Mondros Mütarekesi imzalanmıştı. Mütareke gereği Almanların, Osmanlıdan ayrılması gerekiyordu. Ahmet İzzet Paşa, Yıldırım Orduları Komutanı, Limon Van Sanders’i İstanbul’a çağıracaktı.

İzzet Paşa, Sanders’e görevi, Mustafa Kemal’e bırakmasını emretmişti. Almanlar, görevi teslim ederken “Artık savaş bitmiştir” dediklerinde, Mustafa Kemal Paşa da “Onlar için savaş bitmiş olabilir. Bizim için yeni başlıyor” diyecekti...

Göreve gelen Mustafa Kemal Paşa, Mondros’un vatan topraklarını işgale izin vereceğini görüyordu! Mondros, Osmanlının işgal edilip parçalanması ile sonuçlanacak dönemin başlangıcıydı! Mustafa Kemal’in bu gördüğünü ise daha kimse görmemişti...

Gerçi Mustafa Kemal’den büyük rütbeli askerlerin, koca koca paşaların da hakkını yememek gerekir. Kurtuluş Savaşı’nda kendilerinden yaşça ve rütbece küçük ancak öngörüsü büyük olan Mustafa Kemal’in peşinden gidecek kadar da koca yüreklidirler...

Mustafa Kemal Paşa, kendine bağlı ordulara, bölgede işgale izin verilmemesini ve silahların teslim edilmemesini emredecekti. Çukurova, Güneydoğu, Suriye ve Lübnan’ı, Osmanlıya bağlayan Toros Tünellerinde de tedbir alınması emrini vermişti.

İşgali gören Mustafa Kemal Paşa, orduyu Adana ve İslahiye’ye çekti. Ne silah bırakıyor ne de işgale izin veriyordu. O günleri şöyle özetliyordu: “Ateşkesten beri birbirini takip eden hükümetlerimizin, memleketin uğradığı haksızlıklara karşı kusurlu ve akılsızca hareketleri aleyhimizdeki yanlış düşünceleri doğrulatmıştır. Örneğin Tevfik Paşa, vatanımızın bir kısmını Ermenistan’a eklemede bir zarar görmemekte idi. Ferit Paşa resmi konuşmalarında Doğu vilayetlerinde geniş bir Ermenistan özerkliğinden söz ettiği gibi Paris’te de güney sınırlarımızın Toros olabileceğini söylemişti. Toros’un güneyinde Arapça konuşulduğunu sanıyor ve Toros’tan da Antakya’ya kadar olan yerlerin Türklerin yerleşmiş olduğunu ve bin yıldan beri Türk kanıyla yoğrulmuş olduğunu bilmiyordu. İşte bu gibi hükümetlerin tavır ve hareketleridir ki milletimizi, geçmişini unutmuş, milletin ve medeniyetlerin bağışladığı haklardan habersiz, kansız, zavallı bir millet olarak tanınmasına yol açmıştır.”

İskenderun Limanın işgaline izin vermemesi üzerine uyarılan Mustafa Kemal Paşa, geri adım atmadı! Sadrazam İzzet Paşa, İngiliz ve Fransızlar ile çatışmayı göze alamamıştı. Çözümü, Yıldırım Orduları Komutanlığı’nı ve 7. Orduyu lağvetmekte buldu! Mustafa Kemal Paşa da Genelkurmay Başkanlığı’nda görevlendirilerek İstanbul’a çağrılacaktı.

(Genelde Mustafa Kemal Paşa’nın Yıldırım Orduları Komutanlığı’ndan istifa ettiği algısı yaygındır. Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Komutanlığına bağlı 7. Ordu komutanlığına atandığı zaman, yıl 1917 idi. Dönemin Yıldırım orduları Komutanı Alman General Falkenhayn’ın, bölgeyi Alman sömürgesi yapmak için düşman aşiretler ile çalıştığını ve Yıldırım Orduları Komutanlığı’ndan alınmasını önerecekti. İttihat Terakki, teklifi kabul edilmeyince de istifa edecekti. İşte bu istifadaki haklılığı, O’nun daha sonra 1918’de Yıldırım Orduları Komutanı olarak atanmasına neden olacaktı. Dolayısıyla Mondros sonrası istifa etmedi ve Adana, Hatay, Maraş, Antep ve Urfa’da, Müdafaa-i Hukuk çalışmalarını başlattı.)

Genelde ilk kurşun denince akla, 1919 İzmir gelmektedir. Oysaki ilk kurşun da düşmana buradan atılacaktı!

Dörtyol, 11 Aralık 1918’de işgal edilmişti. İlk kurşun, 19 Aralık’ta Karakese köyünde, Özerlili Hoca Ömer oğlu Mehmet Çavuş (Mehmet Kara) tarafından atıldı! Mehmet Kara çok geçmeden şehit düşecek ancak emrindeki Kara Hasan Paşa mücadeleyi sürdürecekti. Kara Hasan okuma yazma bilmese de Atatürk kendisine hep “Paşa” diye hitap edecekti...

Sonuç olarak, o gün bugündür güneyimizde kargaşa sürüyor... Atatürk’ün yolundan sapıldığında, neler olacağını da yaşayarak öğreniyoruz!