Çevremiz insan dolu. Her gün birileriyle tanışıyor, konuşuyor, belki aynı masaya oturuyoruz. Ama içlerinden kaçını yeniden görmek istiyoruz? Kaçının yanında zamanın nasıl geçtiğini unutuyoruz? Kaçına içimizden geçenleri hiç düşünmeden anlatabiliyoruz?
Dışarıdan bakınca herkes sevdiği biriyle berabermiş gibi görünüyor. Fotoğraflarda herkes mutlu, herkes âşık. Oysa birinin hayatında olmakla kalbinde yer bulmak aynı şey değil.
İnsanın kalbi öyle herkese ısınmıyor. İnsan herkesin yanında huzur bulmuyor.
★★★
Gençken karşı cinste bizi etkileyen şeyler daha başka oluyor. Bir bakış, güzel bir gülüş, biraz heyecan yetebiliyor. Zamanla o hayallerin yerini daha somut beklentiler alıyor. Bizi nasıl etkilediği kadar bize nasıl davrandığına da bakıyoruz. Bir anlaşmazlıkta ne yaptığı, öfkelendiğinde nasıl konuştuğu, ihtiyacımız olduğunda yanımızda durup durmadığı önem kazanıyor.
Çünkü güzel sözlerin ardından gelen kırıcı davranışları da tanıyoruz artık. Başlangıçta pek önemsemediğimiz bazı huyların hayatı sonradan nasıl zorlaştırdığını biliyoruz.
Heyecan yine olsun istiyoruz elbette. Kalbimiz yine çarpsın.
Ama her telefon çaldığında içimiz sıkılmasın. Bir şey söylerken “Eyvah, yine kavga çıkacak” diye gerilmeyelim. Sırf düzen bozulmasın diye her şey yolundaymış gibi davranmayalım.
★★★
Aslında istediğimiz şeyler çok sıradan.
Oturup konuşabileceğimiz, saçma bir şeye birlikte gülebileceğimiz, kötü geçen bir günü anlatabileceğimiz biri. Yanında her kelimemizi tartmak zorunda kalmayacağımız, sessiz kaldığımızda da sıkılmayacağımız biri.
Her konuda aynı fikirde olmamız gerekmiyor. İtiraz ettiğimizde sevgisinden bir şey eksilmeyeceğini bilmek yetiyor. Bazen huysuz, bazen yorgun, bazen de sebepsiz yere keyifsiz olabiliriz. Hepimizin kimseyle konuşmak istemediği günleri var. İnsan, böyle günlerde de sevilebileceğini hissetmek istiyor. Sürekli neşeli, anlayışlı ve kusursuz görünmek zorunda kalmadan.
Kısacası güven arıyor. Kendisi olduğu için kaybetmeyeceği bir yakınlık istiyor.
★★★
Bir de yeniden tanışma meselesi var.
Belli bir yaştan sonra insanın hayatını en başından anlatmaya hâli kalmıyor. Neye güldüğünü, neye kırıldığını, neden bazı konularda hassas olduğunu yeniden açıklamak yoruyor. Üstelik karşısındakini de tanıması gerekiyor. İlk günlerde herkesin daha özenli olduğunu biliyoruz. Sözler dikkatle seçiliyor, kusurlar pek ortalıkta görünmüyor. Hepimiz beğenilmek istiyoruz. Asıl tanışma ise ilk anlaşmazlıkta, ertelenen bir planda, işler istediğimiz gibi gitmediğinde başlıyor. Bu yüzden insan yaş aldıkça daha temkinli oluyor.
★★★
Galiba insan yanında “İyi ki yollarımız kesişmiş” diyebileceği birini istiyor. Aradan zaman geçtikten, ilk heyecan durulduktan sonra da aynı şeyi düşünebilmeyi...
Belli bir yaşta bazı hisleri yeniden hissedebilmek çok güzel. Üstelik artık bizi kolay kolay kimsenin heyecanlandıramayacağını düşünürken... Ben böyle bir karşılaşmayı hayatın küçük bir cömertliği sayarım. Böyle sürprizler maalesef sık yaşanmıyor. Denk gelirse gerçekten kıymetini bilmek lazım.