Geçmişte çocuk olmak bugünkünden çok farklıydı.
Çocuklar bakkala, fırına, eczaneye tek başına giderdi. Okula kardeşiyle ya da arkadaşlarıyla yürüyen, saatlerce sokakta oynayan çocuklar vardı. Anneler pencereden seslenene kadar eve dönülmezdi.
Bugün ise birçok anne baba çocuğunu birkaç sokak ötedeki markete bile yalnız göndermeye çekiniyor. Sokakta arkadaşlarıyla saatlerce oynamasına izin vermek bir yana, okuldan eve tek başına dönmesi bile endişe konusu olabiliyor.
Trafik, şiddet, taciz, istismar, kaçınılma korkusu... Insan çocuğunu hangisinden koruyacağını şaşırıyor.
Bu yüzden şimdiki çocuklar biraz "ev tipi çocuklar" oldu. Vakitlerinin büyük bölümünü evde, bilgisayarın, tabletin, telefonun ya da oyun konsolunun başında geçiriyorlar.
Sonra da "Bizim zamanımızda sokaklarda oynardık, şimdiki çocuklar bilgisayar başından kalkmıyor" diye onlardan şikayet ediyoruz.
İyi de çocuklar ne yapsın?
***
Bir arkadaşım 12 yaşındaki oğluyla arasında geçen bir konuşmayı anlatmıştı. Oğlu, arkadaşıyla yanlarında büyük olmadan sinemaya gitmek istemiş. Arkadaşım izin vermemiş tabii. "Olmaz, yalnız gidemezsiniz. Daha küçüksünüz” demiş.
Çocuk şaşırmış. "Ne olacak anne? Ben kız değilim ki. Erkeğim, bana tecavüz edemezler" demiş.
İnsanın içini acıtan bir cümle.
Çünkü daha 12 yaşındaki bir çocuk "tecavüz” kelimesini biliyor. Ama diğer bütün çocuklar gibi öyle saf, öyle temiz ki... Dünyanın ne kadar kirli bir yer olabileceğini hayal bile edemiyor. Kötülüğün yalnızca kız çocuklarını hedef aldığını, erkek olduğu için güvende olduğunu düşünüyor. Çocuk işte...
***
Doğal olarak arkadaşım oğluna gerçeği bütün çıplaklığıyla anlatamamış. Çünkü ona erkek çocuklarının da cinsel istismara uğrayabileceğini, hatta bazen çocuklanın en güvendikleri insanlar tarafından istismar edildiğini nasıl anlatacaktı?
Öğretmenlerin öğrencilerine, akrabaların çocuklara, yetişkinlerin kendilerine emanet edilen küçücük insanlara bunu yapabildiğini nasıl söyleyecekti?
Hatta istismara uğramak için değil erkek, insan bile olman gerekmediğini, eşeğe, keçiye, kediye, köpeğe, tavuğa, hatta damacana bidonuna bile tecavüz edenlerin olduğunu nasıl anlatsın. "Olmaz biraz daha büyü öyle" diyebilmiş.
***
Çocuklara kendilerini korumayı öğretmek gerekiyor.
Ama bunu yaparken onun dünyaya duyduğu güveni tamamen yok etmemek gerekiyor. Asıl zorluk işte burada. Çocuğa "İnsanlara güven" diyorsunuz ama "Herkese güvenme" diye eklemek zorunda kalıyorsunuz.
"Öğretmenine saygı duy" diyorsunuz ama "Seni rahatsız eden bir dayranışı olursa mutlaka bana söyle" diyorsunuz.
"Akrabaların seni sever" diyorsunuz ama "İstemediğin hiç kimsenin sana dokunmasına izin verme" diye öğretiyorsunuz.
"Yardım isteyen birine yardım et" diyorsunuz ama tanımadığı biri yardım istediğinde onunla hiçbir yere gitmemesi gerektiğini de anlatıyorsunuz.
Bir yandan iyi insan yetiştirmeye çalışırken bir yandan kötülüğe karşı tetikte olmayı öğretiyoruz.
Ne acı bir çelişki...