kemik kütlesinin ve dayanıklılığının azalmasıyla ortaya çıkan, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen bir hastalıktır. 50 yaş üzerindeki her üç kadından biri ve her beş erkekten biri, yaşamının geri kalanında osteoporoza bağlı kırık riski taşır. Özellikle kalça kırıkları, yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürürken ölüm riskini de artırır.

ERKEN YAŞLARDA ÖNLEM ALINMALI

Kemik kütlesinin büyük bölümü çocukluk ve ergenlik döneminde oluşmaktadır. Bu süreçte yeterli kalsiyum, protein ve D vitamini alımı ile kemikleri yük taşıyarak çalıştıran fiziksel aktiviteler büyük önem taşımaktadır. Yetişkinlik döneminde de düzenli egzersiz ve dengeli beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi, kemik kaybının azaltılmasına katkı sağlar. Sigara kullanımından ve aşırı alkol tüketiminden uzak durmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak da kemik sağlığını destekleyen önemli faktörler arasındadır.

KIRIK SONRASINDA YENİ KIRIKLARI ÖNLEMEK GEREKİR

Osteoporoza bağlı bir kırık yaşanması, sonraki kırıklar açısından önemli bir uyarı işaretidir. Kırık sonrasında yeni bir kırık gelişme riski artmakta ve özellikle ilk bir-iki yılda daha yakından takip gerekmektedir. Bu nedenle kırık tedavisiyle yetinilmemesi, altta yatan kemik hastalığının da araştırılması gerekir.

ERKEN TANI KIRIK RİSKİNİ AZALTIR

Osteoporozun tanısında kemik mineral yoğunluğu ölçümü önemli bir yer tutar. DXA adı verilen yöntemle yapılan ölçüm, kemik yoğunluğunun değerlendirilmesine ve kırık riskinin belirlenmesine yardımcı olur. T-skorunun -2,5 veya altında olması, osteoporoz tanısında kullanılan temel ölçütlerden biridir.

Bununla birlikte tedavi kararı yalnızca bu değere göre değil; kişinin yaşı, daha önce kırık geçirip geçirmediği, diğer risk faktörleri ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek verilmektedir.

RİSK FAKTÖRLERİNİ BİLMEK GEREKİYOR

Ailede osteoporoz öyküsü bulunması, boy kısalması, uzun süreli kortizon kullanımı ve erken menopoz gibi durumlar osteoporoz riskini artırabilir. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin hekim değerlendirmesinden geçmesi ve gerekli görüldüğünde kemik mineral yoğunluğu ölçümü yaptırması gerekir.

Kemik sağlığının korunmasında düşmelerin önlenmesi de önemli bir yer tutar. Ev ortamındaki kaygan zeminlerin ve takılmaya neden olabilecek eşyaların düzenlenmesi, yeterli aydınlatmanın sağlanması ve denge egzersizlerinin yapılması, özellikle ileri yaştaki bireylerde düşmeye bağlı kırık riskini azaltmaya yardımcı olmaktadır.

NELER YAPILABİLİR?

Osteoporoz tedavisinde fiziksel aktivitenin artırılması, beslenmenin düzenlenmesi, ihtiyaç halinde kalsiyum ve D vitamini desteğinin sağlanması ve uygun hastalarda kemik kaybını azaltmaya yönelik tedavilerin uygulanması önem taşır. Günlük yürüyüşler, kişinin sağlık durumuna uygun egzersizler ve yeterli güneş ışığından yararlanma da kemik sağlığını destekleyen uygulamalar arasındadır.