Ankara 4. İdare Mahkemesi, Kara Harp Okulu’ndaki kılıçlı yemin soruşturması nedeniyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen dönem birincisi Teğmen Ebru Eroğlu ile ilgili “göreve iade davası”nda ret kararı verdi.
Mahkeme, eylemin “TSK’nın itibarına zarar verdiği ve kamuoyunda güven sarsıcı etki yarattığı” değerlendirmesini yaptı.
★★★
Mehkeme heyetine soruyorum:
Bir: TSK’nın itibarının, bu yemin nedeniyle zarar gördüğünü nasıl ölçtünüz?
Bir “itibarmetre” mi icat ettiniz?
İki: Genç teğmenlerin tekrarladığı ve yıllardır her mezuniyet töreninde edilen o yeminin “kamuoyunda güven sarsıcı etki yarattığına” nasıl kanaat getirdiniz?
Bilimsel bir kamuoyu araştırması mı yaptırdınız?
Yaptırdıysanız, halkın yüzde kaçı ihraç edilen teğmenleri savundu, kaçı onları kınadı?
Örneğin teğmenlerin ettiği o yeminden sonra benim Türk Silahlı Kuvvetleri’ne duyduğum güven azalmadı; aksine arttı.
Milyonlarca insan gibi içimde bir umut yeşerdi.
Bana göre TSK’nın, 15
Temmuz darbe girişiminden sonra azalan itibarı, bu yemin sayesinde milyonlarca kişinin gözünde yükseldi.
★★★
İşte; bu nedenle diyorum ki:
Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin kararı “delillere” dayanmıyor...
Çünkü ortalıkta ne bir “itibarmetre” var, ne de bir
“güvenmetre...”
Kararın tek bir ciddi
dayanağı yok.
Bu yüzden istinaf mahkemesinde bozulacağına ve Ebru Teğmen’in de diğer arkadaşları ve komutanları gibi görevine iade edileceğine adım gibi eminim...
★★★
Şimdi... Gelelim Teğmen Ebru Eroğlu’nun yaptığı savunmaya... Sevgili kardeşim Müyesser Yıldız yazdı; bir bölümü aynen şöyle:
“TSK’da erinden orgeneraline kadar herkes bu yemini etti. Biz TSK’dan uzaklaştırılabiliriz. Üniformamıza, kılıcımıza, kimliğimize el koyabilirler. Ancak kütüğe çaktığım plaket orada duruyor...”
★★★
Ne bir gram korku, ne yarım santim pişmanlık var...
Çünkü o, yaptığının da söylediğinin de Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasına ve yasalarına aykırı olmadığını çok iyi biliyor.
Bu savunma; korkup, tırsıp siyasetçinin emir eri olan
orgenerallere...
Kapak olsun!
Savcılara suçlama!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel dün İBB Davası’yla ilgili ilginç gelişmeleri aktardı...
İtirafçı olan işadamı Murat Kapki’nin mahkemeye, “Baskı gördüm. Bir gün bile burada yatmazsın demelerine aldandım. Tahliye vaadine kandım. Savcıların yönlendirmesiyle doğru olmayan şeylere imza attım” diye dilekçe verdiğini söyledi.
★★★
Kapki’nin bu sözleri; iddia makamını, yani savcıları “sanık” yapar!
Özgür Özel’in de dediği gibi savcıların işi, lehe ve aleyhe tüm delilleri toplamaktır. Hiçbir savcı, sanığı mahkum ettirmek için, diğer şüphelilere rüşvet verir gibi tahliye garantisi veremez...
Bakalım mahkeme heyeti, Murat Kapki’nin bu sözlerini ihbar kabul edip kendisini yalan ifade vermeye zorlayan savcı ya da savcılar hakkında suç duyurusunda bulunacak mı?
Cıs var, cıs...
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Kasım 2021’de partisinin grup toplantısında aynen şunları söylemişti:
“Biz, faiz belasını bu milletin sırtından kaldıracağız. Bu konuda nass ortada. Sana-bana ne oluyor? Bir Müslüman olarak ‘nasslar’ neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu.”
★★★
Bu sözler ekonomide büyük bir felakete yol açtı...
Türk Lirası pula döndü, enflasyon patladı, işsizlik yaygınlaştı. Emekli maaşları ve asgari ücret, sefalet ücretine dönüştü.
Ve bir örnek daha:
Bu sözlerin söylendiği 18 Kasım’da litresi 11 lira olan motorin, bugün savaşın da etkisiyle 78 liraya çıktı.
Motorinin fiyatının sekiz kat artması; yediğimiz hıyardan bindiğimiz dolmuşa kadar her şeyin fiyatının daha da fazla artması demek!
★★★
Peki; yapılması gereken ne?
Tamam; İspanya gibi vatandaşın cebine ek para koymazlar da...
En azından bütün gıda maddelerinden alınan vergileri sıfırlayabilirler.
Peki; yaparlar mı?
Heh, heh, heh...
Asla yapmazlar! Yoksa saraylarının masrafını karşılayamazlar...
Yani... Bugün itibarıyla nass falan yok ama...
Cıs var, cıs!
Saraydakiler yanmamak için dokunamadıkça...
Yanan, biz oluyoruz!
GÜNÜN SÖZÜ
Emniyet Genel Müdürlüğü, son bir haftada terör örgütü PKK’nın propagandasını yaptıkları gerekçesiyle 174 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Sorum kendilerine:
Aaaaa; PKK’nın propagandasını yapmak sahiden hâlâ suç mu? O zaman neden savcılığa başvurup Meclis’in yarısı hakkında fezleke düzenletmiyorsunuz?