Ahmet Takan
19 Mart 2021

Etrafımızda kongrelerden daha önemli işler oluyor!..


HDP’ye açılan kapatma davası… Biden, Putin’e “katil” dedi…

İç gündem, dış gündemle adeta “Ben daha önemliyim” yarışına girdi…

Siyasette sinirler iyice gerildi…

AKP hükümetleri özellikle 2011’de başlayan Arap Baharı hareketlenmesiyle başta Irak, Suriye, Doğu Akdeniz, Libya olmak üzere dış politika konularını iç politikada ağırlıklı gündem malzemesi yaptı. Dış politikamızı, diplomasimizi destekleyecek milli güç unsurumuz askerimiz yani Türk Ordusu dış politikanın ana unsuru haline getirildi.

Biden’ın ABD başkanı seçilmesi sonrasında AB’nin de ABD ile birlikte hareket edeceğinin ortaya çıkması, ABD’nin küresel politikalarında askeri çözümler ve darbeler değil diplomasiyi ön plana çıkaracağını beyan etmesi, insan hakları, kadın hakları, ifade özgürlüğü gibi konuların ana dış politika ekseni olacağını bildirmesi saray iktidarının dış politikasını ‘U’ dönüşlerine zorluyor.

Ancak, ilginçtir, dış politikada şimdi yeni yönü belirleyecek konular, iç politika kaynaklı konular. İşte, açıklanan reform paketleri bunun en belirgin göstergesi. Trump yönetimi, diğer ülkelerde demokrasi insan hakları vs. gibi konulara değil kâr-zarar eksenli bir yaklaşımla dış politika yürütürken Biden yönetimi evrensel demokratik değerler, insan hakları, ifade özgürlüğü gibi konularda diğer ülkelere müdahale edecek bir yaklaşım sergileyeceğini (benzer dış politika önceliği AB tarafından da hayata geçirildi) ortaya koyması saray iktidarını özde olmasa da görüntüde değişikler/makyajlar yapmaya zorladı. Çünkü, yıllardır dış politikanın iç politika malzemesi yapılması yanlışlığı, içeride yaptıklarınızın dış ilişkilerinizi etkileyecek ana konular olmasına yol açtı. Bu yanlışlıklar, iç işlerimize müdahil olunmasının da önünü açacak bir noktaya geldi!..

★★★

İçerdeki baskın kongreler havasından bir an için sıyrılalım… Etrafımızda neler olup bittiğini anlayabilmek için sağlıklı analizlere ihtiyacımız var. Savunma, güvenlik, dış politika analisti, emekli Deniz Kurmay Albay Cahit Armağan Dilek’in görüşlerine bir kez daha kulak verelim;

-NATO’nun 2030 vizyonunda, örgütün siyasi yönünün ağırlık kazanması hedefleniyor. Bu kapsamda NATO sözleşmesinde yer alan demokrasinin kurum ve kurallarıyla işleyip işlememesi, insan hakları, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi konular önümüzde dönemde Türkiye’nin NATO üyeliğini de tartışmaya açacağını şimdiden söyleyebiliriz.

-Biden, koltuğa oturduktan sonra ilk konuştuğu liderlerden biri olan Putin’e “katil” dedi ve bedelini ödeyeceğini söyledi. Biden’ın bu çıkışına Putin, Washington’daki Rus Büyükelçisini danışmak için geri çağırarak cevap verdi. İki süper güç ilişkileri bir anda gerginleşti. Bırakalım birbirlerini yesinler deme lüksümüz yok. Fiiller tepişir ama ezilenler başkası olur.

Zaten, ABD ile ilişkiler adeta kırmızı ışıkta durmuş gibi. Rusya ile ilişkilerde ise kırmızı ışık yanıp sönüyor. Yani hareket alanımız çok sınırlı.

-Rusya ile enerji alanında işbirliği alanımız artıyor gibi gözüküyor ama Rus inisiyatifinde. 2 yıl öncesine kadar doğal gaz ihtiyacımızın yarısından fazlasını karşıladığımız Rusya’dan ithalatımız düşüyor. Türkiye, doğal gaz ihtiyacının yaklaşık yarısını artık LNG olarak alıyor ve bunda da ABD öne çıkıyor. Rusya ile Suriye ve Libya’da sıkıntılı bir denge var. Koordinasyon var ama karşı kutuplardayız. Suriye’deki durum pamuk ipliğine bağlı.

-ABD ile ise neredeyse sanki sadece rutin işler yapılıyor. Biden yönetiminin ikinci ayı biterken sadece Blinken’ın Çavuşoğlu ile ve Biden-Erdoğan’ın güvenlik danışmanlarının telefon görüşmesi oldu. Biden, henüz Erdoğan’ı aramadığı gibi aynı ittifakta olmalarına rağmen Savunma Bakanları arasında temas olmadı. Görünen o ki, Türkiye S-400’den vazgeçtiğini resmen açıklamadan bu üst düzey temaslar olmayacak. İlişkiler hiçbir ilerleme olmayacak.

-ABD Türkiye ilişkileri gergin. ABD adeta Türkiye’yi yok sayan bir tavır sergiliyor. Aynı ABD ise, -bizim 3-4 yıldır söylemekten dilimizde tüy bitti- Yunanistan’ı tamamen askeri üs haline getiriyor. Yani, Yunanistan ve tabi ki GKRY ABD’nin ileri karakolu veya ileri harekat üssü haline geliyor. Bu haliyle ABD, Yunanistan’ı özel müttefiki haline dönüştürüp adeta ikinci bir İsrail yaratıyor. Üçüncü bir İsrail de Irak ve Suriye kuzeyindeki PKK/YPG yapısı vasıtasıyla hayata geçiriliyor.

★★★

-Çevremizdeki ABD’nin konumu böyleyken Washington kulislerinde Biden’ın 24 Nisan mesajında sözde Ermeni soykırımını tanıyacağı iddiaları da konuşuluyor. Bunun yanında ABD’nin PKK/YPG’ye askeri ekonomik siyasi desteği artarak devam ediyor.

-Ancak, Türkiye’yi yok sayan, S-400’ten vaz geçilmezse ilişkilerde milim ilerleme olmayacağını açıkça beyan eden ABD’nin Afgan hükümetiyle Taliban arasındaki görüşmelere Türkiye’nin ev sahipliği yapmasını istemesi bana şaşırtıcı geldi. Bazı yorumcular bunun Türk-Amerikan ilişkilerinin hareketlenmesinde bir başlangıç olabileceğini söylüyor. Evet, Türkiye Afganistan’da asker bulunduruyor, hem Afgan hükümeti hem Taliban Türkiye’ye kaeşı düşmanca tavır sergilemiyor. Ancak BM gözetiminde yapılacak Afganistan görüşmelerine dahil edilmeyen Türkiye’nin daha önce Katar’da yapılan Afgan-Taliban görüşmelerine ev sahipliği yapması çok da anlamlı ve önemli gözükmüyor.

-Bu gelişme bana Ağustos 2020 başlarında Arap basınında çıkan bir haberi hatırlattı. İki haber sitesinde  (https://thelevantnews.com, https://www.alaraby.co.uk/) gördüğüm haberlerde Kandil’e giden bir ABD heyetinin PKK’dan Türkiye’nin Suriye topraklarına müdahalesi için bahaneler vermemesi için Suriye kuzeydoğusundaki PYD/YPG ile bağlantılarını kesmelerini istediğini, PKK’ya Afganistan ve Taliban müzakere projesine benzer barış projesini teklif ettiği iddia ediliyordu.

Bu haberin doğruluğunu teyit etmek mümkün değil. Ancak, yukarıda ifade ettiğimiz gibi Türkiye’yi yok sayan, bölgesinde istikrarsızlık unsuru gören, Türkiye’nin hassas noktalarıyla oynayan ABD’nin uluslararası bir krizde Türkiye’ye bir rol veriyor olması şüphe uyandırıyor. Türkiye’de, ABD ve AB’nin de sıkça olmasını istediği gibi, yeni bir çözüm sürecinin başlayıp başlamayacağının sıkça tartışıldığı bir süreçte, Türkiye’nin Afgan-Taliban görüşmelerine ev sahipliği yapmasının istenmesinin hiç de masum olmadığını düşünüyorum.

-Unutmayalım. Birçok şeyin göründüğü gibi olmadığını her an yaşayıp tecrübe ediyoruz.

★★★

Ulu Tanrı, tüm şehitlerimizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar.  Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Etrafımızda kongrelerden daha önemli işler oluyor!..
Ahmet Takan