Bu ülkede değişmez bir kural vardır; “kahraman” bir günde “hain”e dönüşür... Arkasından koşan milyonlar birden bire düşman olur.
Ancak...
“Hain” diye damgalananlar, bir yerlerini yırtsalar asla bir daha “kahraman” olamaz...
Çünkü akıllarda hep bir soru kalır:
“Acaba?”
***
Özgür Bey...
Bu halk sizi çok sevdi.
Kararlılığınızı... Çalışkanlığınızı... Vefanızı... Azminizi takdir etti.
CHP’de “genel başkan” olduğunuzda “hiç” olmasanız bile...
“Hiçe yakın”dınız... Sadece partililer tarafından seviliyor, sayılıyordunuz... Bugün ise tüm Türkiye sizi tanıyor; milyonların umudu haline geldiniz...
Yani artık “çok”sunuz... Eğer size inananlara ihanet etmez, daha öncekiler gibi onları hayal kırıklığına uğratmazsanız “en çok” olacaksınız...
Ama...
***
Umut cam gibidir Özgür Bey...
En ufak bir taşla kırılır, paramparça olur.
Kum gibi dağılır!
Geriye sadece, bir daha asla bir araya getirilemeyecek parçacıklar kalır...
Sizden öncekiler... Yani Deniz Bey de Muharrem Bey de Kemal Bey de kendilerine bağlanan umudu paramparça etti. Milyonları hayal kırıklığına uğrattı.
Sadece bu kadarla olsa yine iyi... “Bu ülkede hep kötüler kazanır” algısının yayılmasına, umudun rafa kaldırılmasına neden oldu her üçü de...
***
Şimdi onlar gitti; siz varsınız... Belli ki iktidar yargısı, Amerikan desteği, kurulu düzenin güçlü aktörleri tamamen karşınızda...
Sizi yok etmeye ant içmiş gibiler.
Onların kurallarıyla oynayarak bu oyunu kazamazsınız Özgür Bey...
Kötülerle başa çıkamazsınız...
Farkında mısınız bilmem; dört yandan kuşatıldınız...
Arkadaşlarınız partiden ihraç ediliyor, ünvansız ve beş parasız kalıyorsunuz.
Miting yapacak hal bile bırakmıyorlar.
***
Eğer siz de sizden öncekiler gibi “proje” değilseniz...
Asıl niyetiniz milyonlarca iktidar karşıtını oyalayıp, yumurta kapıya dayandığında, “Ne yapalım bizi güçsüz ve çaresiz bıraktılar. Yenildik” diye ağlayıp bir kenara çekilmek değilse...
Gelin arkanızdaki insanlardan yükselen sese kulak verin.
Bırakın pisliklerinde boğulsunlar...
Bir tabela uğruna, milyonların umudunu bir kez daha kırmayın Özgür Bey...
***
Anladık; CHP’yi çok seviyorsunuz... Tamam; baba ocağınız... Ama bu halkın yaklaşık yüzde 35-40’ının da şu anda tek umudu, gelecekle tek bağı, yaşam enerjisi, siz ve arkadaşlarınızsınız...
Gelin bir de siz, “Bu da sattı bizi” dedirtmeyin.
Gelin; “kahramanken hain olanlar”ın arasına katılmayın.
***
Tekrar edeyim:
Kahramanla hain arasındaki çizgi çok incedir...
Asla unutmayın!
GEL DE GÜVEN!
Geçen Cuma günü yayınlanan “Bedavacı Gürsel Bey” başlıklı yazımda, CHP’nin İstanbul kayyumu Gürsel Tekin’in Bodrum’da kiraladığı dairenin kirasını 4 yıldır ödemediğini yazmıştım.
Gürsel Bey bir açıklama yapmış ve “52 metrekarelik minik bir daire” demiş...
Medyaradar’dan Ercan Öztürk konunun üzerine gitmeye devam edince, dairenin 155 metrekare olduğu anlaşılmış...
Evin sadece salonu 65 metrekareymiş...
***
Bu arkadaş yıllardır siyaset yapıyor...
Hem de Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu CHP’de...
Şimdi de arkasına AKP medyasını ve hukukunu alarak CHP’yi işgal edenlerin başını çekiyor...
Kirasını ödemediği daire için “52 metrekare” diyor; o bile doğru çıkmıyor!
Gelin de bu adamlara güvenin... Üç kuruşluk kira için kendini bu kadar küçülten biri, koca CHP’yi avucunun içinde tutmak için ne yapmaz?
BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ!
İktidara yakın özel maden şirketlerinde; sömürü de işçi direnişi de bitmiyor.
Bu kez Edirne’deki Kiremitçiler Grubu’na ait Özşen Madencilik’in 24 işçisi, maaşlarını ve tazminatlarını aylardır alamadıkları için açlık grevi yapıyor.
Hem de yerin bin 200 metre altında.
Daha da acısı ne biliyor musunuz?
Madencilik şirketinin yönetim birasından, çevrede bekleyen madenci yakınlarının üzerine ateş açıldı!
Yetmedi; yerin bin 200 metre altındaki madencilerin yer üstündekilerle iletişimi kesildi.
***
Madenciler çok şey gördü ama bu kadarını onlar bile ilk kez yaşadı. Bir madenci diyor ki, “Bu şirket, devletten büyük teşvikler aldı. Devlet neden bizim sorunlarımızla ilgilenmiyor?”
Temiz adam; bilmiyor ki devlet dediği mekanizma zaten işverenin emrinde...
Niye işçinin derdiyle uğraşsın ki?
GÜNÜN SORUSU?
Sadece 14 yaşında olan ve evden ekmek almak için sokağa çıkan Berkin Elvan, 13 yıl önce bugün polis memuru Fatih Dalgalı’nın silahından çıkan kurşunla ağır yaralandı. Aylarca bitkisel hayatta kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te vefat etti. Polis memuru, 8 yıl süren yargılamadan sonra 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı ama “Polise talimatı ben verdim” diyen siyasetçi yargılanmadı. Sorum size: Adalet yerini buldu mu?