1 Mayıs... Dünyanın her yerinde bayram; bizde polis dayağı, biber gazı, barikat, kelepçe, TOMA, insanlık dışı muamele, gözaltı...

Bıktık!

Bu güzel ülke, bu ilkelliği hak etmiyor.

Bu şiddeti, bu öfkeyi, bu kini, bu nefreti...

Dün sadece Taksim’e yürümek isteyen 370 kişi gözaltına alındı.

Neymiş; işçiler, öğrenciler, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler bu meydanda bayram kutlayamazmış!

Taksim’e çıkıp, 34 canın aramızdan alındığı 1977 1 Mayıs’ını anamazmış!

★★★

Yasalara, anayasa bakarsanız bu kutlamalar için hiçbir engel yok...

Ama ülkeyi yöneten siyasetçilerin kendileri, anayasaya aykırı...

Onlardan aldıkları “kanunsuz emri” uygulayan bürokratlar, polis şefleri anayasaya aykırı...

O meydanlara çıkıp şarkı söylemek, dans etmek, halay çekmek isteyen gençlere, kadınlara saldıran, döven,
hastanelik eden polisler anayasaya aykırı...

Atatürk anıtının önünü bariyerlerle çevirip insanların Atalarına ulaşmasını engelleyen İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü anayasaya aykırı...

★★★

Laf olsun da sütunlar dolsun diye yazmıyorum bu “Anayasaya aykırı”ları...

Anayasa Mahkemesi bu 1 Mayıs’tan hemen önce bir karar verdi:

İki yıl önceki 1 Mayıs’ta, Saraçhane’den Taksim’e yürümek istediği için tutuklanan üç kişi için “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın ihlal edildiğine oybirliğiyle...

“Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme” hakkının ihlal edildiğine de oy çokluğuyla karar verdi.

★★★

AYM, 58 gün tutuklu kalan başvurucular hakkındaki ihlâl kararının gerekçesinde aynen şunları belirtti:

- Tutuklamalar hukuki değil...

- Başvurucuların barışçıl bir gösteriye katıldığı açık...

- Bu tutuklamalar toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği anlamına gelir.

- Sonuç: Devlet, başvuruculara 300’er bin lira tazminat ödeyecek...

★★★

Bu karar dünkü olaylardan bir gün önce alındı ve açıklandı.

Peki; bir işe yaradı mı?

Hayır...

İktidar, Anayasa Mahkemesi’nin bazı kararları gibi bu kararını da umursamadı!

Devleti yönetenler, onların emirlerini uygulayanlar adeta, “Parası neyse verir, yine döveriz”  dedi...

Parlamentoda temsil edilen bir partinin, Türkiye İşçi Partisi’nin Genel Başkanı Erkan Baş’ın gözüne biber gazı sıkıldı.

Kadınlar saçlarından tutularak yerlerde sürüklendi.

Gençlerin ağzı burnu kırıldı.

★★★

Vatandaş yasalara, anayasaya uymazsa, devlet gereğini yapar!

İyi de bugün devleti yönetenler anayasayı umursamıyor...

Yasaya gerek bile duymadan ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle yönetiyor...

Yasama da yürütme de yargı da onların elinde...

Peki; bu durumda bizi, yani onlar gibi düşünmeyen vatandaşları onların şerrinden kim koruyacak?

★★★

Bayramdan falan çoktan vazgeçtik de...

Ne yazık ki bu soruyu saracak hale geldik!

Anayasa Mahkemesi’nin kararları da para etmiyorsa... Maaşlarını ödediğimiz “elemanlarımızın”, bize insan gibi davranmaları için hangi gücü devreye sokacağız?

Toplatılan pankart!

İzmir’deki 1 Mayıs kutlamalarında SOL Parti’nin açtığı “Kaderimizi biz belirleriz... Yanke Go Home... Bağımsız, Saraysız-Saltanatsız Bir Ülke Kuracağız” yazılı pankart polis engeline takılmış...

SOL Partili falan değilim...

Ama bu pankarttaki her sözcüğün altına imzamı atarım.

Çünkü bu sözcüklerin hepsi Atatürk ve arkadaşlarının birinci hedefi olan “tam bağımsız Türkiye”nin olmazsa olmazları...

Kaderimizi bizden başka kim belirleyecek? Bunun neresine itiraz edersin İzmir Emniyet Müdürü?

Bağımsızlığa mı karşısın?

Yoksa saltanattan mı yanasın?

Ve en önemlisi ABD’nin polis müdürü müsün ki “Yanke Go Home”dan rahatsız oldun?

★★★

Özgürlükler, omzunda her apolet taşıyanın kafasına göre belirleyeceği sınırlarla tanımlanamayacak kadar yüce bir değerdir.

O pankartı toplatan İzmir Emniyeti’nin başına, bu değerin hatırlatılmasında yarar var!

GÜNÜN SORUSU

AKP’li milletvekili ve bakanların yıllardır yapamadığını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş yapmış... Çarşıya pazara çıkarak esnaf ziyaretinde bulunmuş... Ama küçük bir farkla: Türkiye’de değil, doğup büyüdüğü ve vatandaşı olduğu Belçika’da... Sorum kendisine:

Kısmetse Türkiye’de de aynı şeyi yapacak mısınız?