Hepimiz dünyaya yalnız geliyor, yalnız ölüyoruz. Ancak insan hayatta kalabilmek ve neslini sürdürebilmek için diğer insanlarla birlikte yaşamak zorunda.
Belki de bu yüzden tarih boyunca insanlar kabileler kurdu, mahalleler oluşturdu, komşuluklar geliştirdi, arkadaşlıklar ve dostluklar edindi.
Çünkü insan anlaşılmaya, paylaşmaya, ait hissetmeye ve sevilmeye de ihtiyaç duyuyor.
★★★
Hayatın yükü paylaşıldıkça hafifler. Güzel bir haberi anlatacak kimseniz yoksa sevinciniz eksik kalır. Acıyı paylaşacak bir omuz bulamazsanız yükünüz ağırlaşır.
Ayrıca insan, kendini biraz da başkalarının gözünde tanır ve geliştirir. Bu yüzden etrafımızdaki kişilerle birlikte vakit geçirmekten hoşlanırız.
Aynı okulda okuduğumuz, aynı iş yerinde çalıştığımız, aynı masada kahve içip ortak anılar biriktirdiğimiz birçok insan vardır. Ancak hayatımıza giren herkes aynı yerde durmaz.
Kimisi tanıdıktır, kimisi arkadaştır, kimisi ise dost...
★★★
Bazıları dostlukla arkadaşlığı karıştırır, herkese dostum der. Oysa herkes arkadaş olabilir ama herkes dost olamaz.
Dostluk bambaşka bir şeydir.
Dostluk güven üzerine kurulan, karşılık beklemeyen, zamanın ve mesafenin eskitemediği bir bağdır. Sadakat ve emek ister.
Her dost önce arkadaştır; ama her arkadaş dost değildir.
★★★
Genelde dostluğu, zor zamanınızda yanınızda olan kişi olarak tanımlarlar.
Bence dostluk yalnızca kötü günlerde omuz vermekle ölçülmez. Asıl zor olan, bir insanın iyi gününde de içtenlikle yanında olabilmektir.
Başarısını kıskanmadan alkışlamak, mutluluğunu kendi mutluluğu gibi yaşayabilmek, önemli anlarında gerçekten sevinebilmek herkesin harcı değildir.
Çünkü bir insanın başkasının acısına ortak olması için illa sevgi gerekmez. Empati kurabilen her insan karşısındakinin çektiği zorluk ve acılar karşısında üzüntü duyar.
Ama sevincine ortak olmak egoyu, kıskançlığı ve rekabet duygusunu bir kenara bırakmayı gerektirir.
Gerçek dost, sizin düştüğünüzde elinizden tutan kadar, yükseldiğinizde bunu gönülden kutlayan, başarınızı gölgelemeye çalışmayan ve en mutlu günlerinizde de samimiyetle yanınızda olabilen kişidir.
Bence dostluğu sıradan arkadaşlıktan ayıran en önemli fark da budur.
★★★
Gerçek dost, sizi kusurlarınızla tanır ama buna rağmen hayatında tutmayı seçer. Onun yanında rol yapmadan, olduğunuz gibi davranabilirsiniz.
Belki de bu yüzden gerçek dost sayısı hiçbir zaman fazla olmaz.
Özellikle yaş ilerledikçe insanın çevresi sadeleşir. Yüzlerce tanıdık arasından geriye sadece birkaç kişi kalır. Bunun nedeni, zamanın insanlara eninde sonunda gerçeği göstermesidir.
Samimiyetsiz kişiler yavaş yavaş elenir; geriye yalnızca güven duyduklarınız kalır.
★★★
Ben bu konuda kendimi şanslı hissedenlerdenim.
Hayatım boyunca birçok insan tanıdım, pek çok arkadaş edindim. Ama bugün dönüp baktığımda, sayıları az da olsa gönül rahatlığıyla güvenebildiğim, iyi günümde de kötü günümde de yanımda olacaklarını bildiğim dostlarım var.
Sanırım insanın gerçek zenginliği de burada gizli.
Çünkü hayatta önemli olan, telefon rehberinizde kaç kişi olduğundan çok, gecenin bir yarısı hiç çekinmeden arayabileceğiniz kaç dostunuz olduğudur.