Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras hakkında 1 yıl 3 ay 18 gün hapis cezası verildi.
Gerekçe, TÜSİAD Genel Kurulu’nda 13 Şubat 2025 tarihinde yaptıkları konuşmalar...
İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’ne göre bu iki isim, “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçunu işlemiş...
Peki; nasıl işlemişler bu suçu?
Ne demişler de halkı yanıltmışlar?
İşte; o toplantıda söyledikleri:
★★★
- “Son dönemde yaşanan gelişmeler toplumda derin endişe yaratıyor.”
- “Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyum atanıyor.”
- “Bir siyasi parti lideri (Ümit Özdağ) hakkında önce soruşturma başlatılıyor, sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor.”
- “Tüm sorunların temelinde hukuka olan güvenin sarsılması yatıyor.”
- “Modern devletin temelinde hukukun üstünlüğü vardır. Burada sorun varsa her yerde sorun çıkar.”
- Kartalkaya’da 78 kişi yanarak öldü. Yangın çıkabilir ama 78 kişi ölmez. Ölüyorsa nedeni usulüne uygun yapılmayan binalar ve denetimsizliktir.”
- “İliç’teki altın madeninde 9, Soma’da 301 kişi hayatını kaybetti. Tüm bu ölümlerin arkasında tesis sahiplerinin yönetmeliklere uygun yatırımları maliyet nedeniyle yapmaması ve denetim eksikliği var.”
- “Tutukluluk hali istisna değil kural haline gelmiştir. Kişiyi bir gün dahi olsa özgürlüğünden mahrum edecek tutuklama ve adli kontrol kararlarının ne denli titiz verilmesi gerektiğini yıllar sonra gelen tahliyelerde, beraat kararlarında görüyoruz.”
- “Mehmet Şimşek’in ekonomi programına destek veriyoruz ama her şey yolunda değil. Enflasyonla mücadelenin hızlanması gerekiyor. Artık daha hızlı netice almalıyız. Yoksa stres birikiyor.”
- “İhracatçı kan ağlıyor. İthalatın cazibesi artıyor. Başka ülkelerde hammaddeyi daha ucuza alan, krediye daha ucuza erişen rakiplerimizle biz nasıl rekabet edebiliriz?”
- “Kamunun da özel sektör şirketleri ve vatandaşlarımız gibi eşit düzeyde kemer sıkması şart.”
- “Disiplinsizlik suçuyla teğmenler hakkında ihraç kararı alınıyor fakat deprem, yangın, taciz, kadın cinayeti, iş kazası gibi kamuoyunda infial yaratan nice olayda ya suçlular bulunmuyor ya da kısa sürede serbest kalıyor.”
- “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, şirket kurmaktan daha kolay hale geldi.”
★★★
Elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin.
Bu eleştirilerin, durum tespitinin hangisi yanlış!
Hangisinde “yanlış bilgi alenen yayılıyor?”
Bana göre asıl amaç, TÜSİAD’ı susturmak...
“Zaten herkes konuşup eleştiriyor, bir de sen çıkma” demek...
Aslında 1 yıl 3 aylık ceza da bu anlama geliyor:
“Eğer beş yıl içinde bir daha konuşursan, yanarsın... Sus ve ortalığı karıştırma!”
★★★
Bir gün TÜSİAD başkanlarını savunacağım, ölsem aklımın ucuna gelmezdi. Bunu da yaşadım ya...
Artık hiçbir şeye “O kadar da olmaz” demem!
Savcı ve sanık!
Kara Harp Okulu’nu 1988’de birincilikle bitiren Levent Ergün’ün adı, albay rütbesindeyken ve KKTC’de görev yaparken Balyoz Kumpas Davası’na karışmıştı.
Hani dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Ben bu davaların savcısıyım” dediği davaya...
Levent Ergün hemen yurda döndü, savcılığa ifade verdi. Salıverilmesi beklenirken “sahte olduğu sonradan ortaya çıkan delillerle” tutuklanarak Hasdal Cezaevi’ne konuldu.
Tam üç yıl hapis yattı.
FETÖ’cü hakim ve savcılar tarafından 3.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak bu karar Yargıtay tarafından bozuldu.
Levent Ergün de TSK’daki görevine döndü.
O, bugün orgeneral...
Ayrıca Genelkurmay İkinci Başkanı...
Önceki akşam Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda verilen iftarda Cumhurbaşkanı’nı karşılayan yüksek rütbeli subaylar arasındaydı.
★★★
Çok merak ediyorum, acaba “o davaların savcısı”, bu ilginç buluşmada, “sanık”tan kuru bir özür diledi mi?
Siz siz olun en zor durumda bile umudunuzu soldurmayın...
Çünkü hayat, sürprizleri sever!
GÜNÜN SORUSU
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürerken, bölgedeki Kürtlerin olası rolü tartışma konusu oldu. Irak Cumhurbaşkanı’nın
Kürt eşi Shanaz Ahmed, “Kürtleri rahat bırakın, biz kimsenin paralı askeri değiliz” dedi. Kendisine iki sorum var:
Bir: Arkanızda ABD’nin para ve silah desteği olmasaydı Irak’ta Saddam’ı devirebilir miydiniz?
İki: Türkiye’de “ABD’nin verdiği silahlarla” on binlerce kişiyi katleden, ABD’li subaylarla kol kola fotoğraf çektiren PKK’lılar da mı ABD’nin paralı askeri değil?