Korkusuz
Can Ataklı

Faizler yüzde 17’ye çıkabilir

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Faizler yüzde 17’ye çıkabilir


Bir kurtarıcı gibi İngiltere’den ithal edilen Mehmet Şimşek, bakan olmasının üzerinden 15 gün geçmesine rağmen hala tek kelime bile söylemedi.

TÜSİAD’ı ziyaret etti kayda değer olarak ama oradan çıkarken de bir açıklama yapmadı.

Medya, TÜSİAD yönetiminin yakınmalarını öğrendi sadece.

Gerçi bakan çıkışta birkaç kelime etti ama onlar da ekonomideki beklentiler açısından pek kayda değer değildi.

Kurtarıcı gibi algılanması ister istemez bazı beklentileri de beraberinde getiriyor.

En önemli konu faizlerin ne olacağı.

Başta saray medyası olmak üzere iş dünyası ve finans çevreleri farkında olarak/olmayarak Mehmet Şimşek’i göklere çıkarırken aslında Erdoğan’ı ağır bir eleştiri bombardımanına tutuyor.

Bu çevrelerdeki yaygın beklenti ekonomideki kâbus döneminin bitecek olması.

Bu nedenle “Ayakları yere basan ekonomiden” söz ediyorlar örneğin.

“Piyasa koşullarına uygun ekonomik önlemlerin alınacağı” söyleniyor.

“Ekonominin rasyonel hale getirileceği” beklentisi yüksek.

Asıl beklenti ise bu konularda ilerleme sağlanabilmesi için faiz oranlarının yükseltilmesi.

Gerçi Erdoğan “Şimşek ve ekibini kabullendik ama düşük faiz ve düşük enflasyon hedefinden vazgeçeceğimizi kimse beklemesin” diyerek biraz hayal kırıklığı yarattı ama buna rağmen faizlerde ciddi bir artış olacağı söyleniyor.

Merkez Bankası bile “piyasa anketinden yüzde 15’ler düzeyinde bir faiz beklentisi oluştuğunu” açıkladı.

Financial Times hafta sonunda bir Türkiye analizi yayınladı.

Adam Samson imzalı raporda Merkez Bankası’nın 22 Haziran’da faiz oranını yüzde 17 olarak açıklayacağını ileri sürdü.

Geniş bir ekonomik analizin yayınlandığı raporda Adam Samson yüzde 8.5 olan politika faizinin yüzde 17’ye çıkarılması ile birlikte biraz nefes alınacağını doların ise TL karşısında biraz daha değerleneceğini öngörüyor.

Piyasa beklentileri de doların biraz daha değerlenmesi ve 27-28 lira çizgisinde uzun süre kalacağı yönünde.

Bu arada ekonomik değişime daha radikal açıdan bakan finans çevreleri ise faizin yüzde 30’larda olması gerektiğini ileri sürüyorlar.

Tabii bütün bunlar 22 Haziran Perşembe günü yapılacak Merkez Bankası aylık toplantısında açığa çıkacak.

YENİ ÖĞRENDİM

Hafize Gaye Erkan, İstanbul Erkek Lisesi’ni birincilikle değil, ikincilikle bitirmiş


Merkez Bankası başkanlığına atanan Hafize Gaye Erkan’ın hayat hikayesinde “İstanbul Erkek Lisesi’ni birincilikle bitiren” ibaresi vardı.

Ben dahil herkes bu bilgiye göre yazdı yazılarını veya konuştu.

Oysa Erkan benim de mensubu olduğum bu okulu birincilikle değil ikincilikle bitirmiş.

Elbette böyle köklü bir okulu ikincilikle bitirmek de çok büyük başarıdır, orası ayrı.

Ama aynı dönem birinci olan öğrenciye yapılmış bir haksızlıktır bu.

Eski okul yıllıklarından mezuniyet töreninde okulu ilk üçte bitiren öğrencilerin okul müdürüyle çekilmiş fotoğrafını buldum.



Buna göre okul birincisi Erdem Yörük’ün not ortalaması 10.

Yörük’ü çok az farkla Gaye Erkan izliyor. Not ortalaması 9.93.

Buraya kısa bir not gireyim.

Bir YouTube konuşmamda “Hafize Gaye Erkan muhtemelen Hafize adını kullanmıyordur. Hafize aile büyüklerinden birinin adıdır” demiştim. Ama daha sonra Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi “Yeni Merkez Bakası Başkanı, Hafize adını kullanmayanlara çok kızıyor. Hafize adının önemi var, çünkü babaannesinin adıymış, bu nedenle özellikle Hafize adının kullanılmasını istiyor” diye yazmıştı. Oysa fotoğrafta da göründüğü gibi Erkan’ın adı okul yıllığında Gaye olarak geçiyor.

Okul üçüncüsü ile Efe Erdem 9.93 not ortalamasını tutturmuş. Üçüncü olması sanıyorum yönetimin diğer özellikleri nedeniyle kullandığı bir taktir hakkı.

Fotoğraftaki diğer kişi ise dönemin Okul Müdürü Kadriye Ardıç.

MERAK ETTĞİM ŞEYLER

Merkez Bankası Başkanı’nı kim getirdi?


Ekonominin başına Mehmet Şimşek’in getirileceği belli olduktan sonra piyasalara Hafize Gaye Erkan adı da bomba gibi düşmüştü.

Şimşek henüz göreve atanmadan önce adı duyulan Erkan’ın ABD’de “Müthiş Türk kızı” olarak tanındığı haberleri yayınlandı.

Doğal olarak herkes Hafize Gaye Erkan’ın Mehmet Şimşek’in ekibinden olduğunu düşündü.

Ayrıca Erdoğan da “ben ekip çalışmamasını severim, Mehmet Şimşek’in de bu yönde çalışmasını kabullendik” diyerek bu algıyı pekiştirmişti.

Ancak geçen günler içinde Hafize Gaye Erkan hakkında yeni bilgiler geliyor.

Örneğin Erkan, meğer Katar Şeyhi’nin de finans işlerini yönetiyormuş.

Bir anlamda Katar parasını yönetin kişiymiş.

Kulislerde Hafize Gaye Erkan’ın bizzat Mehmet Şimşek tarafından bulunmadığı, Katar Şeyhi’nin ricası üzerine Merkez Bankası Başkanlığı’na atandığı söyleniyor.

Henüz yalanlanmayan bu iddialar doğruysa Erkan yine bakan Şimşek’in ekibinden değil, hatta muhtemelen kendisine danışılmadan bu göreve atandı.

Böyleyse Şimşek daha ilk adımlarını atmadan iki önemli kurumun başındaki kişilerle “zorunlu” çalışmaya” zorlanmış oluyor.

Erkan’ın yanı sıra BDDK Başkanı olan Merkez Bankası eski Başkanı Şahap Kavcıoğlu da Şimşek’ten habersiz atanmıştı.

Bİ SORALIM BAKALIM

Mehmet Şimşek danışmanlık şirketini kapattı mı?


Bütün gözler Hazine ve Maliye bakanlığı koltuğuna oturan Mehmet Şimşek’te.

İngiliz vatandaşı olan Şimşek’in ne yapacağı merakla bekleniyor.

Tabii 15 gün geçmesine rağmen Şimşek’in hala ciddi bir adım atmamış olması ister istemez “Erdoğan ile arasında bazı pürüzler mi var?” sorusunun sorulmasına neden oluyor.

Bunun yanı sıra Mehmet Şimşek’in göreve gelmeden önce yaptığı kişisel işleri de merak konusu.

Şimşek İngiltere ve Katar merkezli çalışıyor.

Hem kendi danışmanlık şirketi var hem de birçok yabancı şirkete finans danışmanlığı yapıyor.

Peki Mehmet Şimşek Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirildikten sonra bu işlerini bıraktı mı?

Örneğin şirketini kapattı mı ya da birine devretti mi?

Bu konularda bilgi sahibi değiliz.

Büyük bir ülkenin tüm ekonomisini sırtlanan bir kişinin kendi hesabına yabancı şirketler için danışmanlık yapması etik bir tutum olamaz. Şimşek’in bu konularda da açıklama yapması gerekiyor bana göre.

KOMİK

Günün en “tuhaf  matrak” haberi


Bilmiyorum önceki günkü Hürriyet’in manşetini gördünüz mü?

Başlık şöyleydi; “Türk CEO’ya karartma”

Haberin özeti şu: Tufan Erginbilgiç İngilizlerin en büyük markalarından biri olan Rolls-Royce’nin CEO’suymuş. Yani şirketi patron gibi yöneten kişisi. Uçak motorundan gemi pervanesine kritik sektörlerde faaliyet gösteren Rolls-Royce’un bir numaralı ismi maalesef şirketin İngiliz ulusal güvenlik konularını ilgilendiren ve gizlilik gerektiren uygulamalarına erişemiyormuş.

Gazete, “Şirketin nükleer denizaltılarla ilgili işleri diğer üst düzey yöneticilerin kontrolünde, Tufan Erginbilgiç yönettiği organizasyonun tüm sırlarından haberdar değil” diye yazmış.

Gerekçesi ise Erginbilgiç’in Türk vatandaşı olmasıymış.

Hürriyet haberi manşet yaparken muhtemelen “Batı ülkelerinin Türklerden ne kadar korktuğunu” anlatmak ve böyle bir algı yaratmak istemiş.

Gazete bu saçmalığı manşetine taşırken aslında haberin içinde işin gerçeği var.

Her ülkenin olduğu gibi İngiltere’nin de ulusal savunma konularında hassasiyetleri var.

İngiliz hükümeti ile şirket arasında yapılan sözleşmede bu tür hassas konularda İngiliz vatandaşı olmayanların bu tür gizli bilgilere ulaşamayacağı maddesi varmış.

Nitekim şirkette yine çok üst düzeyde çalışan ABD’li kişiler de aynı kapsamdaymış.

Kendini medyanın amiral gemisi gibi tanımlamaya kalkan bir gazetenin sırf iktidara yaranmak ve kamuoyunun beynini yıkamak için bu tür haberler yazmaya kalkışması çok tuhaf bir komiklik ama aynı zamanda ibretlik bir olaydır. Sonuçta bir dünya devinin bir numaralı ismi olacak kadar başarılı olan bir Türk mühendis, sırf bu yaranmacı propaganda sonucu küçük düşürülmüştür.