Trabzon’un Vakfıkebir ilçesinde “Vatandaş Soruyor, Başkan Cevaplıyor” başlığı altında bir toplantı düzenlenmiş...
Vakfıkebirliler sorunlarını ve taleplerini dile getirecek, Belediye Başkanı Fuat Koçal da bunları yanıtlayacakmış...
Masa kurulmuş, mikrofonlar hazırlanmış, kameralar kayda başlamış... Başkan Bey oturmuş, yanına da AKP İlçe Başkanı Ahmet Uzun’u oturtmuş...
Beklemişler, beklemişler ama katılımcı sayısı bir türlü artmamış...
Bunun üzerine Belediye Başkanı Fuat Koçal, AKP İlçe Başkanı’na sormuş:
“Muhtarların hepsi geldi mi?”
Uzun’un yanıtı, açık olan mikrofondan çevreye gürül gürül yayılmış:
“İki metreküp beton…”
“Hepsi gelirdi değil mi?”
***
Diyeceksiniz ki, “Vakfıkebir 30 bin nüfuslu küçük bir ilçe... Başkanlar saçmalamış... Niye bunu büyütüyorsun?”
Büyütmüyorum...
Keşke büyütebilsem, büyütebilsek...
Olay küçük falan değil, AKP zihniyetinin ta kendisi! Bu arkadaşların 24 yıldır yaptığı bu:
“Erzak dağıt, üye olsunlar...
Para ver sandığa gelsinler...
Kumanya dağıt, işsiz çocuklarına iş vaat et, askere gidecekler için torpil ayarla!
Yetmedi mi ceplerine market çeki koy...
Kömür ver, elektrik parası alma, suyu bedava içir...
Yeter ki AK Parti’yi desteklesinler...
Yeter ki yanımızda olsunlar...
Yeter ki iktidarımızı sürdürmemizi sağlasınlar...”
***
Biz yazınca kızıyorlardı...
Neymiş?
“Halkı küçümsüyormuşuz, hakaret ediyormuşuz; onların seçmenleri kendilerine cüzdanla değil vicdanla bağlıymış... Asla dağıttıkları şeyler için desteklemiyorlarmış AK Parti’yi...”
Ne oldu?
Açık kalan mikrofon aracılığıyla tüm Türkiye’ye yayılan bu itirafı şimdi nasıl gizleyeceksiniz?
***
“Canım alt tarafı bir ilçe başkanı...”
Hayır efendim, üst tarafı da ilçe başkanı!
Yanındaki de belediye başkanı...
Yani bu “ganimet dağıtma işi”ni tabanda yıllardır hayata geçiren kişiler...
Toplantıya çağırdıkları halde gelmeyen muhtarlar için ne diyor AKP İlçe Başkanı?
“İki metreküp beton dağıtacağım desen sıraya girerlerdi!”
***
Yıl 2026...
Türkiye’nin iktidar partisinin bir ilçe başkanı ile bir belediye başkanı, halka dağıtılan rüşveti ve rüşvet sayesinde nasıl iktidarda kaldıklarını işte böyle anlattı...
İsteyen önemsemesin, istemeyen yok saysın!
Ama ne yazık ki gerçek tam da bu!
***
ÖĞRETMENE İŞKENCE!
Her 24 Kasım’da güzel sözlere boğduğumuz öğretmenlerin günlerdir dövülmelerine, yerlerde sürüklenmelerine seyirci kalıyoruz.
Atanmayı bekleyen, bu yüzden açlık grevine başlayan 10 öğretmen, dün Meclis’in önünde ters kelepçeyle gözaltına alındı.
Peki ne diyorlar?
• Atanıp işimize başlayalım!
• Özel sektörde hiçbir öğretmen asgari ücretin altında çalıştırılmasın!
• SGK primleri eksik yatırılmasın!
• Bir an önce taban maaşı sistemine geçilsin!
• Atamalarda mülakata son verilsin!
• Öğretmenlere yönelik şiddete karşı önlem alınsın!
Sen misin bunları isteyen?
O zaman bu iktidar seni döver!
Çünkü bu arkadaşlar eğitim düşmanı, aydınlanma düşmanı, emek düşmanı.
Keşke bunu dayak yiyerek anlamak zorunda kalmasaydın sevgili öğretmenim.
GÜNÜN SORUSU?
CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, yeni parti kurma olasılığı için sık sık, “felaket senaryosu” tanımını kullanıyor. Sorum kendisine: CHP mi daha önemli, Türkiye mi? Türkiye için kurtuluş yolunu açacaksa, bu olasılık için neden durmadan felaket senaryosu” deyip duruyorsunuz?
Sanatçıları da böldüler!
Bazı ünlü sanatçılar, CHP’nin butlan yönetiminin şarkılarını kullanmasını yasaklayınca...
Çoğu tanınmamış isimlerden oluşan başka bir grup bildiri yayınladı ve diğer grubu çok sert bir şekilde eleştirdi...
Sonra da Butlan CHP’sine tam yetki verdi:
“Bizim şarkılarımızı kullanabilirsiniz!”
Bu listedeki imzaların en başında da devrimci sanatçı Rahmi Saltuk geliyor. Zaten diğerlerinin hiçbirini tanımıyorum.
Açtım telefonu “Nedir bu işin aslı?” diye sordum.
***
“Evet, CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek beni aradı ve şarkılarımı kullanıp kullanamayacaklarını sordu. Ben de kullanabileceklerini, hiçbir hak talep etmeyeceğimi söyledim. Ancak yayınlanan o sert bildiriden haberim yok. Ben kimseyi kınamadım. Sadece kendi şarkılarıma, üstelik yazılı olarak izin verdim. Hepsi bu...”
***
Şimdi geriye şu soru kalıyor: Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Selda Bağcan, İlkay Akkaya, Suavi, Grup Yorum, Sabahat Akkiraz gibi sanatçıların ağır bir şekilde eleştirildiği o metni kim kaleme aldı? Altında imzaları bulunan sanatçıların kaçı o sert sözlere gerçekten onay verdi?