Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla tekrar partinin başına geçirildiği günden beri her fırsatta yazdım: “Hiç zaman yitirmeyin, hemen yeni bir parti kurun!” Kimisi “Parti içinde kalıp mücadele edelim” dedi, kimisi biraz beklemeyi önerdi.
Ama kaybedilecek her gün, ülke siyaseti açısından büyük sakıncalara gebeydi.
Örneğin iktidar bir baskın seçim kararı alırsa, Kılıçdaroğlu yönetimi partiye tarihinin en büyük hezimetini yaşatabilirdi. Butlan kararıyla çaresiz kalan ve demoralize olan milyonlara yeni bir umut gerekiyordu...
***
Haklarını yemeyelim:
Özgür Özel ve arkadaşları bir yandan CHP’yi butlancılardan kurtarmak için tüm yasal yollara başvururken, diğer yandan yeni parti çalışmalarını yürüttü...
Sonuçta da sadece iki ay üç gün gibi kısa sayılabilecek bir zaman diliminde Yeni Parti’yi kurdular ve 91 milletvekili ile ana muhalefet partisi olma hakkını elde ettiler.
***
Bu başarının iki nedeni var:
İlki, halkın önemli bir bölümünün tutunacak bir dal araması...
İkincisi de Özgür Özel’in inanılmaz kararlılığı, çalışkanlığı ve dik duruşu... Bu duruş halka büyük güven verdi.
Yani... Tarihte çok az görüldüğü bir şekilde Yeni Parti’yi halk kurdurttu... Adını bile halk koydu.
***
Şimdi Özgür Özel’in önünde zor ama onurlu bir yol var.
Bu yolda önünü kesebilecek, halkın güvenini azaltabilecek, bugünkü coşkuyu dindirecek tek tehlike, “güç zehirlenmesi...”
Yani tıbbi terimiyle Hubris Sendromu...
Nedir Hubris Sendromu?
Bireylerin elde ettikleri makam veya yetkiyle gerçeklikten kopması...
Kişinin kendisini kuralların ve sıradan insanların üstünde görmesi...
Asla yenilmeyeceğine inanmaya başlaması...
Empati yeteneğini kaybetmesi...
Başkalarının fikirlerine, duygularına önem vermemesi...
Ahlaki sınırları hiçe sayması...
Belirtileri ise...
Aşırı kibir, gereksiz risk alma eğilimi ve eleştirilere tamamen kapalı olma...
***
Kimse olmaz demesin; biz tam 23 yıldır Hubris’in kurbanlarıyız...
Ne çekiyorsak, ne yaşıyorsak, hep Hubris yüzünden!
Şimdi bir ikincisini yaşamaya ne kalbimiz yeter, ne de ömrümüz...
O yüzden tam milyonların umudu olduğu şu günde Özgür Özel’i uyarıyorum:
Hubrise dikkat et...
Her sabah güne başlarken Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e nasihatini oku... Ve son satırını asla aklından çıkarma!
“Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!”
***
Yolunuz açık, halkla ilişkiniz hep bugünkü gibi olsun!
EVLATLARINA ÇAĞRI!
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen ve gittiği her yerde protesto edilen Kemal Kılıçdaroğlu, “Ben halkın arasında siyaset yapıyorum. CHP’nin içindeki tartışmalar beni hiç ilgilendirmiyor” dedi.
Birinci satırı yanlış bilgi; yani yalan...
İkinci satırı, delilik hali!
Neden mi?
Bir: Önceden belirlenmiş AKP’li bir-iki esnafı ziyaret etmek ya da koruma ordusunun eşliğinde birkaç tarım işçisiyle konuşmak halk içinde olmak değildir. İki aydır adının geçtiği her yerde “Hain Kemal” diye bağrılıyor.
Eğer “halk”tan kastı, Gürsel Tekin, Faik Öztrak, Gülizar Biçer Karaca, Gamze Akkuş İlgezdi, Erdoğan Toprak, Barış Yarkadaş ise... Ne diyeyim; kendisine hayırlı olsun!
İki: “CHP’nin içindeki tartışmalar beni hiç ilgilendirmiyor” demiş ya...
Adam genel başkan ama...
Partisiyle ilgili tartışmalar onu ilgilendirmiyormuş...
Peki; ilgilendiği konu ne?
AKP’nin verdiği görevi eksiksiz yerine getirmek!
***
Ne yazık ki Kemal Bey yaptığı hiçbir şeyin farkında değil!
Evlatları Kerem’e, Aslı’ya, Zeynep’e sesleniyorum:
Babanızı zapt edin!
GÜNÜN SORUSU?
Özgür Özel’in CHP’den istifa ederek Yeni Parti’yi kurduklarını duyurduğu dakikalarda Butlan Kemal Bey’den dikkat çeken bir paylaşım geldi. Kılıçdaroğlu, paylaştığı bu videoda Ekrem İmamoğlu’nun mitinglerde yaptığı “kol sıvama” hareketini taklit ediyordu...
Sorum kendisine:
“Gençliğimiz vaaaar” diye de bağıracak mısınız?
SIRA LOZAN’DA MI?
Lozan Barış Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin 24 Temmuz 1923’te imzalanan tapu senedidir...
Bu anlaşmayla topraklarımızın yağmalanmasını öngören Sevr Antlaşması yırtılıp atıldı.
Geçmişte yaptığı, Lozan’ı eleştiren açıklamalarını unutmadığımız Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine de her yıl bir mesaj yayınlar, Lozan’ın yıldönümünü kutlardı.
Aradım, taradım; cumhurbaşkanlığının resmi internet sitesinde bu yıl yayınlanan böyle bir mesaj bulamadım.
Yayınlandıysa şimdiden özür dilerim; demek ki ben bulamadım!
Yayınlanmadıysa sorum Cumhurbaşkanı’na:
Her yıl yayınlardınız. Bu yıl ne değişti?
Yoksa Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Lozan’ı da mı tarihten siliyoruz?